Amasyalıdır. Ulemâdan Îsâ Efendi’nin mahdûmudur. [384] Amasya’da Şeyhü’l-harem Sinan ve Bahşîzâde Fâzıl Yahyâ Efendilerden vesâ’ir ulemâdan tahsîl-i ulûm edib bir müddet ders-i âm oldu. Akrân ve emsâli gibi sonra İstanbul’a gidip Mü’eyyedzâde Abdulkâdir Şeyhî Efendi’den mülâzım oldu.
İstanbul müderrisliğini ihrâza müteheyyi iken Koca Mustafa Paşa dergâhı şeyhi meşhûr Alacahisarlı Necmeddîn Hasan Efendi âsitâne-i feyzine mülâzemet ederek tedrîsden ferâgat ve tarîkat-ı Gülşeniyyeden ahz-ı hilâfet etdikten sonra şeyhinin izn ü icâzetiyle Amasya’ya avdet eyledi.
Bu esnâda Ahî Sa’deddîn zâviyesi meşîhati mahlûl olduğundan uhdesine tevcîh edilerek halkı irşâda muvâzabet ve Hacı Kutlu Şâh mescid-i şerîfinde va’z ü nasîhat etdi. Zâviyenin ta’âmiyyesini tamâmıyla fukarâ-yı mürîdâna hasr u tahsîs edib kendi zirâ’at etdiği tarlasının hâsılâtıyla idâre-i ma’îşet etdi.
Son zamânlarında ulemâ ve halkın ricâsıyla haftada bir gün Sultân Bâyezîd câmi-i şerîfinde va’z ü nasîhat edib esnâ-yı va’zında halkın sayhası câmii inletir, enfâs-ı [385] mübârekesi çok kimselere gözyaşı döktürürdü. Bu hâl üzere 1020 senesi zilhiccesinin yirminci gecesi dâr-ı kudse irtihâl etdi.
Âlim, kâmil, gâyet müteşerri’, hadîs u tefsîre vâkıf, sözü gâyet mü’essir, vecîh, mazınne-i kerâmet, sütûde-sîret bir sîmâ-yı mübârekti. Şeyh Hüsâmeddîn Efendi’nin yanında medfûndur. Fuzalâ-yı meşâyihden idi.
Nev’îzâde Atâyî Efendi “Zeyl-i Şakâyık”ta diyor ki:
“Eş-Şeyh Hasan Efendi: Belde-i Amasya’dan zuhûr ve iktisâb-ı fazl-ı mevfûr eyleyip mâh-ı cihân-tâb gibi tahsîl-i kemâl için menzil-i me’lûfundan irtihâl ve dârü’l-mülk-i Kostantiniyyede hatt-ı rihâl edib alâ-hasebi’l-âde hareket ve ba’zı ulemâdan iktisâb-ı şeref-i mülâzemet kıldıktan sonra Hasan Efendi’nin kemend-i câzibe-i himmeti gerden-i azîmetine tavk ve necm-i hidâyeti sevk-i tarîk için şu’le-fürûz-ı şevk olup abişhor-i inâyetlerinden sîr-âb-ı mâ’ü’l-hayât murâd oldukta sılasında irşâd-ı ibâda me’zûn ve sâlikân-ı râh-ı hakîkate râh-nümûn olmuş idi.
Cihet-i ma’âşı zirâ’at ü hırâset olup vazîfe ve sadaka [386] kabûlünden dâ’ire-i iffetin hırâset etmiş idi. 1020 târîhinde intikâl ü azm-i dergâh-ı zü’l-celâl eyledi. Azîz-i mezbûr, kemâl-i mücâhede ile meşhûr, müteşerri’ ü müte’affîf, şerâ’if-i ma’ârif ile müteşerrif idi.”
Şeyh-i müşârün-ileyhin mahdûmu Safiyyüddîn Ahmed Efendi meşhûr olup hulefâsından eş-Şeyh Mustafa Musliheddîn Efendi yerine kâ’im oldu. Kibâr-ı fuzalâdan “Kitâbü’l-Huyûl” mü’ellif-i meşhûru Kâdızâde Küçük Mehmed İlmî Efendi de müşârün-ileyhin münîblerindendir.