Özgün Metin

Vezin: Mefʿūlü mefāʿīlü mefāʿīlü feʿūlün

Hep şiʿr idi gençlikdeki āhenk-i ḥayātım
Gülmezdi faḳaṭ vezn-i sükūnem, ḥarekātım
Sevmekde idi var ise göñlümde ḳarārım
Bir şeyde degil ʿaşḳ yolundaydı ŝebātım
Eşʿār-ı muḥibbimdi güzeller ki oḳurdum
Olmazdı ġazelle dehen-ālūde devātım
Ḥavvā-yı cihān dirdi baña: Ey deliḳanlı
Ebkār-ı meʿānīse ġareż işte benātım
Fi'l-vāḳiʿ o ḳızlardı benim şiʿrime mażmūn
Geh ḫande vü geh girye idi āh-ı lüġātım
Sinnim geçerek ʿaşḳdan oldum müteḳāʿid
Elfāẓ oḳurum şimdi odur elde berātım
ʿAşḳ āteşi söndükde ḥayātım daḫı söndi
Ol dāhiyeden ʿayn-ı helāk oldı necātım
Cūdī görinür miydi ḥayātıñ ṣafaḥātı
Meclā-yı ṣıfāt olmasa āyine-i ẕātım

Günümüz Türkçesiyle

1. Gençlikte hayatımın ahengi baştan başa şiirdi; yalnız duruşlarım ve hareketlerim vezne gelmezdi (mısra tam açık değildir).

2. Gönlümde bir karar varsa o da sevmekteydi; sebatım bir şeyde değil, aşk yolundaydı.

3. Okuduğum güzeller, sevdiğim şiirlerdi; hokkam gazelle ağzı bulaşmış olmazdı.

4. Dünyanın Havva'sı bana derdi: "Ey delikanlı, amacın bakir anlamlarsa, işte kızlarım."

5. Gerçekte o kızlar benim şiirimin konusuydu; âhımın dili kâh gülüş kâh gözyaşıydı.

6. Yaşım geçince aşktan emekliye ayrıldım; şimdi kelimeler okurum, elimdeki berat odur.

7. Aşk ateşi sönünce hayatım da söndü; o beladan kurtuluşum tam bir helak oldu.

8. Cûdî, zatımın aynası sıfatların görünme yeri olmasa hayatın sayfaları görünür müydü?

Edebî ve Tarihî Yorum

Yaşlanan bir şair gençliğine dönüp bakar ve ilk beyitlerde onu bir şiir gibi yaşanmış bir hayat olarak anlatır; o yıllarda gazel yazmadığını, hokkasının "gazelle ağzı bulaşmış" olmadığını söyler, çünkü güzeller zaten okuduğu şiirlerdi. Dördüncü beyitteki konuşma sahnesi divanın en sevimli buluşlarındandır: dünyanın Havva'sı, yani bütün kadınların anası, delikanlıya "bakir anlamlar" arıyorsa kızlarını gösterir. "Ebkâr-ı meânî", bakir anlamlar, divan şiirinde daha önce söylenmemiş yeni mazmunların adıdır; şair bu terimi gerçek kızlara bağlayarak şiir ile hayatı birbirine karıştırır.

Altıncı beyitten itibaren ton değişir. Yaş ilerleyince şair aşktan "mütekaid", emekli olmuştur; elinde emekliliğinin "beratı" olarak yalnızca okuduğu kelimeler kalmıştır. Memuriyet dilinden alınmış bu şakacı ifade, muallimlikten gelen bir hayatın izini taşır. Yedinci beyit acı bir sonuca varır: aşk ateşi sönünce hayat da sönmüştür. Makta beyti ise bu kişisel hatırayı vahdet düşüncesine bağlar: hayatın sayfaları, zatın aynası sıfatlara görünme yeri olduğu için görünür. Divanın yaşlılık şiirleri karşısında bu gazel, Cûdî'nin gençliğinden kalmış ender kişisel izlerden biri olarak durur.

Kaynakça

  • Zeynep Adıyahşi, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [43b-87b], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 51-52 (şiir no. 207; yazma vr. 56a). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116831.pdf

Çevrimiçi kaynaklar