On üçüncü yüzyılın ortalarında Anadolu Selçuklu Devleti, Kösedağ Savaşı'nın ardından Moğol vesayetine girmiş, sultanlar arasındaki iktidar kavgası ile İlhanlı baskısı arasında sıkışmıştı. Amasya bu yıllarda hem Dânişmend geleneğinden kalma önemli bir vilayet merkezi hem de Moğol noyanlarının sık uğradığı, vergi yükünün ağır bastığı bir şehirdi. Şehrin idaresini uzun süre elinde tutan Seyfeddin Torumtay, bu çalkantılı dönemin en dikkate değer Selçuklu emirlerinden biridir. Askerî ve siyasi kariyerinin yanında, Amasya'da bıraktığı vakıf ve yapılarla da hatırlanır: kendi düzenlettiği vakfiyesi, Gökmedrese adıyla bilinen cami-medrese yapısını ve bitişiğindeki türbeyi içine alan bir hayır düzeninin hukuki dayanağıdır.
Torumtay'ın Kimliği ve Adı
Seyfeddin Torumtay'ın kökeni kesin olarak bilinmemektedir. Türbesinin kitabesinde babasının adı Abdullah olarak geçer. Bu ad, Anadolu Selçuklu kaynaklarında çoğunlukla sonradan Müslüman olan ya da saray hizmetinde yetiştirilen kişilere verildiği için İsmail Hakkı Uzunçarşılı, onun I. Alâeddin Keykubad döneminde gulâm olarak alınıp yetiştirilmiş bir devşirme olduğunu ileri sürer. Torumtay'ın vakfiyesi üzerine makale yazan İsmet Kayaoğlu da benzer biçimde, onun esir alındıktan sonra Türk-İslâm geleneğine göre yetiştirildiği kanaatindedir. Amasya tarihçisi Hüseyin Hüsâmeddin ise herhangi bir kaynak göstermeden onun Amasya'nın yerli ahalisinden olduğunu yazar. İlk iki görüş kitabedeki ada dayandığı için daha ağırlıklı sayılır, ancak mesele kesinlik kazanmış değildir.
Adın yazılışı da tartışmalıdır. Hüseyin Hüsâmeddin, mezar taşında adın "Toruntay" biçiminde yazılı olduğunu belirtir ve her iki söyleyişin de doğru sayılabileceğini savunur. Ona göre "torun" sözcüğü delikanlı, gürbüz anlamına gelir, "torum" ise yiğit ve haşarı hayvan için kullanılır. Bugün yerleşmiş biçim Torumtay'dır. Gökmedrese'nin bânisine nispetle yapıya "Torumtay Camii" ya da "Seyfeddin Torumtay Camii" denmesi de bu yazımın yaygınlığını gösterir.
Devlet Hizmeti ve Amasya Valiliği
Torumtay, Alâeddin Keykubad zamanında Selçuklu sarayına girmiş ve devlet kademelerinde hızla yükselmiştir. II. Gıyâseddin Keyhüsrev'in saltanatının sonlarında Amasya kalesinin komutanı, yani dizdarıydı. Kimi kaynaklar dizdarlığı III. Gıyâseddin Keyhüsrev'in son dönemine yerleştirir, bu fark kaynaklar arasındaki tarih tutarsızlıklarından biridir. Bir süre Malatya emirliği yaptığı da kaydedilir. Bu görevlerin ardından II. Gıyâseddin Keyhüsrev zamanında Amasya valiliğine getirildiği, TDV İslâm Ansiklopedisi'nde de belirtilir. Valiliğin başlangıcı için kimi kaynaklar Kösedağ Savaşı'nın ardından 1243'ü, kimileri 1249'u verir; bitiş tarihi olarak ise Abaka Han'ın Selçuklu şehirlerini işgal ettiği 1277 ile ölüm yılı olan 1280 gösterilir. Hangi tarih esas alınırsa alınsın Torumtay, Amasya'yı otuz yılı bulan bir süre boyunca fiilen elinde tutan emirlerden biridir.
II. Gıyâseddin Keyhüsrev'in ölümünden sonraki karışık yıllarda, II. İzzeddin Keykâvus ile IV. Rükneddin Kılıç Arslan arasındaki iktidar yarışında Torumtay esir düşmüş, ancak 1249'da bağışlanmıştır. Amasya valiliğinin yanında beylerbeyilik makamını da taşıdığı belirtilir. 1254'te Moğol hükümdarı Möngke Han'a gönderilen Selçuklu elçi heyetinde yer aldı. Hülegü Han, Torumtay'ın Moğolistan'dan döndüğü 1258'de Selçuklu ülkesini ikiye bölüp Kızılırmak'ın doğusunu, yani Amasya'nın da içinde bulunduğu kesimi IV. Rükneddin Kılıç Arslan'a verdi. Kaynaklar bu tarihten sonra Torumtay'ın pek göz önünde olmamayı tercih ettiğini kaydeder. Bu sırada Amasya, ismen II. İzzeddin Keykâvus'a ait olmakla birlikte fiilen Torumtay'ın hâkimiyetindeydi. Keykâvus devlet erkânıyla birlikte şehirde bulunduğu sırada civardaki İl-Arslan köyünü üç yüz altın karşılığında tercüman Emîr Esededdin Ali b. Yağıbasan'a vermiştir.
Torumtay'ın göreve geldiği sırada kentte düzen büyük ölçüde bozulmuştu. Moğollar yaylalara el koyuyor, arazi mutasarrıflarını kovuyor ve çeşitli bahanelerle köylere zarar veriyordu. Selefi Seyfeddin Haydar, mutasarrıfların tarafını tuttuğu için Moğolların Baycu Noyan'a şikâyeti üzerine Amasya'dan ayrılıp Elbistan'a gitmek zorunda kalmıştı. Torumtay ise her şeyden önce halkı gözeten bir yönetim kurdu; kaynaklar onu, artan Moğol baskısına karşı devletin varlığının ve istikrarının en büyük teminatı olarak niteler. Dönemin genel tablosu ağırdı. Vergilerin yanı sıra Moğol noyanlarına ve askerlerine ödenen maaşlar bile Selçuklu hazinesi için ciddi bir yük hâline gelmişti. Alıncak Noyan'ın kethüdası Zukay, Amasya'da yeni doğan çocuklardan bile vergi almaya kalkışmış, vergisini ödeyemeyen ailelerin çocuklarını esir sayıp Mısırlı köle tacirlerine ucuza satmıştı. Aynı yıllarda Muînüddin Süleyman Pervâne'nin atadığı Şâh Melik Bey, Amasya yakınındaki Gedegra Kalesi'ne çekilip isyan etmiş, kuşatılıp Moğollara teslim edilmişti. Torumtay'ın vakıf kurması ve vakfını yazılı bir belgeyle güvenceye alması, işte böyle bir ortamda gerçekleşti.
Hatîroğlu İsyanı ve Son Yılları
Torumtay'ın siyasi hayatının en tehlikeli anı, 1276'daki Hatîroğlu isyanında yaşandı. İsyanın elebaşı Hatîroğlu Şerefeddin, Moğol karşıtı safta yer alan emirler arasında Torumtay'ı da saymış, onun oğlu Sinâneddin Musa'yı, kardeşi ve diğer emirlerle birlikte Memlûk Sultanı Baybars'tan yardım istemek üzere Şam'a göndermişti. Girişim başarısızlıkla sonuçlandı. Moğol komutanı Kongurtay Anadolu'ya gelerek durumu kontrol altına aldı ve Hatîroğlu, İlhan Abaka'nın emriyle idam edildi. Abaka'nın yargısında Torumtay, isyana Hatîroğlu'nun zoruyla ve ölümle tehdit edilerek katıldığını söyledi ve idam cezasından kurtuldu. Karşılığında 400.000 dirhem para, 200 at ve Moğol beylerine hediyeler vermeyi, ayrıca kış boyunca 1.000 Moğol askerinin bakımını üstlendi. Sinâneddin Musa ise Hatîroğlu'nun kardeşi Ziyâeddin ile birlikte Baybars'la görüşüp onu Anadolu'ya gelmeye ikna etmişti. Olaylar beklenen yönde gelişmeyince Baybars, Sinâneddin Musa'yı birkaç kişiyle birlikte tutukladı.
Ertesi yıl, 1277'de, Torumtay Kayseri'deyken Havza çevresindeki Türkmen Güdürlü aşiretinin reisi Kunduz Begzâde Celâleddin Mâh Âlem Amasya'ya saldırdı, Torumtay'ın vekili İzzeddin Gül Bey'i öldürüp kente girdi. Torumtay haberi alır almaz harekete geçti ve Mâh Âlem'i Bozok'ta yaptığı savaşta yenerek Amasya'ya yeniden hâkim oldu.
Ölüm tarihi kaynaklarda aynı değildir. Bir görüşe göre Torumtay 1280'de ölmüş ve 1278'de kendisi için yaptırdığı türbeye gömülmüştür. Osman Turan ile Oktay Aslanapa ise ölüm tarihi olarak türbenin yapım yılı olan 1278'i kaydeder. Amasya valiliği Torumtay'ın ölümünden sonra, torunu Nâsıreddin Mehmed Bey'e, yani Sinâneddin Musa'nın oğluna verildi. Mısır'da esir tutulan Sinâneddin Musa serbest bırakıldıktan sonra Amasya'ya dönmüş, ancak hastaydı ve kısa süre sonra öldü. 1280 dolaylarında II. İzzeddin Keykâvus'un eşi Orbay Hatun Samsun üzerinden Amasya'ya geldiğinde, Torumtay'ın eşi Gürcü Hatun onu Gökmedrese'nin yanındaki sarayında yaklaşık bir ay misafir etti. Hatunun adı kaynaklarda farklı geçer: Osman Turan Gürcü Hatun adını verir ve onu II. Gıyâseddin Keyhüsrev'in kızı sayar, Hüseyin Hüsâmeddin ise Güray Hatun, Samuk Noyan'ın kızı diye kaydeder.
Vakfiye ve Gökmedrese'nin Tarihi
Torumtay'ın hayır eserlerini ayakta tutan belge, bizzat kendisinin düzenlettiği vakfiyedir. Vakfiye 665 (1266-67) tarihini taşır ve bir kopyası Vakıflar Arşivi'nde bulunur. Belge, Gökmedrese için tek güvenilir tarihleme ölçütünü de sağlar. Camide inşa kitabesi yoktur; yerinden sökülen kitabe bulunamamıştır. Yapıda yalnızca 1316 (1898-99) tarihli bir onarım kitabesi ile kapı pervazında bir usta adına benzeyen bir ibare görülür. Bu yüzden caminin yapım tarihi vakfiyeden çıkarılır ve inşaatın en geç 665 yılı içinde tamamlandığı kabul edilir. Kimi yayınlar yapıyı kısaca 1267'ye tarihler.
Vakfiyede yapı "Gökmedrese" adıyla anılır ve devrinde hem medrese hem cami olarak kullanılmıştır. Bu çifte işlev, Selçuklu külliye anlayışının tipik bir örneğidir: ibadet ile ilim aynı çatı altında toplanmış, kuzeydoğuya bitişik türbe de yapıyı bir anma mekânıyla tamamlamıştır. Vakfiyenin metni, İsmet Kayaoğlu'nun Vakıflar Dergisi'nin 12. sayısında (1978) yayımladığı "Turumtay Vakfiyesi" makalesinde incelenmiştir; kopyası ile bu makale, vakfa bağışlanan gelirlerin ve görevlilerin ayrıntısını araştırmak isteyenler için temel kaynaktır. Burada vakfa bağışlanan mülklerin dökümü verilmemektedir, çünkü kaynaklarda yalnızca vakfiyenin tarihi, yapının adı ve işlevi aktarılmıştır.
Gökmedrese bugün Amasya şehir merkezinde yer alır. Adını, giriş bölümünün medrese olarak kullanılmasından ve bitişiğindeki türbenin sekizgen kasnağını süsleyen sırlı tuğla ve çinilerden alır. Bu renklerin tarifi kaynaklarda aynı değildir: TDV İslâm Ansiklopedisi mor ve firuze rengi çini ile sırlı tuğladan söz eder, daha sonraki derlemeler ise kasnaktaki mavi sırlı tuğlayı ve tek renkli koyu yeşil çinilerle oluşturulmuş zikzak motifini öne çıkarır. Halkın yapıyı gökyüzü rengini hatırlatan bu bezemeye bakarak adlandırdığı, bu yüzden "Gökmedrese" adının mavi sırlı kasnağa bağlandığı da sık tekrarlanan bir yorumdur.
Yapı baştan sona kesme taştan örülmüştür. Dışa kapalı, kalın ve masif duvarları ile iki yandan birer silindirik köşe kulesinin sınırladığı cephesi, Selçuklu mimarisinin bütün karakteristik özelliklerini taşır. Pahlanmış kübik kaideler üzerinde yükselen bu köşe kuleleri binaya anıtsal bir görünüm verir. Yedi basamaklı bir merdivenle çıkılan cümle kapısı sivri tonozlu bir eyvanın içine yerleştirilmiştir; eyvan kemerini ve pencereleri kuşatan bordürlerde alçak kabartma tarzında geometrik süslemeler, sütunçelerde kaz ayağı motifleri, pencere çevresindeki geniş bordürde ise sekiz kollu yıldız geçmelerden oluşan tipik bir Selçuklu bezemesi görülür. Anadolu'da eyvan biçimli portala sahip cami sayısı azdır ve Gökmedrese bu sayılı örneklerden biri olarak kabul edilir; yapının mimarisi, süslemeleri ve olgun oranları bu değerlendirmenin dayanağıdır. İç mekân ise dörderden iki sıra hâlinde sekiz payeyle üç neve ayrılmıştır ve dikkate değer bir süsleme taşımaz. Bugün Amasya Müzesi'nde saklanan kündekârî tekniğindeki kapı kanatları Selçuklu ahşap işçiliğinin güzel örnekleri arasında sayılır. Torumtay'ın eşinin Orbay Hatun'u ağırladığı saray da Gökmedrese'nin yanında bulunuyordu; bu saray günümüze ulaşmamıştır.
Vakıf açısından kayda değer olan, cami, medrese ve türbenin tek bir kapalı külliye düzeni içinde birleşmesidir. Bu birleşim yapıyı yalnızca bir ibadet mekânı olmaktan çıkarıp ilim, ibadet ve anma işlevlerini aynı çatıda toplayan bir düzene dönüştürür.
Türbenin alt katı mumyalık olarak planlanmıştır. Fethiye Camii ve Burmalı Minare Camii'nin yanındaki türbeden getirilen Pervâne İzzeddin Mehmed ile Moğol emirleri ve yakınlarına ait altı mumya önce buraya konmuş, sonradan Amasya Müzesi'ne nakledilmiştir.
Torumtay Türbesi
Gökmedrese'nin hemen yanında, kaynakların ifadesiyle karşısında yer alan Torumtay Türbesi, kitabesine göre Hicri 677 (1278-79) yılında inşa edilmiştir. Güney cephesindeki pencerenin üzerinde bulunan, sülüs yazıyla işlenmiş ve gayet okunaklı olan kitabe, Sultan III. Gıyâseddin Keyhüsrev'in adını anar ve yapıyı "Allah'ın rahmetine muhtaç zayıf kul" Abdullah oğlu Torumtay'ın yaptırdığını bildirir. Kitabe böylece hem yapım tarihini hem de bânisinin adını ve baba adını bugüne taşır. Uzunçarşılı türbeyi "metin ve muhteşem" bir yapı olarak tanımlar.
Türbenin planı ve bezemesi diğer Selçuklu türbelerinden farklıdır. Dikdörtgen planlı, tonozla örtülü yapı iki katlıdır; ağırlıklı olarak kesme taştan yapılmıştır, moloz taşla örülmüş iç duvarlar ve tuğla tonoz sıva tabakasının altına gizlenmiştir. Selçuklu türbelerinde süsleme çoğunlukla kapı ve pencere çevresinde toplanırken, burada yapının üst kısımlarında yoğunlaşır; kimi tariflerde türbenin tuğladan yapıldığı ve koyu yeşil çinilerle zikzak motifli bir bezeme taşıdığı da kaydedilir. Güney cephesinin iki üst köşesinde yüksek kabartmalı lotus ve palmet yaprağı motifleri görülür. Cephedeki mermer nişin alınlığında dört satırlık yapım kitabesi, nişin kemeri üzerinde ise Kur'an'dan ayetler yer alır. Köşe payelerinin alt kısmında ve doğu ile batı pencerelerinde bezemenin yarım kaldığı görülür; araştırmacılar bunu, türbenin tamamlanmasına yakın Torumtay'ın maddi sıkıntıya girmiş olabileceği şeklinde yorumlar. Ön cephedeki köşe kuleleri alt seviyede kübik, yükseldikçe çok cepheli ve en üstte yarım yuvarlak biçimiyle, Anadolu'da yalnızca bu türbede görülmesi bakımından dikkat çeker.
Alt kattaki cenazelikte, büyük bölümü toprağa gömülü olan mekâna doğu ya da batı cephesindeki kapılardan, merdivenli bir girişle ulaşılır. Burada Torumtay'ın siyah mermerden yapılmış ve çevresine Ayetü'l-Kürsi yazılmış, celi hatla Kur'an ayetleri taşıyan sandukası ile çocuklarına ve torunlarına ait olduğu düşünülen sandukalar bulunur. Kültür Portalı ve turizm ansiklopedisi kaydına göre Torumtay'ın sol yanında oğlu Yakup Çelebi, torunu Alâeddin Çelebi ve torununun oğlu Ebû Bekir Çelebi'nin; sağ yanında Sivas emiri olarak anılan Kılıç Arslan-i Selçuki'nin; ayak ucunda ise Tâceddin ve Gıyâseddin Çelebi'lerin sandukaları yer alır. Başka bir tarife göre türbede büyük sandukanın dışında altı büyük, bir orta boy ve iki küçük kabir vardır. TDV İslâm Ansiklopedisi ise türbede kimlerin yattığının bilinmediğini belirtir ve ziyaretgâhta ikisi küçük yedi sanduka sayar. Bu tarifler arasındaki farklar, sandukaların kimliklerinin ağırlıklı olarak yerel geleneğe ve sonraki araştırmalara dayanmasından kaynaklanıyor olabilir.
Onarımlar ve Bugünkü Durum
Türbenin güney cephesindeki pencerenin üzerinde manzum bir onarım kitabesi bulunur ve yapının 1891-1892 yıllarında, II. Abdülhamid döneminde onarım gördüğünü gösterir. Gökmedrese'deki 1316 (1898-99) tarihli onarım kitabesi, külliyenin on dokuzuncu yüzyılın sonunda da yenilendiğini belgeler. Kubbe ve tonozların bugünkü asimetrik durumu ve bazı kubbelerin yuvarlaklığını yitirip elips görünüm alması, sonraki onarımların sonucudur. Türbenin külâhı bugün yıkık durumdadır ve yapı 2019'dan itibaren restorasyon sürecindedir.
Kronoloji
1243: Kösedağ Savaşı'nın ardından Torumtay'ın Amasya'yı idare etmeye başladığı yıl olarak bildirilir; kimi kaynaklar valilik başlangıcı olarak 1249'u verir.
1249: II. İzzeddin Keykâvus ile IV. Rükneddin Kılıç Arslan arasındaki iktidar mücadelesinde esir düşen Torumtay bağışlanır.
1254: Möngke Han'a gönderilen Selçuklu elçi heyetinde yer alır.
1258: Hülegü Han Selçuklu ülkesini ikiye böler; Amasya'nın bulunduğu doğu kesimi IV. Rükneddin Kılıç Arslan'a verilir.
665 (1266-67): Torumtay'ın vakfiyesi düzenlenir; Gökmedrese en geç bu yıl tamamlanmıştır.
1276: Hatîroğlu isyanı; Torumtay Moğollara ağır bir tazminat ödeyerek cezadan kurtulur.
1277: Mâh Âlem'in Amasya baskını; Torumtay Bozok'ta onu yener.
677 (1278-79): Torumtay Türbesi'nin yapım tarihi; ölüm tarihi olarak da bu yıl ya da 1280 gösterilir.
1891-1892: Türbenin II. Abdülhamid döneminde onarımı.
1316 (1898-99): Gökmedrese'deki onarım kitabesinin tarihi.
2019: Türbenin restorasyon sürecinin başlangıcı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Kitâbeler, İstanbul 1927; Hüseyin Hüsâmeddin Yasar, Amasya Tarihi. amasya.edu.tr
Akademik çalışmalar
- Selda Kalfazade, "Gökmedrese Camii", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/gokmedrese-camii
- İsmet Kayaoğlu, "Turumtay Vakfiyesi", Vakıflar Dergisi, sy. 12 (1978), s. 91-112.
- Aykut Özbayraktar, "Seyfeddin Torumtay'ın Siyasî Hayatı ve Amasya'daki Faaliyetleri", Uluslararası Amasya Sempozyumu Bildirileri, 2017, https://www.academia.edu/35993091/SEYFEDDİN_TORUMTAYIN_SİYASÎ_HAYATI_VE_AMASYADAKİ_FAALİYETLERİ
- Sosyal Bilimler Araştırmaları 13, Amasya Üniversitesi, https://www.amasya.edu.tr/media/e2rm5hum/sosyal-bilimler-arastirmalari-13.pdf
Resmî kaynaklar
- "Torumtay Türbesi", Kültür Portalı, https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/amasya/gezilecekyer/torumtay-turbes
Diğer kaynaklar
- N. Handan Eskitark Terlemez, "Torumtay Türbesi", Online Türkiye Turizm Ansiklopedisi, 2019, https://turkiyeturizmansiklopedisi.com/torumtay-turbesi
- "Amasya", Türk Maarif Ansiklopedisi, https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/amasya
Çevrimiçi kaynaklar
- https://islamansiklopedisi.org.tr/gokmedrese-camii
- https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/amasya/gezilecekyer/torumtay-turbes
- https://turkiyeturizmansiklopedisi.com/torumtay-turbesi
- https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/amasya
- https://www.academia.edu/35993091/SEYFEDDİN_TORUMTAYIN_SİYASÎ_HAYATI_VE_AMASYADAKİ_FAALİYETLERİ









