Özgün Metin
Vezin: fe‘ilātün / fe‘ilātün / fe‘ilātün / fe‘ilün
Dāver-i rūy-ı zemīn Ḥażret-i Sulṭān Maḥmūd
Yeñçeri nāmını ḳaldırdı cihāndan yek-ser
Cümleten seyf-i şerī‘atle cezāsın buldı
Dindi tārīḫ-i tamāmına ġazā-yı ekber (1241)
Günümüz Türkçesiyle
1. Yeryüzünün hükümdarı Hazret-i Sultan Mahmud, yeniçeri adını dünyadan büsbütün kaldırdı.
2. Hepsi şeriat kılıcıyla cezasını buldu; tam tarihine "ġazā-yı ekber" (en büyük gaza) denildi.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Babaarslan bu şiiri "Sultan Mahmud'un Yeniçeri Ocağı'nı kaldırışına tarih (1241)" diye kaydeder; 1241 yılı miladi 1826'ya karşılık gelir. İki beyitlik şiir remel bahrinin "fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Kafiye "yek-ser" ile "ekber" kelimeleri arasındadır. Babaarslan, ilk beyitteki "Yeñçeri" kelimesinin "Yeñiçeri" yerine vezin gereği bu biçimde okunduğunu not eder. Tarih düşürmek, bir olayın yılını harflerin sayı değerleri toplamı (ebced hesabı) o yılı veren bir söz ya da mısrayla bildirmektir. Tarih son mısraın sonundaki "ġazā-yı ekber" terkibiyle verilir. Bu iki kelime "غزای اکبر" biçiminde yazıldığında harflerin toplamı 1018 ile 223, yani tam 1241 eder; hesap bizimdir.
Anlam ve Söz Sanatları
Şiir, II. Mahmud'un 1826'da yeniçeri ocağını kaldırmasını devletin resmî diliyle anlatır. Padişah "dāver-i rūy-ı zemīn", yani yeryüzünün hükümdarı diye anılır; yeniçerilerin cezası "şeriat kılıcı"na bağlanır ve olay "en büyük gaza" diye nitelenir. "Ġazā-yı ekber" terkibi, dinî bir savaş kavramını devletin iç meselesine uygulayarak olayın meşruiyetini vurgular. Tarihin "tamām" olduğu, yani eklemesiz çıktığı da söylenir. Şiirde bir sevinç ya da yakınma ifadesi yoktur; yalnızca olayın kaydı ve değerlendirmesi vardır.
Tarihî Bağlam
Bu tarih Vâzıh'ın hayatıyla da ilişkilidir. Hüsameddin'e göre 1232 (1817) yılında Amasya'da yeniçeriler ile medrese talebeleri arasında bir çatışma çıkmış, bu olaya karıştığı söylenen bazı âlimler 1233'te Limni'ye gönderilmiştir; Hüsameddin, Merzifonlu müfessir İsmâil Efendi'nin "Mustafa Vâzıh Efendi ile beraber" Limni'ye gönderildiğini yazar. Babaarslan ve Özçakmak ise Vâzıh'ın Limni'ye sürülmesine karar verildiğini, ancak yaşlılığı ve hastalığı sebebiyle sürgün yerinin Tokat olarak değiştirildiğini aktarır. Vâzıh bu sürgünü Belâ-yı Vâzıh ve Safâ-yı Lâyıh adlı manzum sergüzeştnâmesinde anlatmış ve orada şehirde halkı "Sultan Mahmud'a" isyana kışkırtan kişilerden yakınmıştır. Yeniçerilerle yaşanan çatışmanın kendi sürgününe yol açtığı düşünülürse, ocağın kaldırılmasına tarih düşürmek şair için kişisel bir anlam da taşıyor olabilir; bu bir yorumdur.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 7, s. 194-195 (e-kitap s. 324). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page324.html
Akademik çalışmalar
- Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1922-1984 (şiir metni: s. 1981; Mustafa Vâzıh, Dîvânçe, Ankara Üniversitesi Yazma Eserler Bölümü, Mustafa Con A 495/III, vr. 75b). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
- Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1924-1930 (hayatı ve Dîvânçe'nin tanıtımı). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
- Fatma Özçakmak, "Mustafa Vâzıh Efendi ve Dîvânçe'si", Kesit Akademi Dergisi, 7(26), 2021, s. 255-278, s. 260-262.
Çevrimiçi kaynaklar






