Amasyalıdır.³¹ Şeyhülkurrâ Amasyalı Yûsuf Efendizâde şeyhülkurrâ Mehmed Efendi’nin mahdûmudur. Amasya’da Fethiye Mahallesi’nde 1080’de doğdu.³² Amasya’da ceddînden hıfz-ı Kumes’eler’ân ederek bir müddet Allâme Hızır Efendi’nin dâmâdı el-Hâc Osmân Efendi’den ulûm-ı Arabiyye mukaddimâtını ahz ü tederrüs etdi.
1099 senesi recebinde Amasya vak’asında pederi ve ceddi ile beraber İstanbul’a nakl-i ikâmet edib fuzalâdan İbrâhim Kara, Halîl Süleyman Efendilerin her birinden ulûm ve fünûn-ı muhtelifeyi ahz ederek mücâz ve ders-i âm oldu. Esnâ-yı tahsîlinde Bıçakcılar Câmi-i şerîfinin imâmı olduğu münâsebetiyle kendisine Bıçakcılar imâmı dendi. Ruûs imtihânında birinciliği kazanmış olduğundan Fatih Câmi-i [206] şerîfînde tedrîse mübâşeret edib devr-i medâris esnâsında katar şeyhliği mesleğine girdi. Her fende bir allâme-i mütebahhir olduğu münâsebetle talebe-i ulûm halka-i tedrîsine koşdu. Sülüs ve nesihi “Karakız” demekle meşhûr Hattât Hoca Mehmed Efendi’den ahz ü temeşşuk edib zümre-i hattâtîne dâhil oldu.
Kırk yıldan ziyâde tedrîs-i ulûm edib mükerreren icâzet verdi. Katar şeyhliğinde sırasıyla cevâmi-i şerîfeyi dolaşıb Fatih Câmi-i şerîfi vâizi oldu. Yirmi sekiz senede Buharî Şerhi’ni itmâm etdiği 1148’de Sultân Mahmûd Hân-ı Evvel’e arz edildikde bin altun ve bir libâs-ı fâhir ve samur kürk ihsân buyruldu. Fatih Kütübhânesine yevm-i vaz’ında altı bin kuruş daha ihsan edildi. Sarây-ı hümâyûn hocası oldu.
Ba’dehû Hicâz’a giderken tilmîz-i hâssı olan Amasya ricâlinden Zanalızâde es-Seyyid el-Hâc Ahmed Paşa kendisine bin altun ihdâ etdi. Hicâz ve Mısır’da ulemâ-yı Arab fazlını görüb kendisinden hadîsden icâzet-nâme aldılar. Altmış yıl camî ve medârisde tefsîr ve hadîs okutdu.
Fındıklı’da kâin sahîl-hânesi muazzam bir kütübhâne halinde [207] olup her gece orada mütâlaât ve ibadât ile iştigâl üzere iken Şem‘danîzâde Târihi’nde tafsîl edildiği üzere civârında zuhûr eden bir harîk-ı hânümansûzda sahîl-hâne bütün eşya esâsiyle beraber yandığından fevkalâde müteessir olarak on iki gün sonra 1167 senesi zilhiccesinin yirmi altısında dâr-ı naîme irtihâl etdi. ³³
“Tüvüffiye allâmetü’z-zemân” târih-i irtihâlidir. Müstakîmzâde Süleyman Sadullah Efendi Tuhfe’sinde târih-i intikâli bu mısra-ı mevzûn olduğunu yazıyor: “Medfenin nûr ide Abdullah Efendi’nin kadîr 1167”. Mehmed Süreyya Bey Sicill-i Osmanî’sinde “seksen iki yaşında idi” diyor ki bu da yanlıştır. Doğrusu “seksen yedi yaşında idi” demekdir. Vâsıf Efendi’nin zabtı bunu icâb eder.
Allâme-i müşârün-ileyhin tilmizi olan Müstakîmzâde Efendi diyor ki: “tarîkât-ı âlîye-i Halvetiyeyi Sakızlı İlyas Efendi’den ahz edib ve Mısrî Efendi ile dâhi mükâtebeleri tahakkuk etmişdir. Derviş-nihâd pâk-îtikât; âlim ve fâzıl, âkil ve kâmil, müdekkik ve muhakkîk. Elsine-i selâse de tekellüme kâdir ve [208] hezâr-ı âsâr ve eş’ârı vardır.
Bu fakir müddet-i medide “Telvîh ve Tavzîh” derslerinde bi-hamdihî teâlâ zân u zen istifâde ve istifazaları olmuşdur. Lisân-ı şerîflerinde “ayn”, “Ayrılamaz tatlı dilinden hurûf” meâli üzere nev’an-mâ ukule-i kelimiyye hüsn olunur idi. Çend beyit bu na’t-ı şerîf âsâr-ı kalemlerinden serzede ve beste dahi olmuşdur.”
اعلم جمع الورى سيدنا مصطفى
شفع روز و جزا سيدنا مصطفى
بندهٔ حلمى فقير هاهد از تو مدد
يا سند اال صفيا سيدنا مصطفى
“Bu hal üzere iken ders ve devr-i tamam ve muntasıf zi’l-haramda ³⁴ târîki dâ’ire nâsût ve âzim-i âlem-i lâhût olup Topkapusu haricinde pederi ve ceddi civârında medfûn ve târih-i intikâli bu mısra-ı mevzûndur: Medfenin nûr ide Abdullah Efendi’nin Kadîr 1167”
Müşarün-ileyhin te’lifâtı çokdur. Büyükleri şunlardır: Necâhü’l-Kârî fî şerh-i Sahîhi’l-Buhârî (20 cild) , İnâyetü’l-mün’im fî şerh-i Sahîhi’l-Müslîm (nısfına kadar 4 cild) , Tefsîr-i Beydâvî evâ’iline hâşiye, Vücûh-ı kıraat-ı Kur’ânâ dâir îtilâf, bu ilm-i vücûha dâir yirmi risâle, Hayalî, Kara Dâvud, Âdâb-ı mîrî [209] Kâdı-mîr hâşîyeleri, bunlardan maada fünûn ve mesâil-i muhtelifeye âid elli kadar risâleleri de vardır. Bunların ba’zılarında “Abdullah bin Mehmed el-Amâsî el-arîf bi-Yûsufzâde” diye imzâları da görülmektedir.
Müstakîmzâde Efendi Tuhfe’sinde diyor ki: “Şeyh Abdullah Hilmi bin Mehmed bin Yûsuf bin Abdulmennân şehrîdir. Şeyhü’l-kurrâ Yûsufzâde Efendi demekle şöhret-dâdedir. Pederleri dâhi Şeyhü’l-kurrâ ve Nahlbend Câmi-i şerîfi’nde imâm-ı muktedâ idi.”
“Sultân Ahmed Hân-ı Evvel vakfından riyâset kurrâsı ve saray-ı Hümâyûn Kurrâsı ve kitâb-hâne-i enderûn-ı hümâyûn dersiyyesi ve Ayasofya-i kebirde Sultân Mahmûd Hân-ı Evvel Kitab-hânesi’nde tefsîr hizmeti ve Sadr-ı Esbak Hüseyin Paşa dârü’l-hadîsinde vâki’ dersiyye-yi tefsîr emsâl-ı hidemât-ı ilmiyye ile ta’lim-i talebe üzre olup leyle-i ihyâda huzur-ı hümâyûn-ı Mahmûd Hânî’de Kürsü-nişîn vaz’ olup neşr-i bend ve nush dahî buyurdular”. “Her fende husûsan ilm-i kıraatde hezâr te’lîf ü resâili vardır.”
Mahdûmları Yûsuf, Ahmed Hâlid, Mehmed Sa’id Efendilerdir. [210] Dâmâdı Kibâr Medresesi’nden Amasyalı el-Hâc İbrâhim Efendi olup bunun mahdûmu Fâiz Abdurrahim Efendi’dir. Diğer dâmâdı Abdî Efendi Yeğeni demekle meşhûr Amasyalızâde el-Hâc Mustafa Efendi olup bunun mahdûmu da ricâl-i devletden Abdullah Berrî Efendi’dir.