Özgün Metin
Vezin: Fāʿilātün fāʿilātün fāʿilātün fāʿilün
Ḳīl ü ḳāl-i ʿālemiñ hep ʿaz u noḳṣāndır saña
Sevdigim bürhān-ı ḥüsnüñ ḥüsn-i bürhāndır saña
Bī-raḳībim şimdi ben ḳaldım yegāne ʿāşıḳıñ
Görmeyen sevmez seni kim görse ḳurbāndır saña
Hey ne cāzib ḥüsne māliksiñ ki olmuş bī-ḳarār
Āfitāb u māh-i tābān hep şitābāndır saña
Tel tel olmuş nūrlar zülf-i perīşāndır saña
Aṭlas-ı gerdūn muraṣṣaʿ telli ḳaftāndır saña
Şerḥa şerḥa sīneler cedvel göñüller lāle-zār
Dīdeler nüzhet-serā cānlar ḫıyābāndır saña
Sidre, ṭūbā parmaġıñda ser-nigūn bir dal çiçek
ʿÖmr-i cennet bir nefes, bir ḫande bir andır saña
Ṣorma Cūdīye kemāliñde ne cemāliñde ne
Bī-ḫaberdir senden ol günden ki ḥayrānıdır saña
Günümüz Türkçesiyle
1. Âlemin dedikodusu, laf u sözü sana göre hep az ve eksiktir; sevdiğim, güzelliğinin delili, delilin ta kendisinin güzelliğidir.
2. Rakipsizim, şimdi senin tek âşığın ben kaldım; seni görmeyen sevmez, kim görse sana kurban olur.
3. Ne çekici bir güzelliğin sahibisin ki güneş ve parlak ay kararsızlaşmış, hep sana koşmaktadır.
4. Tel tel olmuş ışıklar senin dağınık zülfündür; göğün atlası sana mücevher işlemeli, sırma telli bir kaftandır.
5. Dilim dilim yaralı göğüsler sana bahçe arkı, gönüller lale bahçesi; gözler seyir köşkü, canlar yürüyeceğin bahçe yoludur.
6. Sidre ve Tûbâ (cennet ağaçları), parmağında baş aşağı tutulmuş çiçekli bir dal; cennetin ömrü sana bir nefes, bir gülüş, bir andır.
7. Cûdî'ye kemalinin ne, cemalinin ne olduğunu sorma; sana hayran olduğu günden beri senden habersizdir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Hakikatin Sevgilisi
Başlık, gazelin kime seslendiğini baştan söyler: "Mahbûbe-i Hakîkat", hakikatin sevgilisi. Divan şiirinde sevgilinin hem insanî hem ilahî okunabilmesi alışılmış bir belirsizliktir; Cûdî bu belirsizliği başlıkla kapatır ve gazelin bütün imgelerini mutlak güzelliğe bağlar. Yedi beyit boyunca "-dır saña" redifi her imgeyi sevgiliye geri yöneltir; noksân, bürhân, kurbân, şitâbân, kaftân ve hıyâbân da bu redifin önünde "-ân" sesiyle kafiyelenir.
İlk beyitteki "bürhân-ı hüsnün hüsn-i bürhân" söyleyişi, kelimelerin yer değiştirmesiyle kurulan bir aks örneğidir: güzelliğin delili, delilin güzelliğidir. Yani bu güzellik başka bir şeyle ispat edilmez, kendi kendisinin kanıtıdır. Dördüncü ve beşinci beyitler kâinatı sevgilinin süsüne ve bahçesine çevirir. Tel tel ışıklar zülüf, göğün atlası sırma telli bir kaftan olur; yaralı göğüsler arklara, gönüller lale tarlalarına, canlar bahçe yollarına dönüşür. Bu sahnede âşığın yarası bile sevgilinin bahçesinin bir parçasıdır.
Altıncı beyit ölçüyü büyütür: cennetin Sidre ve Tûbâ ağaçları sevgilinin parmağında baş aşağı tutulan bir çiçek dalı kadar küçüktür, cennetin ömrü ona bir nefeslik bir andır. Son beyitte şair hayretin bilgiyi ortadan kaldırdığını söyler. Hayran olan, hayran olduğu şeyi artık tarif edemez; Cûdî'ye sevgilinin kemalini ya da cemalini sormanın boşuna olması bundandır.
Kaynakça
- Havva Tok Yıldız, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [1b-43a], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 21-22 (şiir no. 9; yazma vr. 5a). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116853.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






