[75]Amasyalıdır. Tercemesi yukarıda yazılan esbak Trabzon vâlisi ve Şehzâde Sultân Abdullah’ın lalası Hayreddîn Hızır Paşazâde, Mîrlivâ Mehmed Bey’in mahdûmudur. Sultân Selim Hân-ı Evvel’in sarayında terbiye ve tahsîl görüp hademe-i hâssadan oldu.

918’de müşârün-ileyhin cülûsu vekâyi’inde sâdıkâne hizmetleri sebk eylediğinden ulûfeciler ağası ve İran seferine azîmet esnâsında 920 senesi rebîülevvelinin yirmi dördüncü günü divân-ı hümâyûnda çavuşbaşı olarak teayyün etdi.

922’de Bıyıklı Mehmed Paşa’nın Diyarbekir’e nakli üzerine Erzurum Beylerbeyi olup gitdi. Beş yıl kadar Erzurum ve havâlîsini İranîlere karşı müdâfaa ederek ibrâz-ı ehliyet etdi.

Ancak Amasya vâlisi Şehzâde Sultân Ahmed’in şehzâdesi Sultân Murad’ın Sivas havâlîsine kadar sokulması ba’zı vahşilerin siâyetine meydan verdiğinden Sultân Süleyman’ın cülûsundan bir yıl sonra azledildi. [76]

Bir müddet menkûb olup sonra 935’de Kefe Beylerbeyi görüldü. Ba’dehû vefât etdi. Kibâr-ı ümerâdan asîl, kerîm idi. Frenk İbrâhim Paşa’nın sadâretinden itibâren Türkler gözden düşürüldüğü esnâda sadme-i istirkâba uğradı.