Özgün Metin

Vezin: Fāʿilātün fāʿilātün fāʿilātün fāʿilün

Kadbedā bi’l-ʿışḳ fiʾl ekvān küllemā bedā
Medd ü cezir ʿaşḳdandır iltimāʿ vü inṭivā
ʿAşḳdır ol baḥr-ı aʿẓam kim añın emvācıdır
Bu pey-ā-pey ḥādiŝāt u bu dem-ā-dem mācerā
Māye-i ḥilḳat ḥaḳīḳatde ḫamīr-i ʿaşḳdır
Zerreler mecẕūb u cāẕib necmler cünbiş-nümā
Sırr-ı zevci vaḥdet-i mevlūd ile aḫbār imiş
Eylemişdir vaḥdet-i zevcine ʿaşḳı mübtedā
Ey ṣanan ḫāli hevā-yı ʿaşḳdan dil-ḥānesin
Söyle cāy-ı cān olur mı ḫāne-i ḫāli hevā
Ḥürr-i muṭlaḳ varsa ʿālemde esīr-i ʿaşḳdır
ʿAşḳ ḳānūnında mülġādır revā vü nā-revā
Sırr-ı ʿaşḳı eylediñ taḥḳīḳ ʿaşḳ olsun saña
Āşinā-yı ḥaḳḳ imiş Cūdī meger ʿaşḳ āşinā

Günümüz Türkçesiyle

1. (Arapça) Varlıklarda ne görünmüşse hepsi aşkla görünmüştür; met ve cezir aşktandır, parlayış da dürülüp kapanış da.

2. Aşk o en büyük denizdir ki birbiri ardınca gelen bu olaylar ve an be an yaşanan bu maceralar onun dalgalarıdır.

3. Yaratılışın mayası gerçekte aşkın hamurudur; zerreler hem çekilen hem çekendir, yıldızlar kıpırdanış içindedir.

4. İkiliğin sırrını doğan çocuğun birliği haber verirmiş; (Yaratan) aşkı, eşlerin birliğinin başlangıcı kılmıştır.

5. Ey gönül evini aşk havasından boş sanan! Söyle, havası boş bir ev canın yurdu olur mu?

6. Âlemde mutlak hür biri varsa, o aşkın esiridir; aşk kanununda reva ile nareva, olur ile olmaz kaldırılmıştır.

7. Aşkın sırrını araştırıp buldun, aşk olsun sana; Cûdî, meğer aşkı tanıyan Hakk'ı tanıyanmış.

Edebî ve Tarihî Yorum

Fuzûlî'ye Bir Cevap

Başlıktaki "Nazîre-i Gazel-i Fuzûlî", bu yedi beytin Fuzûlî'nin bir gazeline aynı vezin ve kafiyeyle yazılmış bir karşılık olduğunu söyler. Tezde Fuzûlî'nin hangi gazelinin örnek alındığı gösterilmez; Cûdî'nin karşılığı remelin dört ayaklı kalıbında yürür ve bedâ, intivâ, mâcerâ, nümâ, mübtedâ, hevâ, nâ-revâ, âşinâ kelimeleriyle kafiyelenir. Fuzûlî'nin Türkçe divanında Arapça mısrayla açılan gazellerin bulunduğu bilinir; Cûdî'nin de ilk mısraı Arapça kurması bu geleneğe uyar.

Gazelin konusu aşkın kozmik bir güç olarak görülmesidir ve bu bakımdan divanın açılışındaki hamd manzumesine yakındır. Aşk en büyük denizdir, olaylar onun dalgalarıdır; yaratılışın hamuru aşkla yoğrulmuştur, zerreler birbirini çeker, yıldızlar kıpırdar. Üçüncü beyitteki "meczûb u câzib" sözü, hem tasavvuftaki cezbe kavramını hem de çekim kuvvetini düşündürür; Cûdî'nin başka şiirlerinde de yeni bilimin kavramları eski mazmunlarla buluşur. Dördüncü beyit aynı fikri insana indirir: iki eşin birliğinden bir çocuk doğar ve bu çocuk ikiliğin sırrını birlikle haber verir.

Beşinci beyitte "hevâ" kelimesi iki anlamıyla oynanır: hava ve heves. Aşk havasından boş bir gönül, havasız bir ev gibidir; içinde can yaşayamaz. Altıncı beyit bir paradoksla aşkın esirini mutlak hür sayar. Son beyitteki "aşk olsun" ise hem bugün de kullanılan "aferin" anlamındaki deyimdir, hem de kelimenin düz anlamıyla bir dua: sana aşk olsun. Şair buradan, aşkı tanıyanın Hakk'ı tanıdığı sonucuna varır.

Kaynakça

  • Havva Tok Yıldız, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [1b-43a], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 22-23 (şiir no. 10; yazma vr. 5a-6b). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116853.pdf

Çevrimiçi kaynaklar