Merzifonludur. Mehmed Efendi’nin mahdûmu olup müfessir-i meşhûr Abdü’n-nebî Nâbî, Abdullah Vecîh Efendilerden ikmâl-i tahsîl edib ders-i âm oldu. Dârü’s-selâm Mahallesi’nde ikâmet ve Sultân Bâyezîd Câmiinde tedrîs-i ulûma muvâzabet etdi.
1204’de Kâşifiyye müderrisi olarak ba’de’l-icâze Çeribaşı Câmii şerîfinde “Tefsîr-i Beyzâvî” tedrîsine mübâşeret edib yıllarca okuttu. 1224’de medreseden haksız yere azledildiyse de 1225’de sâniyen müderris olup 1229’da yine ref’ edildi.
Bu gibi tebeddülâta bakmayıp “Beyzâvî” tedrîsine devam etdi. [195] Ancak 1232’de cereyân eden Yeniçeri-Talebe vak’asına karışdığı söylenmekle 1233’de Mustafa Vâzıh Efendiyle beraber Limni’ye gönderildi. 1234 senesi evâilinde avdet etdi.
Yine dersine devam ederek hüsn-i beyânı sâyesinde talebesi ve cemâat-ı müstemiası çoğaldığından Sultân Bâyezîd Câmiinde “Tefsîr-i Beyzâvî” tedrîsine devam edib 1237 senesi recebinde hatme ve icâzete muvaffak olarak be-nâm oldu.
Hayfâ ki, 1239’da cereyân eden ikinci Yeniçeri-Talebe vak’asına yine karışdığı anlaşılmakla birçok rüfekâsıyla beraber Sivas’a kaldırıldı. Üç mâh sonra avdet edib 1240 senesi muharreminde üçüncü Yeniçeri-Talebe vak’asında şehîden vefât etdi.
Âlim, fâzıl, ulûm-ı şer’iyyede mütebahhir, fakîh, müfessir, muhaddis, hüsn-i beyâna muvaffak, gâyet müteşerrî, mutasallib, hadîdü’l-mizâc bir zât idi. Hânesi garbında vâki’ mezâristânın köşesinde medfûndur. Mahdûmu Sâdullah Efendi ulemâdan ve bunun mahdûmu Abdülhalîm Ağa [196] mazınneden bir meczûb-ı nakş olup 1325 senesi zilka’desinin yirmi dördüncü Pazarertesi günü dâr-ı kudse irtihâl etdi.
Günümüz Türkçesiyle
Merzifonludur. Mehmed Efendi'nin oğludur. Ünlü müfessir Abdünnebi Nâbî ve Abdullah Vecîh Efendilerden öğrenimini tamamlayıp genel ders veren bir âlim oldu. Dârüsselâm Mahallesi'nde oturdu ve Sultan Bâyezîd Camii'nde ilimleri okutmaya devam etti.
1204'te [1789-90] Kâşifiyye müderrisi olarak, icazetten sonra Çeribaşı Camii'nde "Tefsîr-i Beyzâvî" dersine başlayıp yıllarca okuttu. 1224'te [1809-10] medreseden haksız yere azledildiyse de 1225'te [1810-11] ikinci kez müderris oldu, 1229'da [1813-14] yine görevden alındı.
Bu gibi değişikliklere bakmayıp "Beyzâvî" dersine devam etti. Ancak 1232'de [1816-17] yaşanan Yeniçeri-Talebe olayına karıştığı söylendiğinden 1233'te [1817-18] Mustafa Vâzıh Efendi ile birlikte Limni'ye gönderildi. 1234 yılı başlarında [1818-19] döndü.
Yine derse devam ederek güzel anlatışı sayesinde öğrencileri ve dinleyen cemaati çoğaldığından Sultan Bâyezîd Camii'nde "Tefsîr-i Beyzâvî" dersine devam edip 1237 yılı Recep ayında [1822] hatim ve icazete ulaşarak ün kazandı.
Yazık ki 1239'da [1823-24] yaşanan ikinci Yeniçeri-Talebe olayına yine karıştığı anlaşılınca birçok arkadaşıyla birlikte Sivas'a gönderildi. Üç ay sonra dönüp 1240 yılı Muharrem ayında [1824] üçüncü Yeniçeri-Talebe olayında şehit olarak vefat etti.
Âlim, fâzıl, şer'î ilimlerde engin, fakih, müfessir, muhaddis, güzel anlatıma sahip, şeriata çok bağlı, tutucu ve sert mizaçlı bir kimseydi. Evinin batısındaki mezarlığın köşesinde gömülüdür. Oğlu Sâdullah Efendi âlimlerdendi; onun oğlu Abdülhalîm Ağa, kendinden geçmiş (meczup) bir kişi olup 1325 yılı Zilkade ayının yirmi dördüncü Pazartesi günü [1907] ahirete göçtü.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- müfessir: Kur'ân'ı yorumlayan, tefsir yazan âlim
- Tefsîr-i Beyzâvî: Beyzâvî'nin Kur'ân tefsiri; medreselerde okutulan temel eserlerden
- ba'de'l-icâze: icazet aldıktan sonra
- azl, ref': görevden alma
- sâniyen: ikinci kez
- hatme ve icâzet: bir kitabı sonuna kadar okutup öğrencilere yetki belgesi verme
- rüfekâ: arkadaşlar
- mutasallib: dinde sert, tutucu
- hadîdü'l-mizâc: sert, çabuk öfkelenen mizaçlı
- meczûb: cezbe hâliyle kendinden geçmiş kişi; metindeki "mazınneden bir meczûb-ı nakş" sözünün tam anlamı doğrulanamadı
- dâr-ı kuds'e irtihâl: ahirete göç
Yeniçeri-Talebe Olayları
Medrese öğrencisine softa denir; Osmanlı'nın son yüzyılında softalar İstanbul gibi kalabalık merkezlerde siyasî ve toplumsal hareketlere sık karışmıştır. 1826'da Yeniçeri Ocağı kaldırılırken yeniçerilerle kavgalı medrese talebeleri mahalle imamlarının önderliğinde padişahın yanında yer almıştır. Hüsameddin'in andığı 1232, 1239 ve 1240 tarihli üç "Yeniçeri-Talebe" olayı ve İsmail Efendi'nin Limni ile Sivas'a sürülmesi hakkında okuduğumuz kaynaklarda ayrıntı bulunamadı; bu bilgiler doğrulanamadı.
Yerler
Metin Sultan Bâyezîd Camii'nin, Çeribaşı Camii'nin, Dârüsselâm Mahallesi'nin ve Kâşifiyye Medresesi'nin yerini belirtmez. Limni sürgünü ve yeniçeri-talebe olayları İstanbul bağlamını düşündürür, ancak bu çıkarımdır; Amasya'daki Beyazıt Külliyesi ile karıştırılmamalıdır. Kâşifiyye Medresesi ve müfessir Abdünnebi Nâbî hakkında yaptığımız aramalarda bilgi bulunamadı. Bu âlime dair başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 7. Cilt, s. 323–323. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar