Özgün Metin
Vezin: Mefāʿilün feʿilātün mefāʿilün feʿilün
Müẕāb-ı cevher-i cāndan mı āb u tāb saña
Ki cānlar itmede peyveste inciẕāb saña
Ne kīmyāsın ider bāde inḳılāb saña
Olur kemāl-i cemāl içdigiñ şarāb saña
Seni begendi o müşkīl-pesend olan göñlüm
Uzatdı gözlerim engüşt-i intiḫāb saña
Dimem ki ḥaḳ seni ḥıfẓ eylesün naẓarlardan
Bu müstecāb duʿā olsun iḥticāb saña
Lebiñ teḥarrük iderse cihān u cāndandır
Ŝafā-yı lerziş-i nūruñdur ıżṭırāb saña
Nevā-yı nevḥa-i cānımla cünbiş-i ḳalbim
Biri terāne-i bezmiñ biri rebāb saña
Ten-i ḫarāb ḳapuñdan atılsa da ṭaşra
Şefīʿ-i cānım olur eski intisāb saña
Leb-i mübeccel-i iḳbāle büyük teʾāli Allāh
Ki oldı pāyāñı taḳbīle dest-yāb saña
Günümüz Türkçesiyle
1. Bu parlaklık ve tazelik sana can cevherinin eriyiğinden mi geliyor ki canlar durmadan sana çekilmektedir?
2. Ne kimyasın! Şarap sende başka bir şeye dönüşür; içtiğin şarap sende güzelliğin kemali olur.
3. Beğenmesi güç olan o gönlüm seni beğendi; gözlerim sana seçme parmağını uzattı.
4. "Hak seni nazardan korusun" demem; çünkü bu kabul olunmuş dua sana bir perde, bir gizlenme olur.
5. Dudağın kıpırdarsa bu cihandan ve candandır; sende görünen kıpırtı, nurunun titreyişinin safasıdır.
6. Canımın ağıtının nağmesi ve kalbimin çarpıntısı; biri meclisinin şarkısı, öteki sana bir rebaptır.
7. Harap bedenim kapından dışarı atılsa da, sana olan eski bağlılığım canıma şefaatçi olur.
8. Talihin saygın dudağına ne büyük (bir lütuf), Allah yücedir; ki ayağını öpmek için sana erişebildi. (Mısra tezdeki okumayla tam açık değildir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Sevgilinin güzelliği bu sekiz beyitte bir kimya deneyi gibi anlatılır; şiirde mahlas yoktur. Kafiyede bile bu dil sezilir: âb u tâb, incizâb, inkılâb, şarâb, intihâb, ihticâb, ıztırâb, rebâb, intisâb ve dest-yâb, "mefâilün feilâtün mefâilün feilün" kalıbının sonunda "saña" redifine bağlanır. İlk iki beyitte sevgili bir kimyagerin potası gibidir. Parlaklığı can cevherinin eritilmesinden gelir, içtiği şarap onda dönüşüme uğrar ve güzelliğin kemaline çevrilir. "Müzâb", "inkılâb" ve "kîmyâ" kelimeleri bu sahneyi bir laboratuvar diliyle kurar.
Dördüncü beyit gazelin en ince buluşudur. Sevilen birine "Allah seni nazardan korusun" demek alışılmış bir dua iken, şair bunu söylemekten kaçınır; çünkü dua kabul olursa sevgili bakışlardan saklanacak, görünmez olacaktır. Âşığın korkusu kötü gözden çok, sevgiliyi göremez olmaktır. Üçüncü beyitteki "engüşt-i intihâb", seçme parmağı da güzel bir buluştur: beğenmesi güç gönlün kararı, gözlerin sevgiliyi parmakla gösterir gibi seçmesiyle anlatılır.
Altıncı beyitte âşığın ağıtı ve kalp atışı, sevgilinin meclisindeki şarkıya ve rebaba dönüşür; acı bile o meclisin müziğine katılır. Yedinci beyit sadakatle kapanan bir umut taşır: beden kapıdan kovulsa da eski bağlılık can için şefaat edecektir. Son beytin ilk mısraında ise tezin okuyuşu ne vezne ne anlama uyar; günümüz Türkçesi bu mısraı ancak tahminle karşılayabilir.
Kaynakça
- Havva Tok Yıldız, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [1b-43a], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 28-29 (şiir no. 17; yazma vr. 7a). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116853.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






