Özgün Metin

Kaynakta bu şiirden yalnız aşağıdaki iki beyit yayımlanmıştır; şiirin tamamı yayımlanmamıştır.

‘Uşşâḳ-zâde Efendi ki bu ‘âlî aña dir
Bu ṭab‘-ı pâk u ẕekâ bende sendedir ancaḳ
Götür yaḳında bizi Mekke’ye bile zirâ
Bu şevḳ-i beyt-i Ḫudâ bende sendedir ancaḳ

Günümüz Türkçesiyle

1. Uşşâkzâde Efendi ki bu yüce söz ona söylenir: bu temiz yaratılış ve zekâ, bende (bu kulda) ancak sendendir. (Beyit iki türlü okunabilir: "bende" kelimesi "bende, bende de" ya da "kulun" anlamında anlaşılabilir.)

2. Bizi yakında Mekke'ye de götür; çünkü Allah'ın evine duyulan bu şevk bende ancak sendendir.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beyitler, Âkif'in divanındaki 23. gazelin 10. ve 11. beyitleridir. Öntürk ile Tunçadam'a göre 18 beyitlik bu gazel, şairin Uşşâkzâde Efendi diye hitap ettiği hocasının bir gazeline yazılmış bir naziredir ve müzeyyel bir gazeldir: son on beyti eklenmiş bir zeyl bölümüdür ve bu bölümde hoca kaside üslubuyla övülür. Alıntılanan iki beyit bu zeyl bölümündendir. İki mısraın sonunda tekrarlanan "sendedir ancaḳ" sözü, beyitlerin ait olduğu gazelin redifidir. Makale gazelin tamamını yayımlamamıştır; vezin belirtilmemiştir.

Anlam ve Söz Sanatları

Birinci beyit övgüdür: şair, sahip olduğu temiz yaratılışı ve zekâyı hocasına borçlu olduğunu söyler. "Bende" kelimesi hem "bende, benim içimde" hem de Farsça "kul" anlamına gelir; bu yüzden mısra "bu kulda" ya da "bende" diye iki türlü okunabilir ve bu iki anlamlılık beyte bir tevriye inceliği katar. İkinci beyitte övgü bir dileğe dönüşür: şair, hocasından kendisini yakında Mekke'ye götürmesini ister, çünkü Kâbe'ye duyduğu özlemi de ondan aldığını söyler. Nazire, bir başka şairin şiirine aynı vezin ve kafiyeyle cevap olarak yazılan şiirdir; zeyl kısmının eklenmesi bu cevabı bir hürmet sunuşuna çevirir.

Tarihî Bağlam

Öntürk ile Tunçadam, şairin bu nazirenin zeyl kısmında hocasını övdüğünü ve kendisini hacca götürmesini istediğini belirtir. Uşşâkzâde Efendi'nin kimliği makalede ayrıca açıklanmaz. Kaynaklara göre Âkif üç kez hacca gitmiş, Hüsameddin'e göre de 1144'te (1732) Amasya müftüsüyken izin almadan Hicaz'a gittiği için azledilmiştir; bu gazelin hangi yolculuktan önce yazıldığı bilinmez. Şairin hayatı için Îdîzâde Âkif Mustafa Efendi yazısına bakılabilir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar