Özgün Metin
Başlık: ‘ĀKİF-ZĀDE MERḤŪMUÑ ḪĀNE-İ SA‘ĀDETLERİ AMASYA’DA İÇERİ ŞEH[İ]RDE OLUP AMASYA IRMAĠI ĠĀYET ṬAŞĠUN OLMAĠLA ZİYĀRETLERİNDEN MAḤRŪMİYYETİM OLDUḲDA BU BEYT İLE MA‘ẔERET OLUNMUŞDUR
Vezin: fe‘ilātün / fe‘ilātün / fe‘ilātün / fe‘ilün
Bu eşk-i ḥasreti ‘arż eylemek olurdı varup
Nigāra gitmege lākin ṣular geçit mi virir
Günümüz Türkçesiyle
1. Varıp bu hasret gözyaşını arz etmek gerekirdi; ama sevgiliye gitmek için sular geçit verir mi?
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Bu tek beyit, Dîvânçe'nin tarihler bölümünde yer aldığı hâlde bir tarih manzumesi değildir; Babaarslan da bunu ve hemen ardından gelen beyti tarih olmadıkları hâlde tarihler arasında bulundukları için bu bölümde ele aldığını belirtir. Beyit remel bahrinin "fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Yazmadaki uzun başlığı beytin yazılış sebebini anlatır: "Âkif-zâde merhumun saadetli evleri Amasya'da İçeri Şehir'de olup Amasya ırmağı pek taşkın olduğundan ziyaretlerinden mahrum kaldığımda bu beyitle özür dilenmiştir." Neşirde bu beytin varak numarası dipnotta verilmemiştir. Başlıktaki iki kelime PDF metninde boşluklu çıktığı için okunuşu bizimdir.
Anlam ve Söz Sanatları
Beyit, gündelik bir özrü âşıkane bir dille söyler. Şair ziyaretine gidemediği dostuna "nigār" (sevgili) der; götüreceği şey de "hasret gözyaşı"dır. Taşkın ırmağın geçit vermemesi hem gerçek bir engel hem de sevgiliye kavuşmayı önleyen engellerin şiirdeki yaygın karşılığıdır. "Eşk" (gözyaşı) ile "ṣular" (sular) arasında bir tenasüp vardır: şairin gözyaşları da ırmağın taşkın suları kadar çoktur.
Dîvânçe'de bu beyti Âkif-zâde'nin cevabı izler: "Semt-i aḥbāba geçit virmese ırmaġ ne ġam / Gözlerin sevdigim ol köpri hemān var olsun" (Irmak dostların semtine geçit vermese ne gam; o gözlerini sevdiğim köprü hele var olsun). Cevaptaki söz oyunu dikkat çekicidir: köprünün kemerlerine Türkçede "göz" denir; "gözlerini sevdiğim köprü" hem kemerleri sağlam köprüyü hem de dostun gözyaşlarını anlatır. Âkif-zâde'nin cevap beyti ayrı bir sayfada, Tarih 29 olarak verilmiştir. Bu çözümleme bizimdir.
Tarihî Bağlam
İçeri Şehir, Amasya'da ırmağın kale tarafındaki eski şehir kesimidir. Hüsameddin, Îdîzâde Âkif Mustafa Efendi'nin İçerişehir'de, Câmi-i Kebîr'in karşısındaki evinde haftada bir gece ilim ve edebiyat ehlini toplayıp sohbetler ettiğini yazar. Âkif-zâde, bu ailenin bir ferdi demektir. Başlıkta adı verilmeyen Âkif-zâde'nin, Âkif Mustafa Efendi'nin torunu, Vâzıh'ın hocası ve müşterek gazel ortağı Âkifzâde es-Seyyid Abdürrahîm Efendi olması kuvvetle muhtemeldir; bu bir çıkarımdır. Hüsameddin, Abdürrahîm Efendi'nin 1231 (1816) yılında öldüğünü yazar. Başlıktaki "merhum" sözü, başlığın onun ölümünden sonra, Dîvânçe'nin derlendiği sırada yazıldığını gösterir. Amasya ırmaklarının taşmasını anlatan şiir için Mukatta‘ât 15'e bakılabilir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 11, s. 399-402 (e-kitap s. 481-482). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page482.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 11, s. 504-507 (e-kitap s. 513-514). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page513.html
Akademik çalışmalar
- Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1922-1984 (şiir metni: s. 1982; Mustafa Vâzıh, Dîvânçe, Ankara Üniversitesi Yazma Eserler Bölümü, Mustafa Con A 495/III). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
- Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1924-1930 (hayatı ve Dîvânçe'nin tanıtımı). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
Çevrimiçi kaynaklar






