Amasyalıdır. Eşrâftan el-Hâc Mahmûd Çelebi bin el-Hâc Ali Çelebi bin el-Hâc Sinan Çelebi bin Çakal Kâdı Bedreddîn Mahmûd Çelebi mahdûmudur. Gençliğinde Amasya vâlîsi Şehzâde Sultân Mustafa dâ’iresine intisâb edib tahsîl-i ilm ü kitâbet etdi.

Tedrîcen terakkî ederek dîvânı kâtiblerinden olup 960 senesi şevvâlinde Rüstem Paşa’nın mekr ü gadrıyla Sultân Mustafa şehîd edildikte İstanbul’a gidip ketebe-i mâliyeden oldu. Orada tefeyyüz ederek cizye kâtibi olup musâhabe-i şehrîyârî, Ayşe Hubbî Hâtun’un himmetiyle muhâsebeci, Anadolu defterdârı, 994’de Haleb defterdârı oldu. [450]

996 senesi evâ’ilinde Antalya sancâğıyla Adana defterdârı, 997’de Mar’aş Beylerbeyi oldu. Buradan azlinde Konya vâlîsi ve 1001 senesi cumâdelâhiresinde Sivas Beylerbeyi olarak geldi. 1002 senesi şa’bânında ma’zûlen İstanbul’a gidip 1004’de sânîyen Sivas vâlîsi oldu. 1005’de vefât etdi.

Hattı güzel, hissemend-i ma’ârif, gâyet mümtezic, tahsîl ü idârede mu’tedil idi. Bunun mahdûmları Mehmed, Mahmûd, Yûsuf Paşalardır. Yûsuf Paşazâde Ahmed Paşa ve Yûsuf Paşa’nın diğer mahdûmu Mehmed Bey ma’rûftur. Ahmed Paşa 1076’da vefât edib kızları Münevvere, Fâtıma hânımlardır. Mehmed Beyzâde Ahmed Bey de 1091’de bilâ-veled vefât etdikte metrûkâtına Münevvere ve Fâtıma hânımlar vâris oldu.