Hâcezâdeler, XVII. yüzyılın başında Amasya'da "Küçük Hâce" lakabıyla tanınan müderris Kadızâde Mehmed İlmî Efendi'nin soyudur. Aile adını bu lakaptan alır; Hüsameddin aynı kişileri kimi yerde "Hâcezâde", kimi yerde "Hocazâde" diye yazar. Küçük Hâce'nin oğulları XVII. yüzyılın ortasında Amasya medreselerinde müderris, kasabalarda kadı ve şehrin tanınmış şairleri arasında yer aldı. Torunlarından Hâfız Halîl Efendi 1082 [1671] dolaylarında Sultan Bayezid Camii'nin imamları arasına girdi ve caminin birinci imamlığı bir asrı aşkın bir süre onun soyunda kaldı. Aynı kuşaktan Emîr Hacı Abdüllatîf Çelebi şehrin baş ayanı ve nakîbüleşraf kaymakamı, Halîl Efendi'nin oğlu es-Seyyid Abdülganî ise "Abdî Paşa" adıyla vezir oldu. Abdî Paşa'nın kardeşi Emîr İmâm Abdüllatîf Efendi'nin Sultan Bayezid Mektebi'nin karşısında yaptırdığı kütüphane, 1915 yangınına kadar ayakta kaldı ve Hüsameddin'in Amasya'da en çok yararlandığı kitaplık oldu.

Ailenin izi Hüsameddin'in Amasya Tarihi'nde XVII. yüzyılın başından XIX. yüzyılın ortasına kadar kesintisiz sürer. Kitapta bu soydan gelen otuz bir kişiye ayrı madde ayrılmıştır; bunlardan yalnız altısının başlığında "Hâcezâde" adı geçer, ötekiler "Hocazâde", "Emîr İmâmzâde", "Emîr Hacızâde" ya da "Kadızâde" lakaplarıyla kaydedilmiştir. Maddelerin çoğu kısadır, birkaçı birbirini tutmaz. Yine de baba adları zincir hâlinde verildiği için ailenin üç ana kolu ve yedi sekiz kuşağı güvenle kurulabilmektedir.

Adı ve Kökeni

Ailenin kurucusu sayılan Mehmed İlmî Efendi, Amasya kadısı Amasyalı Mustafa Efendi'nin oğludur. "Kadızâde" lakabı bu babadan gelir; "Küçük Hâce" ise kendisinin Amasya'da müderris olarak kazandığı addır. Oğullarına ve torunlarına "Hâcezâde" ya da "Hocazâde" denmesi bu lakaptandır. Hüsameddin ondan çoğu yerde "Kadızâde Mehmed İlmî Efendi" diye söz eder; iki yerde adı "Mehmed Ali" olarak geçer, bir yerde de yalnız "Hâce Mehmed Efendi" denir. Mehmed İlmî Efendi'nin kendi maddesi kitabın yayımlanan ciltlerinde yoktur, doğum ve ölüm yılları da bilinmez. Öğrencileri arasında Zileli İslâm Efendi, Emîr Hamzazâde Eşref Ali Çelebi, Cizyedârzâde İlhâmî Hasan Çelebi, Şeyh Ya'kûbzâde Sinâneddîn Yûsuf Efendi ve Yağmûrîzâde İsmâil Efendi'nin bulunması, XVII. yüzyılın ilk yarısında şehrin önde gelen hocalarından biri olduğunu gösterir.

Ailenin sonraki kuşaklarında iki yeni lakap doğdu. Mehmed İlmî Efendi'nin oğlu Abdüllatîf Efendi'nin büyük oğlu Hâfız Halîl Efendi'nin soyuna, onun oğlu Emîr İmâm Abdüllatîf Efendi'den ötürü "Emîr İmâm Oğulları", Abdüllatîf Efendi'nin küçük oğlu Emîr Hacı Abdüllatîf Çelebi'nin soyuna da "Emîr Hacı Oğulları" dendi. "Emîr" unvanı seyyidlikten gelir. Emîr Hacı'nın annesi Hz. Hasan soyundandı; Hâfız Halîl Efendi ise Ganizâde es-Seyyid el-Hâc Halîl Efendi'nin kızıyla evlenmişti ve oğulları bu yoldan "es-Seyyid" unvanını taşıdı. Ailenin seyyidliği bu bakımdan ana tarafından gelir ve Hüsameddin bunu her iki kol için açıkça yazar.

Hüsameddin'de "Hâcezâde" adını taşıyan herkes bu soydan değildir. En önemli ayrım, II. Osman'ın hocası İğnecizâde Ömer Efendi'nin oğullarıdır. Kitap onları da "Hâcezâde" diye kaydeder, çünkü babaları "Hâce-i Sultânî" idi: Rumeli kazaskeri Abdullah Efendi (992-1045 [1584-1636]), kardeşi Takıyyeddîn Osman Efendi (ö. 1061 [1651]) ve Abdullah Efendi'nin oğlu, nakîbüleşraf ve Anadolu kazaskeri es-Seyyid Osman Efendi (1036-1112 [1627-1700]). Bu aile Halvetî şeyhi İğnecizâde Safiyyüddîn'in torunlarındandır ve Amasya'dan çok İstanbul ilmiye çevresinde yaşamıştır; Küçük Hâce ile aralarında akrabalık bulunduğunu gösteren bir bilgi yoktur. İki ev arasındaki tek bağ himayedir: Küçük Hâce'nin kardeşi Abdülkerîm Efendi, Ömer Efendi şehzade hocası olunca İstanbul'a gitmiş ve onun Ayasofya kürsü şeyhliği kendisine verilmişti. Burada anlatılan Küçük Hâce'nin soyudur; İğnecizâde evi ayrı bir ailedir.

Kitapta adı "Hâcezâde" diye geçen başka kişiler de bu iki eve bağlanamaz. Fâtih ve II. Bayezid dönemi âlimi Hocazâde Muslihuddîn Mustafa Efendi (ö. 893 [1488]), Hoca Sadeddin Efendi'nin oğlu Şeyhülislam Es'ad Efendi ve XIX. yüzyılda Amasya'da ders veren Hâcezâde İbrâhim Efendi bunlardandır. Hüsameddin'in listesindeki şu maddeler de babaları ayrı birer "hâce" olduğu için bu aileye girmez: hattat Celâleddîn Ahmed Çelebi (tüccar Hâce Alâeddîn Ali Çelebi'nin torunu), Lâdikli ve Ziyâreli iki Hasan Efendi, Hâce İlyâs Efendi'nin oğlu Râzî Yûsuf Efendi, Yağmurköylü Hâce İsmâil soyundan Rahmî Mehmed Efendi, Merzifonî İsmâil Efendi'nin oğlu Sa'dullâh Efendi, Tirebolulu Hâce Mustafa Efendi'nin oğlu Sa'îd Mehmed Efendi, Lâz Hâce İbrâhim Efendi'nin oğlu Süleyman Efendi, Sünbül Hâce'nin oğlu defterdar Sünbül Ali Efendi, Lala Osman Paşa'nın amcası Tâlib Mehmed Efendi ve babası anılmayan Abdüssamed Efendi.

Kuşaklar Boyunca Aile

Küçük Hâce ve Kardeşi Abdülkerîm Efendi

Ailenin ilk kuşağı hakkında bilinenler, Mehmed İlmî Efendi'nin oğullarının ve kardeşinin maddelerinden çıkar. Kardeşi Abdülkerîm Efendi Amasya'da okuyup müderris olmuş, Amasyalı Ömer Efendi II. Osman'ın hocası olunca İstanbul'a gitmişti. Derslerindeki açık ve etkili anlatımı ulemanın beğenisini kazandığından Ömer Efendi'nin elindeki Ayasofya Camii kürsü şeyhliği kendisine verildi. On iki yıl kadar bu görevde kaldı ve muhasebe defterindeki kayda göre 8 Receb 1042'de [19 Ocak 1633] öldü. Hüsameddin onu faziletli, iffetli, sözü tesirli, zahid bir âlim diye tanıtır. Mehmed İlmî Efendi ise Amasya'da kaldı; oğullarından üçü öğrenimlerini doğrudan babalarından aldı.

Küçük Hâce'nin Oğulları

Mehmed İlmî Efendi'nin büyük oğlu Ahmed Efendi, babasından okuyup ders-i âm oldu, Amasya medreselerini dolaştıktan sonra Tokat'ta Kameriyye Medresesi'ne müderris oldu. Ardından kadılık mesleğine geçti, kasabalarda kadılık ve birkaç kez Amasya naibliği yaptı, 1058'de [1648] öldü. Şair olduğu ve "Rahmî" mahlasını kullandığı Hüsameddin'in kendi ifadesiyle "sonradan anlaşıldı"; oğlu Lütfullah Efendi Divan-ı Hümayun hâcegânındandı. Kitapta bu kayıtla örtüşen bir başka madde vardır: Yağmurköylü Hâce İsmâil soyundan şair Rahmî Mehmed Efendi (ö. 1091 [1680]) da "Rahmî" mahlasını taşır ve onun oğlunun adı da el-Hâc Lütfullah Efendi'dir. İki maddenin aynı kişiyi mi anlattığı, yoksa adları ve mahlasları rastlantıyla mı örtüştüğü kitaptan çözülemez.

İkinci oğul Remzî Abdullah Efendi, babasından, Yağmurköylü İsmâil Efendi'den ve Gürcü İmam Hâfız Hasan Efendi'den okudu, Hâfız Hasan Efendi'ye damat oldu. Otuz yıl kadar ders vererek ün kazandı ve Amasya medreselerinin çoğunda müderrislik yaptı. 1061'de [1651] Tokat Hâtuniye Medresesi'ne müderris oldu, 1063 Zilhiccesinde [Ekim 1653] öldü. Hüsameddin onu Arapça, Farsça ve Türkçe şiir yazabilen, edebî ilimlerde usta bir şair olarak anar. Sultan Murad Amasya'ya geldiğinde ona sunduğu bir kaside ile başka şiirlerini ele geçirmiş, fakat bunlar kendi kitaplarıyla birlikte yanmıştır. Sultan Bayezid Camii'nin başmüezzini Hâfız Abdullah Çelebi ile Merzifonlu şair Harîmî Abdullah Çelebi edebiyatı ondan öğrenmişlerdir.

Üçüncü oğul Abdüllatîf Efendi, babasından okuyup Fethiye Camii'nin hatibi oldu. Babası hayattayken ders vermeye başladı, Amasya medreselerini sırayla dolaştı ve Pervâne Bey Camii vaizliğiyle emekliye ayrıldı. Bu camide tefsir ve hadis okutarak 1065 Zilhiccesinde [Ekim 1655] öldü. Vekayi kısmındaki kayda göre Sultan Bayezid imaretinin şeyhiydi; ölümünde bu görev büyük oğlu Hâfız Halîl Efendi'ye verildi, küçük oğlu Abdüllatîf Çelebi de ağabeyinin vesayetine bırakıldı. Bu küçük oğul babasının ölümünden üç ay sonra doğmuştu.

Remzî Abdullah Efendi'nin Oğulları

Remzî Abdullah Efendi'nin oğulları ailenin şair ve hattatlarını yetiştirdi. Şevkî Mehmed Efendi Amasya'da "Uzun Müderris" diye tanınan Fâzıl Mehmed Efendi'den okudu. Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşa ile Amasya'dan tanıştığı için İstanbul'a gidip ders-i âm oldu, sonra kadılığa geçti. Önce sancak, sonra eyalet merkezlerinde, özellikle Uyvar, Girit, Kamaniçe ve Hotin gibi yeni fethedilen yerlerde kadılık yaptı. 1097'de [1686] emekliye ayrıldı, mülklerini ve nakit parasını vakfederek Fatih Camii'nde cüz okunmasını şart koştu ve vakfın tevliyetini damadı Amasyalı Sefer Ağazâde Mahmûd Çavuş'a ve onun soyuna bıraktı. 1100 [1688-89] dolaylarında öldü. Müstakîmzâde'nin Tuhfetü'l-Hattâtîn'i onu Nefeszâde Seyyid İsmail Efendi'nin talik öğrencileri arasında sayar; Müderris Abdî Efendi'nin Tezkire'si ise hattatlığı Amasyalı Fazlullah Efendi'den öğrendiğini yazar.

Kitabın kendi içindeki en açık çelişki Şevkî Mehmed Efendi'nin maddesindedir. Orada babası "Küçük Hâce demekle meşhur Mehmed İlmî Efendi bin Abdullah Remzî Efendi" diye verilir, yani baba ile dede yer değiştirmiştir. Remzî Abdullah Efendi'nin maddesi ise Mehmed İlmî'yi Remzî'nin babası, Şevkî'yi Remzî'nin oğlu olarak gösterir; Hâmid Ahmed Efendi'nin maddesi de Şevkî'yi Remzî'nin oğlu ve kendi kardeşi sayar. İki madde birbirini doğruladığı için burada Mehmed İlmî, Remzî ve Şevkî sırası esas alınmıştır.

Hâmid Ahmed Efendi babasından ve Uzun Mehmed Efendi'den okuyup ders-i âm oldu, Amasya medreselerinin birkaçında müderrislik yaptıktan sonra kadılığa geçti. 1087'de [1676] Trabzon kadılığına yükseldi, sonra devriye mevleviyetlerine erişti ve 1103 [1691-92] dolaylarında öldü. Hüsameddin onu âlim, şair ve edip diye anar. Üçüncü oğul Hâfız Abdurrahmân Efendi kurrânın şeyhiydi ve 1071'de [1660-61] hac yolunda öldü. Onun yetim kalan oğlu Hasan Efendi, Hüsameddin'e göre "Hâcezâde el-Hâc Ahmed Efendi'nin hanesinde" büyüdü; bu Ahmed Efendi'nin amcası Hâmid Ahmed Efendi olması akla yakındır, ancak bu bir çıkarımdır. Hasan Efendi okuduktan sonra ders-i âm, ardından Halifet Gazi Medresesi müderrisi oldu, yıllarca ders verip 1138 [1725-26] dolaylarında öldü.

Hâfız Halîl Efendi ve Sultan Bayezid İmamlığı

Ailenin Amasya'daki asıl yerini, Abdüllatîf Efendi'nin büyük oğlu Hâfız el-Hâc Halîl Efendi kurdu. Çeribaşı Mahallesi'nde oturan Halîl Efendi babası hayattayken Kur'an'ı ezberleyip kıraat vecihlerini öğrendi. Babasının ölümünde Sultan Bayezid imaretinin şeyhi oldu. Kendi maddesine göre 1082 Rebiülevvelinde [Temmuz 1671], ölen Hâfız Ahmed Efendi'nin yerine caminin birinci imamı oldu; "Sultan Bülbülü" diye tanınan Hâfız Ahmed Efendi'nin maddesi de aynı şeyi söyler. Vekayi kısmı ise farklı bir sıra verir: 1083 [1672] dolaylarına düşen kayda göre Hâfız Ahmed Efendi ölünce ikinci imam Nasûh Efendi birinci imam, Halîl Efendi ise ikinci imam olmuştur. Birkaç yıl sonrasına ait vakıf hademesi listesi de Halîl Efendi'yi hâlâ ikinci imam olarak sayar. Bu durumda birinci imamlığa ancak Nasûh Efendi'den sonra geçmiş olması gerekir; tarihi kitaptan çıkarılamaz. Sonra öğrenimini tamamlayıp ders-i âm ve şeyhülkurrâ, ardından caminin hatibi oldu. Yıllarca kıraat ve Kur'an öğreterek 1133 Şabanında [Haziran 1721] öldü. Ganizâde es-Seyyid el-Hâc Halîl Efendi'nin damadıydı ve oğulları es-Seyyid Abdüllatîf, es-Seyyid Mehmed Emîn ve es-Seyyid Abdülganî bu evlilikten doğdu.

Emîr Hacı Abdüllatîf Çelebi

Abdüllatîf Efendi'nin babasının ölümünden üç ay sonra doğan küçük oğlu es-Seyyid el-Hâc Abdüllatîf Çelebi, ağabeyi Halîl Efendi'nin vesayetinde büyüdü. Velî Emîr Mehmed Paşa'ya akrabalığı olduğundan paşanın dairesinde yetişti, onun sayesinde servet ve nüfuz kazandı ve paşaya damat olarak Amasya'da ayan arasına girdi. Annesi Hz. Hasan soyundan olduğu için "Emîr" diye tanındı ve "Emîr Hacı" adıyla anıldı. 1102'de [1690-91] Amasya'da ayan meclisi kurulduğunda ilk üyelerindendi; sonra birkaç kez nakîbüleşraf kaymakamı, şehir kethüdası ve baş ayan oldu.

Bu nüfuz rakiplerini rahatsız etti. Hasımlarının hazırlattığı bir mahzar Babıâli'ye ulaşınca 1123 Zilhiccesinde [Ocak 1712] gelen fermanla şehir kethüdalığından ve nakîblikten azledildi ve Amasya Kalesi'ne hapsedildi. Onu koruyan Amasyalı Kaptan-ı Derya el-Hâc Ahmed Paşa İstanbul kaymakamı olunca 1124 Rebiülevvelinde [Nisan 1712] affına ferman çıktı ve evinde oturması emredildi. 1126 Şabanında [Ağustos 1714] yeniden nakîb kaymakamı oldu, 1127 Saferinde [Şubat 1715] yine şikâyetler üzerine azledildi. Bir süre İstanbul'da kaldı, 1129'da ikinci kez hacca gidip ertesi yıl döndü ve beş yıl kadar şehir işlerine açıktan karışmadı.

1135 Muharreminin ilk günü [Ekim 1722] yeniden nakîbüleşraf kaymakamı oldu. Amasya mutasarrıfı ve ayan İran seferiyle meşgulken eşkıya çoğalmış, özellikle Atmacaoğulları Sivas-Amasya yolunu kesmişti. 1135 Rebiülevvelinde gelen fermanla Atmacaoğullarının üzerine gönderilen Emîr Hacı yüz piyade ve elli süvariyle Çamlıbel'e gitti, on beş gün içinde eşkıyayı dağıttı ve dönüşünde dergâh-ı âlî kapıcıbaşılığı rütbesiyle ödüllendirildi. Nakîbliği üç buçuk yıl sürdü ve 1138 Şabanında [Nisan 1726] öldü. Hüsameddin onun büyük servetini, vezir maiyetine benzeyen dairesini ve emrindeki iki yüz sekbanı anlatır. Konağı İçerişehir'de Yukarı Hamam'ın üst tarafındaydı; harem dairesinin yıkıntısı Hüsameddin'in zamanında hâlâ görülüyordu.

Abdî Paşa

Hâfız Halîl Efendi'nin oğlu es-Seyyid Abdülganî, tarihlerde "es-Seyyid Abdî Paşa" diye bilinir. Gençliğinde Enderun'a girip orada yetişti, sonra Kıblelizâde Mehmed Bey'e intisap etti. 1151'de [1738-39] Zanalızâde es-Seyyid Ahmed Paşa'nın himmetiyle arpa emini, 1153'te onun sadaretinde başbâkikulu oldu. 1156 ile 1159 arasında üç kez çavuşbaşılık ve iki kez arpa eminliği yaptı. 1160'ta [1747] sadaret kethüdası ve cebecibaşı oldu. Hüsameddin'in yazdığına göre bu yükselişte, o sırada sadrazam olan Firârî Hasan Paşazâde Abdullah Paşa ile hemşehri olmalarının payı vardı. 1162 Şevvalinde [Eylül 1749] vezaret rütbesiyle Tırhala valisi oldu; sonra Bosna (1164), Eğriboz ve Belgrad (1165) valiliklerine geçti ve 1166 Recebinde [Mayıs 1753] Belgrad'da öldü.

Abdî Paşa amcası Emîr Hacı Abdüllatîf Çelebi'nin kızıyla evlenmişti. Bu evlilik ailenin iki kolunu birbirine bağladı ve Emîr Hacı'nın torunları İstanbul'da onun dairesine girdi: Emîr Hacı'nın torunu Torun Ali Ağa paşanın hazinedarı ve harem kethüdası, kardeşi Mustafa Ağa da kethüdası oldu. Abdî Paşa'nın oğlu es-Seyyid Halîl Bey Babıâli'de hâcegân rütbesiyle divan memuriyetlerinde bulundu, 1187 Recebinde [Eylül 1773] öldü ve Molla Gürânî'de gömüldü. Onun oğlu Süleyman Feyzi Bey sadaret mektubî kaleminin ser-halifesiyken 1214'te [1799-1800] öldü.

Emîr İmâm Abdüllatîf Efendi

Hâfız Halîl Efendi'nin büyük oğlu es-Seyyid el-Hâc Abdüllatîf Efendi, Arapça ilimleri Amasya müftüsü Çorumlu Hâfız Mehmed Efendi'den, kıraat vecihlerini şeyhülkurrâ Cebecizâde Hâfız el-Hâc Halîl Efendi'den öğrendi. Babasının ölümünde Sultan Bayezid Camii'nin birinci imamı ve Hâtun Sultan Darülkurrâsı'nın şeyhi oldu, iki kez hacca gitti. Kardeşi Abdî Paşa'nın gönderdiği büyük parayı kendisi için harcamayıp bir kütüphane yaptırdı; kitaplarını ve mülklerini buna vakfetti. "Emîr İmâm" diye anılması hem seyyidliğinden hem imamlığındandır. Hüsameddin, bir sabah namazına yetişemediğinde imamlığı bir yolcunun yaptığını öğrenince adamın peşinden gidip o günkü imamlık ücretini ona verdiğini anlatır. 1169'da [1755-56] öldü ve kütüphanesinin bahçesine gömüldü.

Emîr İmâm'ın kardeşi es-Seyyid Mehmed Emîn Efendi İstanbul'da okuyup imtihanla kadılığa geçti, Rumeli kadılıklarında dolaşıp 1159'da [1746] öldü. Onun oğlu es-Seyyid el-Hâc Halîl Efendi babasının ölümünde Sultan Bayezid Camii'nin hatibi oldu ve 1181'de [1767-68] öldü; Hüsameddin onu sesi güzel bir âlim diye anar. Bu Halîl Efendi'nin oğlu es-Seyyid Mehmed Efendi de hatiplik yaptı. Mehmed Emîn Efendi'nin soyu böylece imamlıkla yanyana yürüyen hatiplik görevini sürdürdü.

Emîr İmâm Oğulları

Emîr İmâm'ın oğullarını Hüsameddin es-Seyyid Mehmed Sa'îd, Sa'dullâh, Halîl, Ebûbekir, Abdülalîm ve Abdüsselâm diye sayar; Mehmed Sa'îd ile Sa'dullâh babalarından önce ölüp kütüphanenin bahçesine gömülmüştür. Bu listede adı geçmeyen es-Seyyid el-Hâc İbrâhim Efendi de ayrı bir maddede Emîr İmâm'ın oğlu olarak kaydedilir; biraz okuduktan sonra hacca gitmiş, dönüşünde hacılar ve ayan meclislerine üye olarak 1205 sonlarında [1791] ölmüştür. Abdülalîm Efendi babasının tuttuğu nota göre 1138 Ramazanında [Mayıs 1726] doğdu, Çorumlu es-Seyyid el-Hâc Ali ve Hacı Âkif Mustafa Efendilerden okuyup ders-i âm olduğu sırada 1168'de [1754-55] genç yaşta öldü. Abdüsselâm Efendi gençliğinde amcası Abdî Paşa'nın yanına gitti, Babıâli kalemlerinden birine girip baş yazıcı oldu, 1183'te hâcegân rütbesiyle tezkireci, 1188'de çavuşbaşı oldu ve 1191 Saferinde [Mart 1777] öldü.

es-Seyyid el-Hâc Halîl Efendi babasının tuttuğu nota göre 1 Safer 1134'te [Kasım 1721] doğdu. Kıraat vecihlerini şeyhülkurrâ Hâfız İbrâhim Cûî Efendi'den aldı; babasının ölümünde Sultan Bayezid imamı ve kütüphane vakfının mütevellisi oldu. 1191'de hacılar meclisine, 1194'te ayan meclisine girdi. Baş ayan Gözdaşoğlu el-Hâc Mustafa Ağa ona içten kin besliyor, dışarıdan dost görünüyordu. 1196 Ramazanında [Ağustos 1782] Mustafa Ağa'nın iftar davetinden dönerken Rum Kilisesi'nin önünde kimliği bilinmeyen birinin attığı kurşunla öldü. Mirasçıları Mustafa Ağa'yı mahkemeye ve Divan-ı Hümayun'a defalarca şikâyet ettiler; ağa, Canikli Hacı Ali Paşa ve oğullarının nüfuzu sayesinde kurtuldu, bu nüfuz sona erince idam edildi. Halîl Efendi'nin oğulları Sa'dullâh, Abdullah, Mehmed Emîn, Ahmed ve İsmâil, kızları Ümmü Gülsüm ve Fâtıma'dır.

Ebûbekir Efendi Seküköylüzâde el-Hâc Kâşif Mehmed Efendi ile Müderriszâde Hâfız es-Seyyid Mehmed Efendi'den okudu, önce hocası Hâfız Mehmed Efendi'ye, sonra es-Seyyid Abdurrahîm Efendi'ye damat oldu. Kâşifiyye Medresesi müderrisi, babasının vakıflarının mütevellisi ve Amasya müftülerinin emîn-i fetvası olarak yıllarca ders verdi, 1204 başlarında [1789] öldü ve kütüphanenin bahçesinde babasının yanına gömüldü. Oğlu Abdüllatîf Efendi Payaslı Hacı Mehmed Efendi'den okuyup talik yazıdaki ustalığı sayesinde mahkeme kâtibi oldu, 1245 [1829-30] sonrasında öldü. Ebûbekir Efendi'nin öteki oğlu Mehmed Sa'îd Efendi'nin oğlu es-Seyyid el-Hâc Sa'dullâh Efendi Şeyhzâde Abdullah Vecîh Efendi'den okudu, sonra dersi bırakıp şehir işleriyle uğraştı, hacılar ve ayan meclisi üyesiyken 1238'de [1822-23] öldü. Hüsameddin onu Çeribaşı Mahallesi'nin eşraf ve hanedanından sayar.

Halîl Efendi'nin oğullarından Hâfız es-Seyyid İsmâil Efendi babasının ölümü üzerine 1196 Ramazanında Sultan Bayezid imamı oldu ve 1202 Şevvalinde [Temmuz 1788] öldü. Oğulları Ebûbekir ve Abdülehad birkaç ay arayla 1203'te öldü. es-Seyyid Sa'dullâh Efendi 13 Zilhicce 1153'te [Şubat 1741] Çeribaşı Mahallesi'nde doğdu. Sultan Bayezid Mektebi'nde hafız olduktan sonra Kâşif Mehmed, Ürgüplü el-Hâc Ahmed ve Şeyhzâde Abdullah Vecîh Efendilerden okudu. 1196'da Ebûbekir Paşa Medresesi müderrisi, Sultan Bayezid imamı ve dedesinin kütüphanesinin hâfız-ı kütübü oldu. On yedi yıldan fazla ders verdi, 1213 Zilkadesinde [Nisan 1799] öldü ve kütüphanenin bahçesine gömüldü. Kitapta İsmâil ve Sa'dullâh'ın ikisinin de 1196'da imam olduğu yazılıdır; imamlığın iki kardeş arasında paylaşılmış olması mümkündür, ancak kitap bunu açıklamaz.

Sa'dullâh Efendi'nin oğulları Abdullah Tâhir, Mehmed Sa'îd ve Mustafa Sârim'dir. Ayrı bir maddede "Sa'dullâh Efendi'nin oğlu" diye kaydedilen şair Hükmî Mehmed Efendi, kütüphanenin hâfız-ı kütüblüğünü 1213'te babasının ölümü üzerine kardeşleri Tâhir Abdullah ve Sârim Mustafa ile birlikte üstlendi. Payaslı el-Hâc Mehmed Efendi'den okuyup ders-i âm oldu, atasının kütüphanesinde okuyup ders vererek 1251'de [1835-36] öldü. Kardeşleri de şair olduğundan aralarında şiir söyleşileri olurdu. Babasının oğulları arasında başka bir "Mehmed" bulunmadığı için Hükmî'nin Mehmed Sa'îd olması akla yakındır; bu bir çıkarımdır. Mustafa Sârim Efendi'nin oğlu Sârim Mehmed Efendi, babasının 1226 Şabanında [Ağustos 1811] ölümünden ve amcası Hâfız Abdullah Efendi'nin feragatinden sonra kütüphanenin hâfız-ı kütübü ve Sazdoğmuş Malikânesi vakfının mütevellisi oldu. 1258 Saferinde [Mart 1842] çocuksuz öldüğünde hâfız-ı kütüplük Caniklizâde Hâfız Mehmed Hilmi Efendi'ye, tevliyet ise es-Seyyid Mehmed Sünbül Efendi'ye verildi. Kütüphanenin yönetimi böylece ilk kez aile dışına çıktı.

Emîr Hacı Oğulları

Emîr Hacı Abdüllatîf Çelebi'nin tek oğlu es-Seyyid el-Hâc Hüseyin Çelebi babasından önce öldü. Onun oğulları es-Seyyid el-Hâc Ali Ağa ile Mustafa Ağa'ya ve soylarına "Emîr Hacıoğulları" dendi. Ali Ağa, babası dedesinden önce öldüğü için "Torun Ali Ağa" diye tanındı. Annesi tarafından Hüseynî seyyidlerinden olduğu için birkaç kez nakîbüleşraf kaymakamı oldu. 1152 [1739-40] dolaylarında İstanbul'a gidip eniştesi Abdî Paşa'nın dairesine girdi ve paşa 1162'de vezir olunca onun hazinedarı ve harem kethüdası oldu. Abdî Paşa'nın 1166'daki ölümünden sonra Sadrazam Bâhir Mustafa Paşa'ya intisap etti, 1167'de kapıcıbaşılık rütbesiyle Tokat voyvodası ve Kalhane emini oldu. 1170'te azledilip Amasya'ya döndü, yeniden nakîb kaymakamı, ayan meclisi üyesi ve baş ayan olarak 1179'da [1765-66] öldü. Oğulları vezir Râmî Hüseyin Paşa, müderris es-Seyyid Mehmed Hâşim Efendi ve es-Seyyid Ahmed Efendi'dir. Hüsameddin Râmî Hüseyin Paşa'ya bir madde açmış, fakat soyunu yazdıktan sonra sayfayı boş bırakmıştır; paşanın görevleri kitapta yer almaz.

Torun Ali Ağa'nın kardeşi es-Seyyid el-Hâc Mustafa Ağa, Emîr Hacı'nın maddesinde ve Abdî Paşa'nın maddesinde paşanın kethüdası olarak anılır. Emîr Hacı'nın maddesine göre Mustafa Ağa'nın oğlu es-Seyyid el-Hâc Hüseyin Efendi de nakîbüleşraf kaymakamı olmuştur. Hüseyin Efendi'nin kendi maddesi ise soyunu "es-Seyyid Mustafa Ağa bin es-Seyyid el-Hâc Ali Ağa bin es-Seyyid Hüseyin Ağa bin Emîr Hacı Abdüllatîf Çelebi" diye verir; burada Mustafa Ağa, Torun Ali Ağa'nın kardeşi değil oğludur. Torun Ali Ağa'nın maddesi oğulları arasında bir Mustafa saymadığı için Emîr Hacı maddesindeki sıra daha güvenilir görünür, ancak kitap iki bilgiyi uzlaştırmaz. Hüseyin Efendi bir süre ders okuttuktan sonra birkaç kez nakîbüleşraf kaymakamı ve ayan meclisi üyesi oldu, 1214'te Hızır Paşa Camii vaizi oldu ve 7 Şaban 1219'da [Kasım 1804] öldü; oğlu es-Seyyid Mehmed Efendi de seyyid ayanındandı. Hüsameddin bu kolun kendi zamanındaki temsilcisini de anar: Emîr Hacıoğullarından Sultan Bayezid imamı Hâfız es-Seyyid Mehmed Efendi, kitap yazılırken mevleviyet payesiyle hayattaydı.

Yapılar, Vakıflar ve Mahalle

Ailenin Amasya'daki en kalıcı eseri, Emîr İmâm Abdüllatîf Efendi'nin yaptırdığı kütüphanedir. Hüsameddin'in mahalleler bölümüne göre kütüphane 1159'da [1746] Devehâne Mahallesi'nin kuzey ucunda, Sultan Bayezid Mektebi'nin karşısında kârgir ve "gayet muntazam" olarak yapıldı. Güneyinde büyük bir bahçesi, kuzeyinde üçgen biçiminde bir bahçesi vardı; kapısının üstünde tarih kitabesi bulunuyordu ve her taraf kârgir bir duvarla çevriliydi. Yanında bir fetvahane vardı. Ailenin şehirdeki asıl mahallesi ise Çeribaşı'ydı: Hâfız Halîl Efendi burada oturuyordu, Sa'dullâh Efendi burada doğdu, Ebûbekir Efendi'nin torunu Sa'dullâh Efendi de mahallenin hanedanından sayılıyordu.

Kütüphanenin yönetimi bir asır boyunca aile içinde kaldı. Emîr İmâm'ın ölümünden sonra mütevellilik oğlu Halîl Efendi'ye, onun ölümünde torunu Sa'dullâh Efendi'ye geçti. Sa'dullâh Efendi'nin oğulları hâfız-ı kütüblüğü birlikte yürüttü; son olarak torunu Sârim Mehmed Efendi 1258'de çocuksuz ölünce görev aile dışına verildi. Kütüphane başka bağışlarla da büyüdü. Hüsameddin, I. Abdülhamid'in sır kâtibi olan ve 1215'te [1800-01] ölen Boluluzâde el-Hâc İbrâhim Efendi'nin bütün kitaplarını bu kütüphaneye vakfettiğini ve kitapların kendi zamanında orada bulunduğunu yazar. Emîr İmâm soyundan es-Seyyid Mehmed Emîn Efendi'nin eşi Keklikzâde Hatice Hatun da "Çardaklı Kahve" diye bilinen kahvehanesini ve bir dükkânını 1235'te [1819-20] kocasının mütevellisi olduğu kütüphanenin kitaplarının onarım ve cildi için vakfetti.

Kütüphanenin çevresi zamanla başka yapılarla doldu. Eski Amasya mütesellimi Ak Hasanzâde el-Hâc Hasan Ağa kütüphanenin bitişiğine bir zaviye yaptırdı; Hüsameddin bunun tarihini bir yerde 1244, bir yerde 1245, mahalleler bölümünde ise 1248 olarak verir. Kuzeydeki bahçenin önünde Hüseyin Paşa'nın kızı Fâtıma Hanım 1259'da "Telli Pınar" çeşmesini yaptırdı. Kâşifiyye Medresesi de kütüphanenin doğusundaki sokaktaydı. Hüsameddin gençliğinde, rüştiyenin üçüncü sınıfındayken kütüphanenin yanındaki fetvahanenin üst katındaki odada kalmış, kütüphanenin kitaplarından Vefeyâtü'l-a'yân ve Şakâik-i Nu'mâniyye'yi okumuştu. Kitabının pek çok yerinde gördüğü yazmaların zahriyelerini buradan aktarır.

Kütüphanenin kuzeyindeki bahçede "Emîr İmâm Türbesi" vardı. Hüsameddin'e göre burada kütüphanenin sahibi Emîr İmâm Abdüllatîf Efendi ile oğulları es-Seyyid Sa'dullâh, es-Seyyid Halîl ve es-Seyyid Ebûbekir Efendiler gömülüydü; aileden olmayan eski Kürdistan valisi Besim Paşa da buraya defnedilmişti. Kitabın yayıncılarının notuna göre 1333 [1915] yangınında bütün çevre yandı, kitaplar kaldırıldı, kütüphane, bahçeler ve fetvahane yıktırıldı ve "ufak bir eser kalmadı". Kitapların nereye götürüldüğü kaynakta yazmaz.

Ailenin öteki hayratı daha dağınıktır. Emîr Hacı Abdüllatîf Çelebi Okmeydanı'ndaki namazgâhı yeniden yaptırdı, birkaç yerde mescid ve çeşme inşa ettirdi ve namazgâhın mihrabı karşısında yol üzerine gömüldü. Şevkî Mehmed Efendi'nin 1097'de kurduğu vakıf İstanbul'da Fatih Camii'nde cüz okunması içindi ve tevliyeti damadının soyuna bırakılmıştı. Emîr İmâm kolunun yönettiği Sazdoğmuş Malikânesi vakfının yeri ve kuruluşu kitapta açıklanmaz. Aile ayrıca Sultan Bayezid Camii'nin birinci imamlığını XVII. yüzyılın sonlarından en az 1213'e kadar, caminin hatipliğini de Mehmed Emîn Efendi kolunda iki kuşak boyunca elinde tuttu.

Soy Ağacı

  • Mustafa Efendi, Amasya kadısı
    • Abdülkerîm Efendi-Kadızâde (ö. 1042 [1633]), Ayasofya kürsü şeyhi
    • Mehmed İlmî Efendi, "Küçük Hâce", Kadızâde
      • Ahmed Efendi (Rahmî) (ö. 1058 [1648])
        • Lütfullah Efendi, divan hâcegânından
      • Remzî Abdullah Efendi (ö. 1063 [1653])
        • Şevkî Mehmed Efendi (ö. 1100 dolayı [1688-89])
        • Hâmid Ahmed Efendi (ö. 1103 dolayı [1691-92])
        • Hâfız Abdurrahmân Efendi (ö. 1071 [1660-61])
          • el-Hâc Hasan Efendi (ö. 1138 dolayı [1725-26])
      • Abdüllatîf Efendi (ö. 1065 [1655])
        • Hâfız el-Hâc Halîl Efendi (ö. 1133 [1721])
          • Emîr İmâm es-Seyyid el-Hâc Abdüllatîf Efendi (ö. 1169 [1755-56])
            • Mehmed Sa'îd ve Sa'dullâh (babalarından önce öldüler)
            • es-Seyyid el-Hâc Halîl Efendi (1134-1196 [1721-1782])
              • es-Seyyid Sa'dullâh Efendi (1153-1213 [1741-1799])
                • Abdullah Tâhir Efendi
                • Mehmed Sa'îd Efendi (Hükmî Mehmed Efendi olması muhtemel, ö. 1251 [1835-36])
                • Hâfız Mustafa Sârim Efendi (ö. 1226 [1811])
                  • Sârim Mehmed Efendi (ö. 1258 [1842], çocuksuz)
              • Hâfız es-Seyyid İsmâil Efendi (ö. 1202 [1788])
              • Abdullah, Mehmed Emîn ve Ahmed Efendiler; Ümmü Gülsüm ve Fâtıma Hatunlar
            • es-Seyyid el-Hâc Ebûbekir Efendi (ö. 1204 [1789])
              • Abdüllatîf Efendi (ö. 1245 sonrası)
              • Mehmed Sa'îd Efendi
                • es-Seyyid el-Hâc Sa'dullâh Efendi (ö. 1238 [1822-23])
              • Abdurrahîm Efendi
            • Abdülalîm Efendi (1138-1168 [1726-1755])
            • Abdüsselâm Efendi (ö. 1191 [1777])
            • es-Seyyid el-Hâc İbrâhim Efendi (ö. 1205 [1791])
          • es-Seyyid Mehmed Emîn Efendi (ö. 1159 [1746])
            • es-Seyyid el-Hâc Halîl Efendi (ö. 1181 [1767-68])
              • es-Seyyid Mehmed Efendi, hatip
          • es-Seyyid Abdülganî, Abdî Paşa (ö. 1166 [1753]), Emîr Hacı'nın damadı
            • es-Seyyid Halîl Bey (ö. 1187 [1773])
              • Süleyman Feyzi Bey (ö. 1214 [1799-1800])
        • Emîr Hacı es-Seyyid el-Hâc Abdüllatîf Çelebi (1066-1138 [1656-1726])
          • es-Seyyid el-Hâc Hüseyin Çelebi (babasından önce öldü)
            • Torun Ali Ağa (ö. 1179 [1765-66])
              • Râmî Hüseyin Paşa, vezir
              • es-Seyyid Mehmed Hâşim Efendi, müderris
              • es-Seyyid Ahmed Efendi
            • es-Seyyid el-Hâc Mustafa Ağa, Abdî Paşa'nın kethüdası
              • es-Seyyid el-Hâc Hüseyin Efendi (ö. 1219 [1804]); kendi maddesinde Torun Ali Ağa'nın torunu olarak geçer
          • Bir kızı, Abdî Paşa'nın eşi

Hüsameddin'de Aile Üyeleri

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar