Amasyalıdır. Uzun Mustafa Mahallesi ahâlîsinden ve kibâr-ı ulemâdan Amasya müverrîhi müderris Abdî Efendi’nin mahdûmu ve bu mahallede çeşmesi olan sâdât-ı ulemâdan es-Seyyid Ahmed Efendi bin es-Seyyid Mustafa Efendi’nin kerîmezâdesidir. Amasya ulemâsından ve hâssaten Amasya müftüsü es-Seyyid Mustafa Efendi’den tahsîl-i ilim edib hattât-ı meşhûr Hâfız Ahmed Efendi’den güzel yazı öğrendi.

Bir müddet Tımarhâne vakfı kâtibi, Bâlî Bey Câmii imâmı Dârbhâneci tekkesi nakîbi oldu. Ba’dehû mezkûr tekke şeyhi olan Hacı İbrâhim Halvetî Efendi’ye intisâb edib ondan hilâfetnâme aldı. A’yân arasında fevkalâde iştihâr edib 1113 evâilinde Nakîbü’l-eşrâf kâim makâmı oldu.

Ancak kethüdâyeri Köse Mehmed Ağa’nın uyandırdığı büyük bir fitneye bunu da karıştırdıklarından Müftü Çorumlu Ahmed Efendi ile beraber irsâle gönderilip Divân-ı Âlî’de muhâkemeleri görüldü. Muahharan her ikisinin de berâeti anlaşıldığından [213] Amasya’ya avdet etdi.

1123 senesi rebîülevvelinde şeyhi Hacı İbrâhim Efendi’nin vefâtı üzerine Dârbhâneci Tekkesi şeyhi ve esnâf şeyhi olarak temâyüz etdi. Bâ’dehû meclis-i a’yân a’zâsı, Nakîbü’l-eşrâf kâim makâmı olup 1127 senesinde vefât eyledi. Âlim, târih ve muhâzarâta vâkıf, gâyet mümtezic bir zât idi. Pederinin “Tezkire”sini 1126 târihine kadar tezyîl ve Amasya sâdâtının ensâbını tesbit eden bir eser tâhrir etdi. Bu eseri Nakîbü’l-eşrâf Hâcezâde es-Seyyid Osmân Efendi tarafından tasdîk edilmiş olduğu görüldü.

Gerek “Tezkire” zeyli ve gerek bu eseri ahfâdından Şeyh Alizâde es-Seyyid Abdullah Efendi’nin hânesinde müterâkim evrâk arasında bulundu. Amasya Târihi’nin me’hazlarından oldu. Mahdûmu meşâhîr-i şuarâdan Hâfız Ahmed Rüşdi Efendi de bu “Tezkire”yi 1150 târihine kadar tezyîl ederek Amasya târihine unutulmaz hizmetler etmişdir.