Amasyalıdır. Cemalîzâde Mahmûd Çelebi bin İbrâhim Çelebi bin el-Hâc Mehmed Çelebi bin Mevlânâ Fahreddîn İlyâs bin Mevlânâ Cemâleddîn İbrâhim el-Aksarâyî mahdûmu ve Şeyhülislâm Zenbilli Alî Efendi’nin amcazâdesidir.
Amasya’da fuzalâdan İbrîzâde Muhyiddîn Mehmed Cendîzâde Rükneddîn Ahmed Çelebilerden tahsîl-i ulûm edib tab’ ve meşrebinde tasavvufa meyl-i azîm olduğundan hulefâ-yı Halvetîyeden Pîr Abdullah Çelebi sohbetine cân attı.
Ba’dehû Pîr-i müşârün-ileyhin işâretiyle Tokat’a gidip Pîr Mehmed bin Tâhirü’l-Halvetî sohbetine koştu. Orada bir kaç yıl riyâzât-ı şakka içinde tefeyyüz etdi. Tâhirzâdenin 867 senesi zilhiccesinde vefâtı üzerine Seyyid Yahyâ eş-Şirvânî nezdine gitmek üzere Erzincân’a gitdi.
Erzincân’dan kalkıp iki konak gitdiği hâlde Seyyid Yahyâ eş-Şirvânî hazretlerinin irtihâlini haber aldığından dönüp Erzincân’da müşârün-ileyhin hulefâsından Pîrî Halîfe’nin hizmetini ihtiyâr ederek orada kaldı. Andan tekmîl-i tarîk [162] edib Amasya’ya geldi.
“Hâce Sultân” demekle meşhûr Hâce Şemseddîn Ahmed Çelebi kendisine pek ziyâde meclûb olduğundan Dârü’s-selâm Mahallesi üstünde âlî bir zâviye binâ edib meşîhatını buna verdi. Bütün emlâkin bu zâviyenin mesâlihine vakf edib fukarâsını iskân ve it’âm etdi.
Zühd ü takvâsıyla, ilm u kemâliyle kendisini ulemâya ve halka sevdirdi. Amasya vâlîsi iken Sultân Bâyezîd aralık aralık tekkesini teşrîf ederek ihsânlar ederdi. Sultân-ı müşârün-ileyhin cülûsunda mu’âvenet-i ma’neviyyesi sebk eylediğinden 887’de kırk mürîdânıyla beraber bütün mesârif-i seferiyesini tesviye ederek Hicâz’a gönderdi.
Avdette yine vazîfe-i irşâd u tezkîrine devâm edib 903’de Gümüşlüzâde Pîr Abdurrahmân Çelebi’nin irtihâli üzerine Şehzâde Sultân Ahmed’in şeyhi olduğu hâlde 908 senesi evâ’il-i muharreminde dâr-ı kudse irtihâl etdi. Tarîk-i Hâc’da irtihâli de mervîdir.
Gayet âbid, zâhid, müteşerri’, müttakî, âlim, sahî [163] vâ’iz, nefesi mü’essir, mazınne-i kerâmet bir şeyh-i âlî-himmet idi. Edebiyât-ı Arabîye ve Fârisiyyeye vâkıf olup Mevlânâ Celâleddîn Rûmî’nin Mesnevîsinden iki beyt-i meşhûru şerh edib “Şerh-i dü beyt-i Celâlî” tesmiye etdi.
Bu risâleyi Arabça yazıp dîbâcesinde sebeb-i şerhini şöyle anlatıyor:
و لکن هللاألقی فی قلب هذا الفقيربسبب تذكرةموالنای أعظم وأکرم أعنی القاسم المدرس فى مدرسةمن المدارس
االماسية أ أنشرح لها شرحا الخ²³³
Bu risâleyi 888’de yazdı.
Mahdûmları Bedreddîn Mahmûd, Şemseddîn Ahmed Efendiler de meşâhîr-i ulemâ ve meşâyîhdendir. Bunlara ve evlâdına “Çelebizâdeler” denir. Mahmûd Efendizâde eş-Şeyh Hayreddîn Hızır Efendi de ma’rûfdur. Bunun oğulları Mehmed, Alâaddîn Alî Efendilerdir.
Mehmed Çelebi ahfâdından el-Hâc Ömer Efendi bin Sun’ullâh bin Ahmed bin Mehmed Çelebi kibâr-ı fuzalâdan olup 1095’de ve mahdûmu kibâr-ı kudâttan Abdülhalîm Efendi 1127’de vefât etdi. Eş-Şeyh Alâaddîn Efendizâde Şemseddîn Ahmed Efendi [164] ve bunun mahdûmu Mustafa Efendi de ulemâdandır. Bunun evlâdından Amasya müftüsü Çelebizâde el-Hâc Hüseyin Efendi 1192’de vefât etdi. Bunun mahdûmu es-Seyyid Abdullah Efendi’dir.
Çelebi Halîfe hazretlerinin hulefâsı pek çoktur. Meşhûr olanları şunlardır: Birâderzâdesi eş-Şeyh Muhyiddîn Mehmed Efendi bin Kâsım Çelebi kendi yerine kâ’im olup Hâce Sultân tekkesi şeyhi oldu. 915’de vefât etdi.
Eş-Şeyh Üveys el-Halvetî, eş-Şeyh Hayreddîn Hızır el-Amasî, eş-Şeyh Kâsım el-Halvetî, eş-Şeyh Alâaddîn Alî el-Uşşâkî, eş-Şeyh Hayreddîn Hızır et-Tokâdî, eş-Şeyh Sünbül Sinâneddîn el-Merzifonî, eş-Şeyh Sinâneddîn el-Erdebilî. Kaddesallâhü esrârahum.