Özgün Metin

Başlık: CEVĀB-I ‘ĀKİF-ZĀDE

Vezin: fe‘ilātün / fe‘ilātün / fe‘ilātün / fe‘ilün

Semt-i aḥbāba geçit virmese ırmaġ ne ġam
Gözlerin sevdigim ol köpri hemān var olsun

Günümüz Türkçesiyle

1. Irmak dostların semtine geçit vermese ne gam; o gözlerini sevdiğim köprü hele bir var olsun.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Bu tek beyit Vâzıh'ın değil, dostu Âkif-zâde'nindir; yazmadaki başlığı "Cevāb-ı ‘Āḳif-zāde", yani "Âkif-zâde'nin cevabı"dır. Dîvânçe'de hemen önündeki beyitte Vâzıh, Amasya ırmağı taştığı için İçeri Şehir'deki Âkif-zâde'yi ziyaret edemediğini söyleyip özür dilemiş ve "sevgiliye gitmek için sular geçit verir mi?" diye sormuştur (Tarih 28). Bu beyit o soruya verilen karşılıktır. Babaarslan, iki beyti tarih olmadıkları hâlde Dîvânçe'de tarihler arasında yer aldıkları için bu bölümde ele aldığını belirtir; bu beyitte bir tarih hesabı yoktur. Beyit, Vâzıh'ın beytiyle aynı vezinde, remel bahrinin "fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün" kalıbıyla söylenmiştir.

Anlam ve Söz Sanatları

Cevap, Vâzıh'ın kurduğu engeli bir söz oyunuyla ortadan kaldırır. Irmak geçit vermese bile köprü vardır; köprünün kemerlerine Türkçede "göz" denir. "Gözlerin sevdiğim" sözü ise aynı zamanda "gözünü sevdiğim" deyimini hatırlatır; bu, birine sevgiyle ve yalvarırcasına seslenirken kullanılan bir sözdür. Böylece mısra hem "gözleri (kemerleri) sevdiğim o köprü" hem de "ah canım, o köprü" diye okunabilir. Vâzıh'ın beytinde gözyaşı (eşk) ile taşkın sular arasında kurulan ilişki de bu cevapta yankılanır: köprünün "gözleri", dostun gözlerine de bir göndermedir. Kısacası Âkif-zâde, ırmağın taşmasını bir mazeret saymaz ve dostunu köprüden geçip gelmeye çağırır. Bu çözümleme bizimdir.

Tarihî Bağlam

Âkif-zâde, Amasya'nın tanınmış âlim ailelerinden Îdîzâdeler'in bir ferdidir. Hüsameddin, Îdîzâde Âkif Mustafa Efendi'nin İçerişehir'de, Câmi-i Kebîr'in karşısındaki evinde ilim ve edebiyat ehlini toplayıp sohbetler ettiğini yazar. Başlıkta adı verilmeyen Âkif-zâde'nin, Âkif Mustafa Efendi'nin torunu ve Vâzıh'ın müşterek gazel yazdığı Âkifzâde es-Seyyid Abdürrahîm Efendi olması kuvvetle muhtemeldir; bu bir çıkarımdır. Hüsameddin onun 1226'da Haremeyn müfettişi olduğunu ve 1231 (1816) yılında öldüğünü kaydeder. Vâzıh'ın beytinin başlığındaki "merhum" sözü, iki beytin Dîvânçe'ye Âkif-zâde'nin ölümünden sonra kaydedildiğini gösterir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

  • Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1922-1984 (şiir metni: s. 1983; Mustafa Vâzıh, Dîvânçe, Ankara Üniversitesi Yazma Eserler Bölümü, Mustafa Con A 495/III, vr. 76b). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
  • Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1924-1930 (hayatı ve Dîvânçe'nin tanıtımı; 28 ve 29 numaralı şiirler: s. 1929). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264

Çevrimiçi kaynaklar