Haçlı seferlerinin ilk büyük kırılma anlarından biri, 1100 yılının yazında Melitene çevresinde, bugünkü Malatya yöresinde yaşandı. Birinci Haçlı Seferi'nin kazanımlarıyla Antakya Prinkepsliği'ni kuran Bohemond, bir Ermeni beyine yardım etmek için kuzeye yürüdü ve Danişmendli kuvvetlerinin kurduğu bir pusuda esir düştü. Seferin başından beri zafer üstüne zafer toplayan Latinler için bu, ilk ciddi yenilgiydi. Amaseia'yı topraklarına katmış olan, Sivas, Tokat ve Niksar çevresinde gelişen Danişmendli beyliği içinse genç bir devletin Anadolu'daki ağırlığını gösteren bir olay oldu. Esir prensin üç yıla yaklaşan tutsaklığı Antakya'dan Konstantinopolis'e, Konya'dan Bağdat'a kadar uzanan bir pazarlıklar ağı doğurdu; onu kurtarmak için yola çıkan büyük bir Haçlı ordusu ise Amasya topraklarında, Merzifon yöresinde dağıldı.

Olayın anlatıları farklı dillerde ve farklı çıkarlarla yazılmıştır. Latin vakanüvisler Bohemond'un başına gelenleri bir felaket olarak aktarır, Ermeni ve Süryani kaynaklar yerel dengeleri öne çıkarır, İslam kaynakları ise olayı Anadolu'daki Türkmen siyasetinin bir parçası olarak görür. Danişmendli komutanın adı bile kaynaklarda değişir. Gümüştekin Gazi, Melik Gazi ya da Emir Gazi diye anılan bu kişi, yaygın görüşe göre hanedanın kurucusu Danişmend Gazi'nin oğludur; kimi Türkçe anlatımlarda ise olayın faili doğrudan Danişmend Gazi olarak geçer. Amasya tarihçisi Hüseyin Hüsâmeddin Yasar ise bütün bu anlatılardan ayrılan, Amasya merkezli bir okuma ortaya koyar ve esareti Kayseri emîrinin hanedanın merkeziyle çekişmesinin bir parçası olarak görür. Bu farklı sesler bir arada okunduğunda, Melitene'de olanlar kadar o olayın kimin gözünden nasıl hatırlandığı da görünür hâle gelir.

Danişmendliler ve Amaseia

Danişmendliler, 1071 Malazgirt Zaferi'nden sonra Anadolu'nun orta ve kuzeydoğusunda ortaya çıkan Türkmen beyliklerinin en güçlülerindendi. Kurucusu Danişmend Gazi'nin lakabı Farsçada "bilgili kişi" anlamına gelir. İbnü'l-Esîr gerçek adının Taylu olduğunu, Türklere öğretmenlik yaptığı için bu unvanla anıldığını bildirir. Dönemin kaynaklarında tam adı "Melik-i Muazzam Dânişmend Ahmed Gazi bin Ali et-Türkmâni" biçiminde geçer. Türkiye'deki yerleşik görüşe göre Azerbaycan'da yaşamış bir Türkmen ailesinden geliyordu, 1064'te Sultan Alparslan'ın hizmetine girmiş ve onun gözde emîrleri arasında yer almıştı; Malazgirt'ten sonra kendisine iktâ edilen Sivas'ı fethederek beyliğin ilk çekirdeğini kurdu.

Kökenine dair bilgiler yine de tartışmalıdır. Albertus Aquensis ve Sur Başpiskoposu Willelmus Tyrensis hanedanın Türk asıllı olduğunu belirtir; Edessalı Mateos ve Niketas Honiatis ise beyliğin adını "Tanismanios" ve "Persarmen Taismanios" biçiminde anarak Ermeni ya da İran Ermenisi bir köken ihtimalini akla getirir. Niketas ona Arsaklı bir soy bile atfeder. Başka anlatılar onu Sultan Melikşah'ın yeğeni, Anadolu Selçuklularının kurucusu Süleyman bin Kutalmış'ın dayısı ya da Malazgirt'te savaşmış Selçuklu komutanlarından biri olarak tanıtır. Sözlü geleneğe dayanan Dânişmendnâme destanı ise onu, Battal Gazi gibi, Malatyalı bir gazi olarak anlatır. Tahsin Yazıcı, bu köken anlatılarının çoğunun efsanevi bir renk taşıdığına dikkat çeker. Tartışma bugüne kadar kesin bir sonuca bağlanmamıştır.

Danişmend Gazi, emirleriyle birlikte Amasya, Tokat, Niksar, Kayseri, Zamantı, Elbistan, Develi ve Çorum'u beyliğine kattı. Hanedanın ilk başkentinin neresi olduğu konusunda kaynaklar birleşmez. Kimi anlatımlar Niksar'ı, kimileri Amaseia'yı ilk merkez sayar; sonraki dönemde ise Sivas öne çıkar. Hüsâmeddin, Amasya'yı açıkça hükûmet-i Dânişmendiye'nin merkezi olarak görür ve şehri Danişmend'in büyük oğlu Melik İsmâil Gazi'nin makamı olarak anlatır. Amasya'daki Halife Gazi Türbesi Danişmendli dönemi yapıları arasında sayılır ve şehrin bu beylikle bağını mimari bir iz olarak sürdürür. Bizans'ın kuzey Anadolu savunmasında önemli bir kale kenti olan Amaseia, Danişmendli yönetiminde Türkmen beyliğinin batıya ve güneye uzanan siyasetinin parçası hâline geldi.

Beyliğin Haçlılarla ilk karşılaşması Melitene'den önceydi. Birinci Haçlı Seferi sırasında İznik'i kaybeden Kılıçarslan'a Danişmendliler destek verdi. Kayseri Emîri Hasan'ın da katıldığı müttefik Türk kuvvetleri 30 Haziran 1097'de Eskişehir ovasında, Dorylaion'da Haçlılarla çarpıştı. Haçlılar o savaşı kazandılar, ancak Anadolu içlerine ilerlerken Türk birliklerinin saldırıları sonucunda kuvvetlerinin önemli bir bölümünü yitirdiler. Danişmendliler böylece Haçlıların yürüyüş düzenini ve zayıf noktalarını görmüş bir güç olarak 1100 yılına geldi.

Gümüştekin Gazi Kimdi

Melitene'deki Danişmendli komutanının kimliği, olayın kendisi kadar tartışmalıdır. Yaygın görüş, babası Danişmend Gazi'nin ölümünden sonra beyliğin başına geçen oğlu Gümüştekin'in (Gümüştegin) hanedanı güçlendirdiğini, Anadolu ve Suriye Selçukluları arasındaki çekişmelerden yararlanarak hâkimiyet alanını genişlettiğini ve Bizans ile Haçlılara karşı Anadolu Selçuklu sultanının müttefiki olarak savaştığını kabul eder. Tahsin Yazıcı'nın yorumu ise farklıdır. O, "Emîr Gazi Taylu Gümüştigin Ahmed Dânişmend" adını tek bir kişiye verir ve hanedanın kurucusunun 1104'te ölene kadar yaşadığını, Bohemond'u esir alanın da bizzat o olduğunu kabul eder. Kimi Türkçe anlatımlardaki "Danişmend Gazi Bohemond'u esir aldı" ifadesi bu okumayla örtüşür.

Hüsâmeddin üçüncü bir ihtimal ileri sürer. Arapça tarihlerin çoğunda "İbnü'd-Dânişmend", yani Danişmend'in oğlu diye anılan Kayseri emîri Gümüştigin'in gerçekte onun oğlu olmadığını, oğulluğu, yani evlat gibi sevdiği bir kölesi olduğunu söyler. Delili, Gümüştigin'in Kayseri emîri iken düzenlettiği 500 (1106/07) tarihli vakfiyedir; bu belgede adı "el-Emîrü'l-Kebîr el-Mücâhid Alemüddîn Gümüştigin bin Abdullah" diye geçer. Hüsâmeddin, babasının adı yerine "bin Abdullah" kaydı bulunan bu belgeyi, Gümüştigin'in Danişmend'in öz oğlu olmadığının şer'î delili sayar. Amasya Tarihi'nin başka bir cildinde de Gümüştekin, Danişmend'in Malatya'da donattığı ordunun bir kısmını teslim ettiği ve Kayseri'nin fethiyle görevlendirdiği kölesi olarak anılır.

Gümüştekin'in adı Amasya'nın idari coğrafyasında da yaşamıştır. Hüsâmeddin'e göre Merzifon kazasının batı taraflarını kaplayan Gümüştekin Nâhiyesi, Danişmendli hükümdarı Melik Ahmed Danişmend Gazi'nin oğlu Gümüştekin Gazi'ye nispet edilirdi. Nahiye önce Bulak kazasına bağlıydı, sonra köyleriyle birlikte Merzifon'a katıldı. Gümüştekin'in sikkeleri de dikkat çekicidir. Bir yüzünde başı haleli bir İsa tasviri, öteki yüzünde onu "büyük emîr" diye anan Rumca bir yazı bulunan bu sikkeler, Bizans imgelerini bilinçli olarak kullanarak bölgedeki Hıristiyan halka hitap etmeye yönelik bir hâkimiyet dili kurar.

Malatya Kuşatması

Malatya, Danişmendlilerin öteden beri en çok ele geçirmek istediği şehirdi ve bu hedefi paylaşan tek güç de onlar değildi. 1097 baharında Haçlılar İznik'i kuşattığında Anadolu Selçuklu Sultanı I. Kılıçarslan Malatya'yı muhasara ediyordu; Haçlı ordusunun İznik önüne geldiği haberini alınca kuşatmayı kaldırıp batıya döndü. Haçlılarla mücadele geride kalınca Gümüştekin şehri kendisi kuşattı. Kuşatmanın üç yıl kadar sürdüğü kaydedilir. Malatya'yı elinde tutan Ermeni Gabriel'in daha önce Danişmendlilerin hoşgörüsü, hatta yardımıyla şehrin özerkliğini koruduğu düşünülür; 1100'e gelindiğinde ise eski müttefikler karşı karşıya gelmişti. Kılıçarslan'ın Malatya üzerindeki hesabının sürmesi, ileride Gümüştekin ile Selçuklu sultanı arasındaki gerginliğin de kaynaklarından biri olacaktı.

Bohemond ve Antakya

Taranto Prensi Bohemond, Güney İtalya'daki Norman soyluların en tanınmışlarındandı. Birinci Haçlı Seferi'ne katılmış, 1098'de Antakya'nın ele geçirilmesinde belirleyici bir rol oynamıştı. Kente hâkim olduktan sonra Bizans İmparatoru Alexios Komnenos'a verilen yeminin artık geçerli olmadığını ileri sürdü; gerekçesi, imparatorun Antakya kuşatması sırasında Haçlılara yardım etmemiş olmasıydı. Toulouse Kontu Raymond bu iddiaya karşı çıktı, ancak Ocak 1099'da kenti Bohemond'a bıraktı ve Haçlılar Kudüs'e doğru yürüdü. Bohemond böylece Antakya Prensi sıfatını aldı.

1100 yılında Bohemond'un durumu rahat değildi. Alexios, Antakya'yı kendisine teslim etmesi için baskı yapıyor, Bizans donanması Kilikya kıyısındaki Seleukeia ve Korykos limanlarını elinden alıyordu. Bohemond buna karşılık Antakya'daki Rum patriği John the Oxite'ı görevden alıp yerine Latin Peter of Narbonne'u getirmişti. Bizans'ın prinkepslik topraklarını bu biçimde daralttığı sırada, kuzeyde bir genişleme olanağı belirdi. Melitene'den Ermeni yönetici Gabriel'in yardım çağrısı geldi.

Melitene'nin Hâkimi Gabriel

Gabriel, Bizans generali Philaretos Brachamios'un subaylarından biriydi ve Melitene'ye onun tarafından dux, yani askerî vali olarak yerleştirilmişti. Tyr'li Willelmus onu dinen Rum, ırkça, dilce ve âdetçe Ermeni olarak tanıtır. 1086'da Philaretos'un ölümünden sonra kent Bizans denetiminden tümüyle çıktı ve Gabriel bağımsız bir yönetici olarak kaldı. Ancak Bizans unvanlarını bırakmadı. Günümüze ulaşan kurşun mühürlerinde kendini "protokuropalates, emîr ve dux" ve başka bir örnekte "protonobelissimos ve Melitene şehrinin dukası" olarak tanıtır. Mühürlerin ön yüzünde yan yana duran üç aziz, Aziz Nikolaos, asker kıyafetiyle mızrağını tutan Aziz Yorgi ve uzun haç taşıyan Vaftizci Yahya yer alır. Bizanslı bir unvanın yanında "emîr" sözcüğünün de bulunması, Gabriel'in Rum, Ermeni ve Türk dünyalarının kesiştiği bir sınır şehrinde nasıl bir dil kullandığını gösterir. Bohemond'a gönderdiği yardım mektubunun da bu türden bir mühürle mühürlendiği düşünülür.

Süryani Patrik Mihail Gabriel'i olumlu anlatmaz. Ona göre Gabriel, kenti Selçuklulara teslim etmek isteyen piskoposu, muhafızı bunu yapmayı reddedince kendi eliyle öldürerek iktidarı sağlamlaştırmıştı. Bu anlatının tarafsız olduğunu söylemek güçtür; yine de Gabriel'in kenti elinde tutmaya kararlı, sert bir yönetici olduğu başka kaynaklarla da uyuşur. Şehrin Süryani ileri gelenlerine karşı tutumu, birkaç yıl sonra Melitene'nin kaderini belirleyecekti.

Gabriel Haçlılarla yakınlaşmaya çalıştı. Kızlarından biri Edessa'nın Ermeni hâkimi Thoros ile evlenmişti. Thoros ve eşi 1098'de öldürüldü ve Edessa'ya Boulogne'lu Baudouin hâkim oldu. Gabriel'in öteki kızı Morphia ise 1101'de Baudouin'in akrabası Le Bourcq'lu Baudouin ile evlendi ve sonradan Kudüs Kraliçesi oldu. Gabriel'in çeyiz olarak 50.000 altın bizant verdiği aktarılır. Kimi kaynaklara göre Melitene 1100 yılının mayısında Danişmendlilerin elinden alınmış, Sivas Emiri Gümüştekin Gazi de kenti geri almak için sefere hazırlanıyordu. Bu hazırlığı öğrenen Gabriel Bohemond'dan yardım istedi ve anlatıya göre kızı Morphia'yı ona evlilik için önerdi.

Pusu

Bohemond, Antakya'yı kuzeni Tancred'e bıraktı ve yaklaşık 300 şövalye ve küçük bir yaya birliğiyle kuzeye yürüdü. Kuvvetin büyüklüğü konusunda anlatımlar ayrılır; Albert of Aix 300 şövalyeden söz ederken İbnü'l-Esîr 5.000 kişiyi anar. Yanında kuzeni Salernolu Richard ile Maraş ve Antakya'nın Ermeni piskoposları vardı.

Haçlı birliği, bölgeyi iyi tanıyan Danişmendli kuvvetleri karşısında ciddi bir hata yaptı. Yürüyüş sırasında keşif kolları göndermedi ve engebeli arazide pusuya düştü. Türk atlıları onları çepeçevre sardı. Bohemond tek bir askeri, Edessa Kontu Baudouin'den yardım istemek üzere kuşatmanın dışına çıkarmayı başardı, ancak kendisi esir alındı. Anlatılara göre Haçlıların çoğu öldürüldü; ölenler arasında Ermeni piskoposlar da vardı. Bohemond ve Richard canlı ele geçirildi. Olayın tarihi kaynaklarda ayrışır: Batı kaynaklarına dayanan anlatımlar Ağustos 1100'ü ve 15 Ağustos gününü verir, Türkçe ansiklopedik literatür ise Ramazan 493, yani Temmuz 1100 tarihini kullanır.

Esir prens önce Sivas'a götürüldü. Baudouin çağrıyı aldığında Bohemond zaten esirdi. Edessa kontunun yaklaştığını öğrenen Gümüştekin Malatya kuşatmasını kaldırıp Sivas'a çekildi. Baudouin Melitene'ye ulaştı, Danişmendlileri üç gün boyunca izledi, ancak Bohemond'u kurtaramadı. Melitene'ye döndüğünde Gabriel ona bağlılık yemini etti ve Baudouin kentin savunması için elli şövalye bıraktı. Böylece yenilgiye rağmen Melitene'nin düşmesi şimdilik önlenmiş oldu.

Baudouin'in Melitene'ye yetişmesi, Latin dünyasındaki başka bir gelişmeyle iç içe geçti. Kudüs'te Bouillon'lu Godefroi'nin ölüm haberi Edessa'ya, Baudouin'in Melitene dönüşünden kısa süre sonra ulaştı. Baudouin yerine akrabası Le Bourcq'lu Baudouin'i bırakarak 2 Ekim 1100'de iki yüz kadar şövalye ve birkaç yüz yayayla Kudüs'e yola çıktı. Antakya'da halkın kendisinden naiplik yapmasını istemesini reddetti. Böylece Bohemond'un tutsaklığı, hem Antakya'da hem de Edessa'da yönetim değişikliklerinin arka planı oldu.

Esaret ve Fidye Pazarlığı

Bohemond zincire vurularak Sivas'tan Neokaisareia'ya, yani bugünkü Niksar'a götürüldü ve 1103'e kadar burada tutuldu. Niksar, Danişmendli yönetiminin önemli merkezlerinden biriydi. Richard'ın akıbeti konusunda kaynaklar ayrışır. Bir anlatıya göre o da Niksar'da tutuldu; başka bir anlatıya göre Gümüştekin onu İmparator Alexios'a gönderdi ve Richard Konstantinopolis'te tutuklu kaldı, 1103'te salıverildi.

Alexios, Bohemond'un Antakya'yı kendine ait kılmasına öfkeliydi. Yakalandığını öğrenince Gümüştekin'e 260.000 dinar teklif etti ve esirin Bizans'a teslim edilmesini istedi. Gümüştekin'in müttefiki Selçuklu hükümdarı I. Kılıçarslan bu teklifi duyunca payının yarısını talep etti ve ödenmezse saldıracağını bildirdi. Bu sırada Bohemond kendi fidyesini doğrudan Gümüştekin'e ödemeyi önerdi. Pazarlığın sonucunu kaynaklar farklı rakamlarla verir. Bir anlatıya göre anlaşma 130.000 dinar üzerinden yapıldı ve iki taraf birbirine dostluk yemini verdi; Haçlı tarihçilerinin bir kısmı ise 100.000 bizantlık bir uzlaşmadan söz eder ve bu paranın Bohemond'un müttefiklerince toplandığını yazar. Edessalı Mateos'a göre fidyenin toplanmasında Ermeni Kogh Vasil etkili oldu, kendisi de ciddi katkıda bulundu ve sonradan Bohemond'u evlat edindiği söylenir. Türkçe anlatımlarda Danişmend Gazi'nin Bohemond'u 260.000 dinara bıraktığı yazılır ve bu hareketin Kılıçarslan'la arasını açtığı belirtilir. Kaynaklardaki bu tutarsızlık, rakamların hangi aşamaya ait olduğunun net olmadığını gösterir.

Serbest bırakılışın tarihi de mayıs ile ağustos 1103 arasında değişir. Bohemond, Baudouin'in aracılığıyla Ağustos 1103'te Antakya'ya döndü. Tahsin Yazıcı'ya göre fidye anlaşması bir ittifakla da taçlandı: Danişmendli hükümdarı ile Bohemond, Bizans İmparatoru Alexios'a ve Kılıçarslan'a karşı birlikte hareket etmeye söz verdi, ancak bu ittifak Danişmendli hükümdarının kısa süre sonraki ölümüyle sonuçsuz kaldı. Kılıçarslan ise müttefik sıfatıyla fidyeden pay alamamasına ve bölgede yeni bir Haçlı-Danişmendli yakınlaşmasının doğmasına sert tepki gösterdi. Antakya üzerine planladığı seferden vazgeçip Gümüştekin'in üzerine yürüdü ve Ağustos 1103'te Maraş yakınlarında onu yendi. Haçlılara karşı birlikte savaşmış iki Türk hükümdarını birbirine düşüren şey, Niksar'daki esirin bedeli olmuştu.

Bohemond'un üç yıllık yokluğu boyunca Tancred prinkepsliği yönetmiş, Bizans'a karşı sefer düzenlemiş ve Kilikya'da Tarsus, Adana ve Misis'i prinkepsliğe katmıştı. Bohemond'un dönüşüyle bu yetkisi sona erdi.

Salernolu Richard, Bohemond'un kuzeni olarak 1097'den beri Haçlı ordusundaydı ve Tancred ile birlikte Arapça konuşabilen az sayıdaki Haçlıdan biri olarak bilinirdi; bu beceri Sicilya'daki Arap nüfusla temaslarından kalmaydı. Serbest kaldıktan sonra Tancred onu 1104 kışında Edessa valisi atadı ve Richard şehri 1108'e kadar yönetti. Edessa halkı onu acımasız ve açgözlü bulduğu için hiç sevmedi.

Esaretin Batı'daki Hatırası

Bohemond'un Niksar zindanından kurtuluşu Batı Avrupa'da bir mucize gibi anlatıldı. Prens serbest kalışını, mahkûmların ve savaş esirlerinin koruyucusu sayılan Aziz Leonardus'un şefaatine bağladı. Avrupa'ya döndükten sonra Fransa'nın Limousin bölgesindeki Noblat Manastırı'nı ziyaret etti ve kurtuluşuna şükran olarak oraya bir adakta bulundu. Bu ziyarette hazır bulunan Naumburg Piskoposu Walram, Leonardus'un ölümünden sonraki mucizelerini, Bohemond'unki de dahil olmak üzere anlatan yeni bir hayat hikâyesi kaleme aldı.

Daha önce ne edebiyatta ne de ayinlerde pek izi bulunan Leonardus kültü, Bohemond'un adağının ardından 12. yüzyılda önce Frank toprakları boyunca hızla yayıldı. Onun örneğini izleyen bağışlar Noblat'daki Romanesk kilisenin ve göze çarpan çan kulesinin inşasını mümkün kıldı; kasaba aynı dönemde Santiago de Compostela'ya giden hac yolunun da bir durağı oldu. Aziz Leonardus'un zincir, pranga ve kelepçe tutan bir başrahip olarak tasvir edilmesi, kültün bu esaret hikâyesiyle kurduğu bağın görsel karşılığıdır. Böylece Danişmendli topraklarındaki bir tutsaklık, Fransa'nın içlerinde bir hac merkezinin yükselişine dolaylı olarak katkıda bulunmuş oldu.

Hüsâmeddin'in Anlatısı

Hüseyin Hüsâmeddin Yasar'ın Amasya Tarihi, Bohemond'un esaretini Batı kaynaklarından oldukça farklı bir çerçevede anlatır. Ona göre İznik tarafında Kılıçarslan'ı geri çekilmeye mecbur eden Haçlı kumandanı "Kont Bemind" büyük bir kuvvetle Kayseri üzerine yürümüş, orayı ele geçirmeye çalışırken Kayseri valisi Alemüddin Gümüştigin ile giriştiği savaşta yenilmiş ve esir düşmüştü. Hüsâmeddin, Baybars tarihine dayanarak bu yenilginin ardından Haçlı birliklerinin Ankara'yı aldığını, Çorum yöresine ilerlediklerini ve Amasya hükümdarı Melik İsmâil Gazi ile Ankara valisi Fetih Han'ın kurduğu bir pusuda dağıtıldıklarını yazar. Bu anlatıda Melitene adı hiç geçmez ve olaylar 491 (1097/98) yılına yerleştirilir. Bu, Latin, Bizans ve Süryani kaynaklarının birlikte çizdiği kronolojiyle uyuşmaz; Hüsâmeddin'in birbirinden ayrı olayları, Birinci Haçlı Seferi ile 1101 seferinin Anadolu'daki yankılarını, Bohemond'un esaretiyle tek bir çerçevede birleştirdiği izlenimini verir.

Anlatının asıl dikkat çekici yanı, esaretin Danişmendli iç siyasetine etkisini anlatmasıdır. Hüsâmeddin'e göre Bohemond'u esir aldıktan sonra Gümüştigin'in gururu arttı ve Amasya'daki merkeze bağlılığı zayıfladı. İki mesele onu Melik İsmâil Gazi ile karşı karşıya getirdi. Birincisi Ankara'ydı: Gümüştigin şehri kurtarmaya yardım ettiği için kendi emaretine katılmasını istiyor, İsmâil Gazi ise Ankara'yı eski valisi Fetih Han'a bırakmak istiyordu. İkincisi Bohemond'un kendisiydi. Haçlılar prensi kurtarmak için çok büyük bir meblağ öneriyordu. İsmâil Gazi, para karşılığında serbest kalan Bohemond'un ödediğini çıkarmak için Müslümanlara karşı şiddetini artıracağını düşünerek salıverilmesine razı olmuyordu; Gümüştigin ise askerin paraya olan ihtiyacını göz önünde tutarak aldığı büyük meblağ karşılığında Bohemond'u bazı şartlarla Haçlılara teslim etti.

Hüsâmeddin'e göre bu tartışmanın sonu bir kopuş oldu. İsmâil Gazi, Fetih Han'ı Ankara valiliğine atayarak meseleyi kendi lehine çözdü. Gümüştigin de kendisini Danişmend Ahmed Gazi'nin büyük halefi ilan edip bağımsızlığını duyurdu ve 492 (1098/99) dolaylarında Ankara'ya karşılık Sivas, Malatya ve çevresini ele geçirerek Danişmend'in ikinci oğlu İbrahim Bey'i oradan çıkardı. Hüsâmeddin, Mesâlikü'l-Ebsâr'daki "493'te Sivas ve Malatya'nın sahibi olan, İbnü'd-Dânişmend diye bilinen Kayseri emîri Gümüştigin bin Tablu" kaydını bu duruma bağlar ve Arap tarihlerinin Gümüştigin'i Danişmend'in oğlu sanmasının sebebini burada görür. Anlatıya göre İsmâil Gazi, Gümüştigin'i Selçuklu Sultanı Berkyaruk'a şikâyet etti; Berkyaruk da anlaşmazlığı yatıştırmak için 494'te (1100/01) Gümüştigin'i Bağdat şıhneliğine atayıp yanına çağırdı, Kayseri ve Malatya'yı onda bırakıp Sivas'ı İbrahim Bey'e verdi. Berkyaruk'un ölümünden sonra görevinden alınan Gümüştigin Kayseri'ye dönmüş, eski nüfuzunu yitirdiği için İsmâil Gazi'ye tâbi olmuş ve 500 (1106/07) yılında Kayseri'de ölmüştü.

Bu anlatının hanedan ilişkileri ve tarihleri, Türkçe ansiklopedik literatürle de Batı kaynaklarıyla da önemli ölçüde çelişir. Gümüştekin'in ölüm yeri ve yılı ötekilerde Sivas ve 1104 olarak verilir; Malatya'nın Danişmendlilere geçişi de Bohemond'un esaretinden sonraya yerleştirilir. Hüsâmeddin'in kendisi de Danişmendli kronolojisini tarihî hakikat olarak iddia etmediğini, eldeki kayıtlardan çıkardığı sonuçları sunduğunu açıkça belirtir. Yine de Kayseri emîri ile Amasya'daki merkez arasında esir prensin bedeli yüzünden çıkan anlaşmazlık, diğer kaynaklardaki Gümüştekin-Kılıçarslan çekişmesini andırır ve fidyenin Türk hükümdarları arasında nasıl bir paylaşım sorununa dönüştüğünü Amasya'nın gözünden anlatır.

1101 Haçlı Seferi

Bohemond'un esareti Avrupa'da büyük yankı yarattı. Papa II. Paskalis, kutsal toprakları terk etmiş ya da yola çıkmamış kişileri yeni bir sefere çağırdı. 1101 Haçlı Seferi'nin amaçlarından biri Bohemond'u Neokaisareia'da tutsak olduğu yerden kurtarmaktı. Lombardlar Konstantinopolis'e vardıklarında Bohemond'un esir alındığını öğrenince onu kurtarmayı hedef edindiler. Kitlenin büyük bölümü disiplinsiz kişilerden oluşuyordu. İtalyan Lombardlar doğrudan Niksar'a yürümek istedi, Toulouse'lu Raymond ise Kudüs'e giden ve Bizans topraklarından geçen eski yolu önerdi. Anna Komnena'ya göre İmparator Alexios da öncekilerin izlediği kıyı yolunu tavsiye etti, ancak Normanlar doğuya yönelip "Horasan'a" yürümekte direndiler; imparator bunun üzerine Raymond'u ve Tzitas adlı komutanını onlara danışman olarak verdi. Sonunda Lombardların ısrarı üstün geldi. Haçlı ordusu 3 Haziran 1101'de İzmit yakınlarındaki Kivotos'tan yola çıktı, 23 Haziran'da Ankara'yı alıp Bizans'a iade ettikten sonra Çankırı yönünden Kızılırmak'ı geçerek Amasya ve Niksar'a ulaşmak üzere Danişmendli topraklarına girdi.

Ordu Mersivan'a doğru beş kol hâlinde yürüyordu. Önde Milano Başpiskoposu Anselm'in komutasındaki Lombardlar ve İtalyanlar, ardından Peçenek atlıları eşliğinde Raymond, Burgonyalılar, Alman birlikleri ve en arkada Fransızlar geliyordu. Kalabalık ordunun kolları arasında haberleşme yavaştı, atlar ve yürüyenler bitkindi. Anna Komnena, Kızılırmak'ı geçtikten sonra Rumların yaşadığı küçük bir kasabada olanları anlatır: kasabanın halkı Hıristiyan kardeşlerini karşılamak için rahiplerini kutsal giysileriyle, İncil ve haçlarla önlerine göndermiş, Normanlar ise rahipleri ve öteki Hıristiyanları kılıçtan geçirip Amaseia yönünde yollarına devam etmişti. Prenses bu olayı insanlık dışı ve merhametsiz bir şiddet olarak kaydeder.

Türkler bu sırada savaşta uzun tecrübelerini kullandılar. Anna'ya göre bütün köyleri ve erzakı ele geçirip yaktılar, Haçlıları açlık ve susuzlukla yıprattılar. Gümüştekin, Kılıçarslan, Halep Selçuklu Meliki Rıdvan ve Harran Emîri Karaca'nın komutasında yaklaşık 20.000 kişilik bir Türk kuvveti toplanmıştı. Ağustos 1101'de ordu Merzifon yöresindeki Mersivan'da kuşatıldı. İkinci gün Alman bölüğünün başındaki Conrad Türk hatlarını yarmaya çalıştı, başaramadı ve yakındaki bir kaleye sığındı. Pazar günü önemli bir şey olmadı. Ertesi gün Anselm, Antakya Kuşatması'ndan kalma Kutsal Mızrak'la vaaz verdi ve İtalyanlar doğudan çıkış denedi, ancak ağır kayıp vererek geri çekildi. Beşinci gün Kılıçarslan'a bazı Danişmendli beyleri ve Halep Emiri Rıdvan katıldı. Takviye alan Türk ordusu yorgun ve moralsiz Haçlılara saldırdı ve onları büyük ölçüde yok etti.

Anna Komnena'nın anlatısında son çarpışmada Türkler artık mızrak ya da okla uğraşmadan kılıçlarını çekip savaşı göğüs göğüse bir mücadeleye çevirmiş, Normanlar ordugâhlarına çekilmek zorunda kalmıştı. Komutanlar yük hayvanlarını, çadırları ve bütün piyadeyi geride bırakıp atlarıyla Armeniakon temasının kıyılarına ve Paurae'ye, yani Bafra'ya doğru kaçtılar. Türkler terk edilen ordugâhı ele geçirdi, ardından piyadeye yetişip onu neredeyse tümüyle yok etti. Kurtulanlar Bafra ve Sinop üzerinden Konstantinopolis'e ulaştı. Aynı yıl Konya ve Ereğli yönünden ilerleyen iki Haçlı ordusu daha Kılıçarslan ile Gümüştekin'in birleşik kuvvetleri karşısında ağır kayıplar verdi. Bohemond'u kurtarmak üzere yola çıkan seferin sonu böylece Amasya sınırları içindeki Merzifon çevresinde belirlendi.

Amasya'nın yerel tarih yazımı da Haçlı ordularının şehre kadar ulaştığını hatırlar. Hüsâmeddin'e göre Sinop tarafından gelen Alman ve Fransızlardan oluşan bir Haçlı kuvveti Kızılırmak'ı geçip Amasya'ya yürüdü. Melik İsmâil Gazi Argun, yani Suluova'da bir meydan savaşı verdi, galip gelemeyince her yeri yakıp yıkarak halkla birlikte dağlara çekildi ve düşmanı çete savaşı ve gece baskınlarıyla yıprattı. Haçlılar Amasya'da hâlâ "Filingir", yani Firenkler diye bilinen yerde konakladılar ve üç ay kadar kaldıktan sonra Ziyâre kasabasını da yıkarak çekildiler. Hüsâmeddin, şehirdeki eski kiliselerin ve sarayların yıkıntılarını da büyük ölçüde bu Haçlı birliklerine bağlar. Anlatıyı Danişmend Gazi'nin ölümünden hemen sonraya, 490-491 yıllarına yerleştirir; tarihlendirme Batı kaynaklarıyla örtüşmese de Anna Komnena'nın Normanların Amaseia yönünde yürüdüğünü ve Türklerin köyleri ve erzakı yaktığını söylemesi, iki anlatı arasında dikkat çekici bir benzerlik kurar.

Melitene'nin Düşmesi

Haçlılar Bohemond'un fidyesini pazarlık ederken Danişmendliler Melitene'yi yeniden kuşattı. Gabriel Haçlılardan yeniden yardım istedi, ancak Haçlılar Danişmendli emiriyle Bohemond'un serbest bırakılması için görüştüklerinden yardım göndermediler. Şehrin içindeki durum da Gabriel'in aleyhineydi. Halka karşı sert davranması, özellikle Süryani ileri gelenlerini öldürtmesi, kuşatma yüzünden kıtlık çeken halkın tepkisini büyüttü. Türkçe ansiklopedik literatüre göre sonunda Süryani askerler kapıları açarak şehri 18 Eylül 1102'de Gümüştekin'e teslim etti. Batı kaynaklarına dayanan anlatımlar ise şehrin düşüşünü 1103'e yerleştirir. Gümüştekin şehre girdikten sonra halka yiyecek dağıttı, çiftçilere tohumluk ve öküz verdi ve Malatya'da düzeni yeniden kurdu.

Gabriel yakalandı. Kalelerinden biri direnmeye devam etti. Gabriel, eşinin savunduğu Katya Kalesi'ne götürüldü ve onun teslim olması için baskı yapıldı. Reddettiği için, Süryani Mihail'e göre köpeklere parçalatılarak öldürüldü. Gabriel'in ölüm tarihi kaynaklarda 1102 ya da 1103 olarak verilir.

Gümüştekin'in Ölümü ve Beyliğin Sonraki Yolu

Maraş yenilgisinden bir süre sonra Gümüştekin Gazi Sivas'ta öldü (1104). Ölümü Danişmendlileri büyük bir sarsıntıya uğrattı. Malatya Selçuklulara teslim edildi; bunun tarihi 2 Eylül 1105 ya da 1106 olarak verilir. Hanedan üyeleri arasında taht kavgaları başladı; Edessalı Mateos'a göre beyliğin başına geçen büyük oğul Emîr Gazi bütün kardeşlerini öldürtmüştü. Emîr Gazi önceleri Selçukluları metbû tanıdı, ancak I. Kılıçarslan'ın 1107'deki ölümünden sonra doğan boşluktan yararlanarak beyliği eski gücüne kavuşturmaya çalıştı. Damadı Mesud'un 1116'da Selçuklu tahtına çıkmasını sağladı. Bohemond ise Harran Savaşı'nda yenildi, 1104 sonunda takviye aramak için Avrupa'ya döndü ve Fransa Kralı Philippe'in kızı Constance ile evlendi.

Bohemond ailesiyle Danişmendliler arasındaki hesap ikinci kuşakta da sürdü. Antakya Prinkepsi II. Bohemond, Kilikya Ermeni Prensi Toros'un ölümünden yararlanmak üzere Kilikya'ya yürüdüğünde Emîr Gazi de harekete geçti. 1130'da Anazarba ovasında yapılan savaşı Danişmendliler kazandı ve II. Bohemond öldürüldü. Emîr Gazi, prensin mumyalanan başını hediyelerle birlikte Abbasi Halifesi Müsterşid'e gönderdi. Babası Niksar'da fidye pazarlığıyla kurtulan prensin oğlu, aynı hanedanın elinde hayatını kaybetmişti.

Melitene'deki yenilgi, Haçlıların Anadolu içlerine doğru ilerleyişinin sınırını gösterdi. Bohemond'un yakalanması, Doğu'daki Latin devletlerinin birliğini ve kaynaklarını sınadı; bölgedeki Türk beyleri açısından da Haçlıların yenilmez olmadığı görülmüştü.

Danişmendliler 1178'e kadar varlıklarını sürdürdü. Emîr Gazi'nin Bizanslılar, Haçlılar ve Ermenilere karşı kazandığı başarılar onu Anadolu'nun en nüfuzlu hükümdarı yaptı. Abbasi Halifesi Müsterşid ile Büyük Selçuklu Sultanı Sencer, ona "melik" unvanını ve hâkimiyet alametlerini vermek üzere elçiler gönderdi; elçiler geldiğinde Emîr Gazi hasta yatıyordu ve ölümü üzerine bu alametleri oğlu Muhammed'e verdiler. Bu unvan tevcihi kaynaklarda 1134 yılıyla anılır. Beyliğin sikkelerinde Rumca yazılar ve ejderha öldüren bir figür yer alırdı; bu figürün Aziz Yorgi'yi temsil ettiği düşünülür ve beyliğin Bizans geleneğiyle iç içe geçmiş yapısını gösterir. 1142'de Melik Mehmed Gazi'nin ölümüyle topraklar kardeşleri arasında bölündü; Sivas ve Malatya kolları ayrı yönetildi. II. Kılıçarslan 1170'lerde beyliğe son verdi ve Malatya'nın 1178'de ele geçirilmesiyle Danişmendli devri kapandı. Halk arasında Danişmendli beylerinin hepsi "Melik Gazi" olarak anılır; Niksar, Bünyan ve Kırşehir gibi yerlerdeki "Melik Gazi" türbeleri de çoğu zaman farklı Danişmendli hükümdarlarına aittir.

Kronoloji

1064: Danişmend Gazi, Sultan Alparslan'ın hizmetine girer.

1071: Malazgirt Zaferi'nin ardından Anadolu'da Türkmen beylikleri kurulur, Danişmendliler ortaya çıkar.

1086: Philaretos Brachamios ölür, Gabriel yönetimindeki Melitene Bizans denetiminden tümüyle çıkar.

30 Haziran 1097: Danişmendliler, Kılıçarslan'ın yanında Eskişehir ovasında Haçlılarla savaşır.

1098: Haçlılar Antakya'yı alır, Bohemond kente hâkim olur; Gabriel'in damadı Edessa'lı Thoros öldürülür.

Temmuz-Ağustos 1100: Melitene Muharebesi; Bohemond ve Salernolu Richard esir düşer, Bohemond önce Sivas'a, sonra Niksar'a götürülür.

Ağustos 1101: Bohemond'u kurtarmak için yola çıkan Haçlı ordusu Mersivan'da yok edilir; aynı yıl Morphia ile Baudouin evlenir.

1102-1103: Danişmendliler Melitene'yi alır (Türkçe literatürde 18 Eylül 1102), Gabriel öldürülür.

1103: Bohemond fidye karşılığı serbest kalır; Kılıçarslan, Gümüştekin'i Maraş yakınlarında yener (Ağustos).

1104: Gümüştekin Gazi Sivas'ta ölür; Bohemond Harran'da yenilir.

1105 ya da 1106: Malatya Selçuklulara geçer.

1130: Emîr Gazi, II. Bohemond'u Anazarba ovasında öldürür.

1178: Malatya'nın ele geçirilmesiyle Danişmendli devri sona erer.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Hüseyin Hüsâmeddin Yasar, Amasya Tarihi, c. 1, s. 407 (Gümüştekin Nâhiyesi); c. 2, s. 296-311 (Danişmendliler, Haçlılar ve Bohemond'un esareti), Amasya Belediyesi e-kitap amasya.bel.tr
  • Hüseyin Hüsâmeddin Yasar, Amasya Tarihi, c. 9, s. 517-521 (Danişmend Gazi ve Gümüştekin), Amasya Belediyesi e-kitap

Kitaplar

  • Anna Komnena, Alexiad, XI. kitap, İngilizce çeviri Elizabeth A. Dawes (1928), Fordham University Internet Medieval Sourcebook sourcebooks.web.fordham.edu

Diğer kaynaklar

  • Tahsin Yazıcı, "Dānešmand", Encyclopaedia Iranica, VI/6, 1993, s. 654-655
  • Gabriel, Protokouropalates, Ameras and Dux (of Melitene) ve Gabriel Protonobellisimos and Dux of Melitene, kurşun mühür kayıtları, Armenian Numismatic Research Organization
  • Battle of Melitene, Wikipedia (David Eggenberger, An Encyclopedia of Battles, 1985; Nicholas Morton, The Crusader States and Their Neighbours; Harold S. Fink, The Foundations of the Latin States, 1099-1118) en.wikipedia.org
  • Bohemond I of Antioch, Wikipedia
  • Gazi Gümüshtigin, Wikipedia (Christopher MacEvitt, The Crusades and the Christian World of the East, 2008; Kedar, Phillips ve Riley-Smith, Crusades 11)
  • Leonard of Noblac, Wikipedia
  • Crusade of 1101, Wikipedia
  • Gabriel of Melitene, Wikipedia (Matthew of Edessa, Michael the Syrian, Steven Runciman, A History of the Crusades)
  • Richard of Salerno, Wikipedia
  • Danishmendids, Wikipedia; Dânişmendliler, Vikipedi
  • Ruth, First Crusader Loss: Melitene, 1100, All Things Medieval

Çevrimiçi kaynaklar