Özgün Metin
Vezin: Fāʿilātün fāʿilātün fāʿilātün fāʿilün
Dostum Allāh bilir benden yaḳınsın sen baña
Sen baña yar ol ẓafer bulmaḳ ḳolaydır ben baña
Cān bu ẓulmet-ḫānede laḥża-ārām eylemez
Olmasa meftūḥ eger senden yaña rūzun baña
Almışım dehriñ semūmundan nesīm-i lüṭfuñı
Bir ḥaḳīḳat ʿarż ider külḫan baña gülşen baña
Ben ḥayātı bir ḥarāretden ʿibāret dir idim
Olmadan evvel hümā-yı ʿaşḳ ẓıll efgen baña
ʿAḳla uydum yetmedi ser-menzil-i maḳŝūda yol
Çıḳdı nev-vādīde rehber ŝandıġım reh-zen bana
Ey girībān pençe-i sevdādasın ḳaldıñ henüz
Senden aʿlā çıḳdı sīrāyet çāk-i dāmen baña
İntiḫāb-ı maḳŝad itseydim bulurdum maḳŝadım
Āh Cūdī maḳŝadı seçmek degil ehven baña
Günümüz Türkçesiyle
1. Dostum, Allah bilir, sen bana benden daha yakınsın; sen bana yâr ol, o zaman kendime karşı zafer kazanmak kolaydır.
2. Eğer sana doğru bana açık bir pencere olmasa, can bu karanlık evde bir an bile durmaz.
3. Zamanın zehirli yelinden senin lütfunun meltemini almışım; külhan da gül bahçesi de bana bir hakikat gösterir.
4. Aşk hüması bana gölgesini salmadan önce ben hayatı bir sıcaklıktan ibaret sanırdım.
5. Akla uydum, yolu maksadın menziline yetmedi; yeni vadide rehber sandığım bana yol kesen bir haydut çıktı.
6. Ey yaka, sen hâlâ sevdanın pençesinde kaldın; yırtılan etek (yırtılışın yayılmasında) bana senden üstün çıktı.
7. Maksadımı ben seçseydim, maksadımı bulurdum; ah Cûdî, maksadı seçmek bana kolay değil.
Edebî ve Tarihî Yorum
Bu gazel, "benden yakın" bir dostla başlar ve maksadı seçememenin ahıyla biter. Sen ile ben, kafiyenin ilk iki kelimesi olarak daha matlada yan yana gelir; rûzen, gülşen, efgen, reh-zen, dâmen ve ehven de "baña" redifinin önünde aynı "-en" sesini sürdürür. İlk mısra, Allah'ın insana şah damarından daha yakın olduğunu bildiren ayeti (Kâf 50/16) hatırlatır; dostun yakınlığı, insanın kendine olan yakınlığını aşar ve bu yakınlık, benliğe karşı kazanılacak zaferin şartı olur.
İkinci beyit, bedeni karanlık bir eve, Allah'a açılan yolu da bu evin penceresine benzetir. Dördüncü beyitte hümâ kuşu belirir; gölgesinin düştüğü kişiyi baht sahibi yaptığına inanılan bu efsanevî kuş, burada aşkın kendisidir. Aşk gölgesini salmadan önce hayat, şaire bir sıcaklıktan, bir bedensel ısıdan başka bir şey görünmezmiş. Beşinci beyit, Cûdî'nin divanında sık görülen akıl eleştirisinin bir örneğidir: akla uyan yolcu menzile ulaşamaz, rehber sandığı şey yolunu keser.
Altıncı beyitteki yaka ve etek, divan şiirinde âşığın çılgınlığını gösteren yırtık giysilerdir. Şair yakasını hâlâ sevdanın pençesinde görür, eteğinin yırtığının ise ondan ileri gittiğini söyler. Son beyitteki "intihâb", seçme anlamına gelir; mebusluk yapmış bir şairin kaleminde kelimenin seçim çağrışımı da akla gelebilir, ancak şiir bu yöne bir işaret vermez.
Kaynakça
- Havva Tok Yıldız, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [1b-43a], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 26-27 (şiir no. 15; yazma vr. 6b). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116853.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






