Amasyalıdır. Müftî-i esbak Canikli el-Hâc Mehmed Efendi bin Derviş Mustafa Efendi bin Ali Efendi bin Abdullah Efendi bin Kâdı Keyvan Efendi’nin mahdûmudur.
1221’de Amasya’da doğdu. Sultân Bâyezîd Mektebi’nde Emîr İmâmzâde es-Seyyid Mehmed Emin Efendi’den hıfz-ı Kur’ân etdi.
Asrının şeyhülkurrâsı Sarı Ahmedzâde Hâfız Mehmed Efendi telâmîzesinden Hâfız Hasan Vehbî Efendi’den ilm-i vücûh-ı kıra’at ve tecvîd okuyub mücâz olduktan sonra peder-i âlîleri zâhid ve müfessir-i meşhûr el-Hâc Mehmed Şeyhü’l-ulemâ Sipâhizâde Hâfız Ömer, muhaddis-i meşhûr Zileli el-Hâc Ali Şükrü Efendilerden ulûm-ı Arabiyye, usûl-i şer’iyye, hadîs ve tefsîr ahz ü tederrüs ederek her birinden mücâz ve ders-i âm oldu.
İbtida Sultân Bâyezîd Câmi-i şerîfinde tedrîse başlayıb pederinin intikâlinde mahlûl olan Hızır Paşa müderrisliği, Mahmûd Çelebi Zaviyesi şeyhliği, Emîr İmâm Abdüllatîf Efendi Kütübhânesi hâfız-ı kütüblüğü uhdesine tevcîh edilerek maîşeti tevsi’ edildi. Bâ’dehû Sarachâne Câmi-i şerîfinde tedrîs-i ulûm ederek birkaç defa [217] icâzet verdi.
1263’de tabîb vak’asında kûşegîr olduğu münâsebetle şa’bânı evâilinde Müftü Kabartalı el-Hâc Mehmed Efendi’nin İstanbul’a celbi üzerine Amasya Müftüsü oldu. 1266 senesi şevvâlinin evâilinde vakf olan kurânın bedelât-ı öşriyesi yüzünden Payaslızâde el-Hâc Abdulhalîm Efendi’nin teşebbüsâtıyla fetvâdan hacr edilib Menkulcüzâde el-Hâc Yahya Efendi kendisine hâlef oldu.
1267 senesi saferinde Müftü Hacı Yahya Efendi’nin vefâtına binâen erkân-ı livânın ittifâkıyla sânîyen Amasya Müftüsü oldu. Fakat 1270 senesi muharreminde evkâf müdürü olarak Amasya’ya gelen Şirvânîzâde Mehmed Rüştü Efendi ile arası açılmış olduğundan 1271 senesi rebîülâhirinde Mehmed Rüştü Efendi isti’fâ edib İstanbul’a gitmişdi.
Hakkında garazkârane ba’zı şikâyetler edilmiş, mutasarrıf Kanbur Mehmed Ârif Paşa da bu şikâyetler i’zâm ederek azl edilmesini valiye yazmış, vâlî de bu tahrîrâtı aynen Bab-ı meşîhata takdîm etmiş idi.³⁶ [218]
Mehmed Rüştü Efendi inhâdan haberdâr edildiği anda nezd-i Şeyhülislâmî’de teşebbüsât icrâsıyla 1272 senesi recebinin on üçüncü günü sâhib-i tercemenin azlini ve eniştesi Şirvânî İsa Efendi’nin Amasya Müftülüğünü te’min etdi.
Gelen emr-i meşihat-penâhî şudur: “Mûmâ-ileyh Caniklizâde Mehmed Hilmi Efendi’nin yolsuz hareketi vukuuyla hacrı ve yerine ol tarafta sakin İsa Efendi’nin ehliyetine mebni nasb ve ta’yîni Sivas vâlîsi tarafından inhâ olunmakla İsa Efendi’ye izin verilmişdir. 13 Receb 1272”.³⁷
Sahib-i tercemenin en ziyâde gücüne giden “yolsuz hareketi” ta’biri olduğundan azline bâdî olan erbâb-ı şikâyâtı ve bunu i’zâm eden Kanbur Mehmed Arif Paşa’yı Allah’a havale etdi. Bu azl ü nasba Amasya erkânı pek ziyâde hiddet etdiğinden Kanbur Paşa’dan şikâyetler tevâlî ederek 1272 zilka’desinde o da azl edildi.
Azlinden sonra kûşegîr-i inziva olup ibâdât ve mütalaât ile imrâr-ı hayât ederek 1274 senesi recebinde dâr-ı naîme irtihâl etdi. Halfet Gâzi mezarlığında pederinin yanında medfûndur. [219] Fâzıl, her fennde kâmil, tefsîr ve hadîse vâkıf, gâyet fakîh, zâhid müteheccid, müteşerri’ bir zât-ı sütûde-simât idi. Şeklen güzel, beşûş kerîmü’t-tâb idi.
Fetvâ-hânesi Köprübaşı Mahallesi’nde Ebûbekir Paşa Medresesi sırasında Kırmacızâde Hacı Mehmed Efendi’nin Konağı karşısında köşebaşında kâin menzil idi. Bağdat fuzalâsından Âlûsîzâde Mahmûd Efendi Amasya’ya geldiği esnâda Müftü bulunduğundan bunu “Kitâbü’r-Rihle”sinde medh ü sena ediyor.
Mahdûmları Abdullah, Ahmed Efendiler yetim kalıb valideleri Gürcü Osmân Efendi’ye vardığından mûmâ-ileyhin nezdinde büyümüşlerdir. Abdullah Efendi âlem-i tecerrüdde vefât etdi. El-Hâc Ahmed Efendi’nin tercemesi yukarıda yazıldı.