Özgün Metin

Getürmez ḫâme ġam sırrın beyâna
Ṣıġar mı baḥr-i ḳulzum nâvdâna

Günümüz Türkçesiyle

1. Kalem gamın sırrını anlatmaya yetmez; koca bir deniz hiç oluğa sığar mı.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Âşık Çelebi bu beyti "Ve lehu" (bu da onundur) diyerek, Kâmî'nin bir önceki mesnevi beytinin hemen ardından verir. İki mısraı kendi içinde "beyâna / nâvdâna" sözleriyle kafiyelenir ve bu biçimiyle bir mesnevi beytidir. Kayıp Yûsuf u Züleyhâ'dan alınmış olması kuvvetle muhtemeldir, fakat Âşık Çelebi bunu açıkça söylemez; tespit bizimdir. Âşık Çelebi neşrinin F nüshasında bu beyit bulunmaz. Tezkire neşri vezni göstermez. Mesnevinin hangi bölümünde yer aldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Beyit, divan şiirinde sık rastlanan "anlatılamazlık" fikrini bir benzetmeyle kurar. Şair, içindeki gamın sırrının kalemle yazılamayacak kadar büyük olduğunu söyler ve bunu ikinci mısrada bir soruyla kanıtlar: koca bir deniz, bir damın suyunu akıtan dar bir oluğa sığmaz. Bu tür soru, cevabı belli olduğu için bir hüküm yerine geçer ve beyitte istifham sanatını oluşturur. "Baḥr-i ḳulzum" sözü eski metinlerde Kızıldeniz'in adıdır, aynı zamanda uçsuz bucaksız deniz anlamında da kullanılır. Gam denizinin büyüklüğü böylece en geniş deniz imgesiyle anlatılır.

Benzetmenin asıl inceliği kalem ile oluk arasındaki benzerliktedir. Eski yazı kalemi kamıştan yapılır ve içi boş bir boru biçimindedir. Mürekkep bu kamışın ucundan akar, tıpkı suyun oluktan aktığı gibi. Şair kalemi bir oluğa, gamı da bir denize benzeterek ikisi arasındaki ölçüsüzlüğü gözler önüne serer. Kalem, oluk, deniz ve sırrın beyanı arasında kurulan bu tenasüp, beytin iki mısraını birbirine sıkıca bağlar. Bu çözümleme bizimdir. Yusuf kıssası bağlamında beyit, Yakub'un oğlunu yitirdikten sonraki gamını ya da Züleyha'nın aşk acısını anlatan bir bölüme uyabilir.

Tarihî Bağlam

Âşık Çelebi'ye göre Kâmî, Şeyh Cemâl'in yeğeni Mehmed Çelebi'dir; kadılık yapmış ve 952'de (1545-46) ölmüştür. Yûsuf u Züleyhâ'sı ölümünden sonra kaybolmuştur ve bu beyit eserden kalan az sayıdaki parçadan biri olabilir. Hüseyin Hüsâmeddin Yasar'ın Şehzade Ahmed'in Amasya meclisinde andığı Kâmî ile bu kişinin aynı olup olmadığı kesin değildir. Ayrıntılar Kâmî (Şehzade Ahmed Meclisi) yazısındadır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar