Amasyalıdır. Memâlik-i Selçukîye defterdârı ve mâliye nâzırı olan Gümüşlü Mu’îneddîn Abdullah el-Müstevfî evlâdından Sirâceddîn İsmâ’îl bin Sa’deddîn Yûnus bin Mu’îneddîn Abdullah el-Müstevfî mahdûmudur.
675’de pederinin Mısırlılara esîr olduğu esnâda bir tıfl-ı şîrhâr olup Kunduzoğlu Celâleddîn Şâh Melik de ceddi Hâce Yûnus Bey’i katl etdiğinden her vechle yetîm kaldı. Dayısı Mu’îneddîn Süleyman Bey de 676’da i’dâm edildiğinden vâlidesiyle dayızâdesi olan Azîzeddîn Mehmed Bey’in vesâyetinde büyüdü.
Ulemâdan tahsîl-i ma’ârif ederek Pervâne Beyzâde Mühezzebeddîn Mes’ûd Bey’in Simre ve Amasya vâlîliğinde kâtibi oldu. Ba’dehû Sultân Gıyâseddîn Mes’ûd-i Selçukî cülûsunda ümerâdan olup İşboğa Noyin devrinde müstevfî-i eyâlet-i Rûmiyye oldu. [7]
716 senesi evâhirinde cülûs eden Sultân Ebû Sa’îd Bahâdır Han’ın sâhib-i a’zam ve serdârı Emîr Çoban Noyin’e intisâb edib mahdûmu Timurtaş Bey Sivas eyâletine vâlî olarak geldikte bunun teveccühâtını kazandı.
720 senesi saferinde İşboğa’nın vefâtı üzerine Amasya vâlîsi oldu. Mesned-i isti’fâya ya’nî defterdârlığa Emîr Şehâbeddîn Şâdî Bey geldi. İki yıldan ziyâde Amasya’da emâret edib ikâmet etdiği konağının civârında güzel bir câmi-i şerîf inşâsına mübâşeret etdi.
722 senesi rebîülevvelinde Timurtaş Bey’in mu’âvini ve müşâvir-i hâssı olarak Sivas’a celb edilip orada beş yıl kaldı. Amasya’daki câmi-i şerîfini ikmâl edib 726’da evkâfını tanzîm etdi.
727 senesi rebîülevvelinde Emîr Çoban’ın i’dâmından dolayı isyân eden oğlu Timurtaş Bey Mısır’a ilticâ etdiği esnâda beraber gitdi. Fakat hükûmet-i Mısriyye Timurtaş Bey’i i’dâm ederek ma’iyyeti olan sâhib-i terceme ile Muhlis Paşazâde Âşık Paşa’yı ve bunlara müte’allik [8] kimseleri İskenderiyye zindânında haps etdi.
732 senesi evâ’ilinde Mısır hükümdârı Melik Nâsır Muhammed bin Kalavun’un emriyle mahbesten rüfekâsıyla beraber ıtlâk edildiğinden Amasya’ya geldi. Sultân Ebû Sa’îd Bahâdır Han tarafından kabz ve müsâdere edilen emlâki kendisine i’âde edilip 735 senesi rebîülâhirinde dâr-ı bekâya rihlet eyledi.
Hazret-i Pîr İlyâs-ı Halvetî türbesinin garb-ı şimâlinde vâki’ mu’azzam türbesinde medfûndur. Kabrinin baş ve ayak taşları gâ’ib olduğundan kitâbesi bulunamadı. İkâmetgâhı “Gümüşlüzâde Mahallesi” demekle meşhûr olup câmi-i şerîfi de ibtidâ Tâciye câmii ve sonra Gümüşlüzâde câmii diye iştihâr etdi. Asrının en büyük ricâlinden, müdebbir, âlim, kerîm bir zât idi.
Mahdûmları Nizâmeddîn Abdullah, Şemseddîn Ahmed, Sirâceddîn Mehmed, Kıvamüddîn Kâsım Çelebilerdir. Hâce Nizâmeddîn Abdullah el-Müstevfî, Sultân Eretnâ’nın defterdâr-ı meşhûrudur. Bunun mahdûmu Hâce Sinâneddîn Yûsuf Çelebi de ricâl-i mâliyedendir. Hâce Sinânoğulları [9] Hüsâmeddîn Hüseyin, Celâleddîn Mehmed Çelebilerdir. Hâce Celâl Çelebizâde Bedreddîn Mahmûd Çelebi 881 ricâlindendir.
Hâce Şemseddîn Ahmed Çelebizâde Mü’eyyideddîn Mehmed Çelebi kibâr-ı kudâttan olup mahdûmu Mevlânâ Şemseddîn Ahmed Çelebi 804’de Helkis bâğçesini kâmilen evlâdına ve ba’dehû ceddinin câmii olan Tâciye câmi-i şerîfi mesâlihine vakf etdiği vakfiyesinden anlaşıldı. Birâderi Bedreddîn Mahmûd Çelebi’dir.
Hâce Kıvâmeddîn Kâsım Çelebizâde Hâce Celâleddîn Abdurrahmân Çelebi, Çelebi Sultân Mehmed Han’ın defterdârıdır. Bunun mahdûmu Hâce Kâsım Çelebi de Amasya ricâlinden bir zât idi.