Amasyalıdır. Tercemesi ve sülâlesi aşağıda yazılan sâdât-ı Hüseyniyye’den Seydî Hüsâmeddîn Hüseyin Fergânî evlâdından es-Seyyid Abdülkâdir Çelebi bin es-Seyyid Abdullah Çelebi bin [314] Seydî Hüsâmeddîn Hüseyin el-Fergânî mahdûmudur. “Kuba Şeyhi” demekle meşhûrdur.
Gümüşlüzâde Hazret-i Pîr İlyâs-ı Halvetî mahdûmu Pîr Abdurrahmân Çelebi hizmetinde tahsîl-i ulûm ederek ders-i âm ve müşârün-ileyhe dâmâd oldu. 838’de Atabeg Gâzi müderrisi, 847’de kâdı-i Tokat, 853’de kâdı-i Sivas görüldü.
855 senesi muharreminde Sivas kazâsından isti’fâ edib Amasya’ya geldi. Eş-Şeyh Hüsâmeddîn-i Halvetî sohbetinde tefeyyüz edib ondan hilâfet aldı. Amasya’nın Kuba Mahallesi’nde bir mescid-i şerîf, yanında bir medrese ve diğer tarafında zâviye ve tam Kuba kayası üstünde kendisine bir türbe yaptırdı.
Medresesi Hüsâmiyye nâmıyla meşhûr olup kendisi müderris ve zâviyesi de Kuba tekkesi nâmıyla ma’rûf olup kendisi şeyhi olduğu hâlde bir taraftan tedrîs ü tezkîr, diğer taraftan zikr ü tevhîd ederek 867 senesi zilhiccesinde dâr-ı kudse irtihâl etdi. Emlâkini 858’de bu hayrâtına vakf etmişdir. Türbesinde medfûndur. [315]
Âlim, zâhid, fakîh, kâmil, müteşerri’, sâhib-i hayrât bir zât idi. Mahdûmları Muhyiddîn Mehmed, Celâleddîn Abdurrahmân Çelebilerdir. Bunlar Hazret-i Pîr İlyâs’ın hafide-i evlâdı oldukları münâsebetle bunlara “Gümüşlüzâdeler” dendi. Bu zâtın vakfiyesi ve silsile-nâmesi Helvâcızâde Hasan Şevkî Efendi’nin elinde görüldü.
“Kuba” Türk dilinde mürtefi’ yer ma’nâsındadır. Amasya’nın şark-ı cenûbîsinde en ziyâde mürtefi’ yer, bu zâtın türbesi yeridir. Bundan dolayı buranın havâlîsine “Kuba Mahallesi” dendi. Bu mahalleyi ihyâ eden de eş-Şeyh Hüsâmeddîn -i Halvetî oldu. Mescidi ve önünde çeşmesi zamânımıza kadar ma’mûr idi. Medrese ve tekkesi yeri büyük bâğçe hâlinde idi. Birâderi es-Seyyid Abdülkerîm Çelebi de ma’rûfdur.