Mezrifonlu İbrâhim Ağa bin Mehmed oğludur. Genç iken Amasya’da Kâtib Masrafzâde Hattât-ı meşhûr Köse Mehmed Emin Efendi’den yazı yazdı. Ba’dehû İstanbul’a gidip Hattât-ı meşhûr Şekercizâde es-Seyyid Mehmed Efendi’den sülüs ve neshi ahz ve temeşşük ederek me’zûn oldu.
Bir müddet divân kaleminde ketebeden olup sonra ba’zı vüzerânın hizmet-i kitâbetinde bulunarak 1164’de Bağdad ve Basra vâlîsi Mızraklı Süleyman Paşa’nın kâtib-i divânı olup orada on bir yıl kadar kalıb 1175’de vezîr-i müşârün-ileyhin vefâtıyla İstanbul’a geldi.
Ocak ağalarından Tosun Mehmed Ağa’ya intisab edib 1179’da müşârün-ileyhin yeniçeri ağalığında kethüdâsı olmakla müteâkiben vezâretle kapudân-ı deryâ olan müşârün-ileyhe Tosun Mehmed Paşa’nın kethüdâlığında teayyün etdi. Bâ’dehû beraber Girid’e gidip orada paşasının vefâtı üzerine 1181’de yine İstanbul’a geldi.
Bu esnâda dârüssaâde ağası kâtibi olan Merzifonî [215] Süleyman Efendi’nin himmeti ve kendinin hüsn-i hattı sâyesinde dârüssaâde ağası dâiresine haseki olarak girdi. Ancak dârüssaâde ağası Cevher Ağa’nın idâresizliği yüzünden 1187 senesi zilka’desinde kendisi azl ve nefy ve kâtibi Süleyman Efendi de i’dâm edildikde 1188’de haseki mütekâidi oldu.
On beş yıl kadar hasekilik tekâüdü maaşıyla idâre-i maişet ve ta’lîm-i şakirdân ile tâhrir-i âsâra bezl-i makderet ederek 1203 senesinde dâr-ı bekâya rihlet etdi. Kâtib, münşî, hattât-ı meşhûr idi.
Müstakîmzâde Süleyman Saadeddîn Efendi “Tuhfetü’l-Hattâtin”de diyor ki: “Seyyid Mehmed Hilmi bin İbrâhim Merzifonî’dir. Hüsn-i hâtt ve nesihi Şekercizâde Seyyid Mehmed Efendi’den temeşşük ile reside-i derece-i me’zûniyet ve şeref-yâb-ı icâzet olmuşdur.”
Sâir aklâmı dahî erbâbından teallüm eyledikden sonra hidemât ile seyahat edib dârü’s-selâmda dahi ârâm eylemişdir. Vüzerâdan Tosun Mehmed Paşa ağa-yı yeniçeriyân iken kethüdâsı bulunub hasekî mütekâidi olmuşdur.[216]