Özgün Metin
Vezin: Feʿilātün feʿilātün feʿilātün feʿilün
Ḥareket başḳadır ol āfetiñ endāmında
Çalḳanır rūḥ-ı revān cism-i ṣafā cāmında
Ḳadd-i mevzūn mı ya fevvāre-i selsāl-i ḥayāt
Ḳabarır mevceleri ṣadr-ı semen-fāmında
Ne tenāsüb ne leṭāfet ne ḫırām-ı dil-keş
İçim oynar ḳadınıñ cünbişi hengāmında
Neresi noḳṭa-i maṭlūbe-i sevdā bilemem
İnbisāṭ eyler emel cisminiñ aḳsāmında
Gözine düşdi gözüm ayrılamaz bir dürlü
Ḳapanup ḳaldı göñül aġzınıñ ibhāmında
Beni bir pīr-i ḫazān-dīde iden ṣubḥ-ı bahār
O ṣabāḥatle güler ʿömrümüñ aḳşāmında
Ḳıṣma belli o siyeh çāre bürünse yürise
Cūdiyā mevcelenir ṣubḥ-ı emel şāmında
Günümüz Türkçesiyle
1. O afetin endamında hareket başkadır; safa bedeninin kadehinde akıp giden can çalkanır.
2. Ölçülü bir boy mu, yoksa hayatın akan suyunun fıskiyesi mi? Yasemin renkli göğsünde dalgaları kabarır.
3. Ne orantı, ne incelik, ne gönül çeken salınış! Kadının kımıldadığı anda içim oynar.
4. Sevdanın aranan noktası neresidir bilemem; emel, bedeninin her bölümünde genişler.
5. Gözüm gözüne düştü, hiçbir türlü ayrılamaz; gönül ağzının belirsizliğinde kapanıp kaldı.
6. Beni güz görmüş bir ihtiyar eden bahar sabahı, ömrümün akşamında o güzellikle güler.
7. Beli ince o (kadın) siyah çarşafına bürünse de yürüse, ey Cûdî, akşamda emel sabahı dalgalanır.
Edebî ve Tarihî Yorum
Bir kadının yürüyüşü: divanın aşk şiirleri arasında en bedensel olanlardan birinin konusu budur. İlk beyitten itibaren söz hareket üzerinde durur: sevgilinin endamında hareket başkadır, bedeni bir kadehtir ve içinde can çalkanır. İkinci beyit boy ile fıskiyeyi karşılaştırır: ölçülü boy, hayat suyunun fışkıran bir fıskiyesi gibidir. Üçüncü beyitteki "kadın" kelimesi divan şiirinde pek kullanılmayan, gündelik ve doğrudan bir sözdür; şair mazmun dilinin "sevgili"si yerine gerçek bir kadını görür.
Altıncı beyit gazeli yaşlılık temasına bağlar: şairi güz görmüş bir ihtiyar yapan zaman, ömrünün akşamında bir bahar sabahının güzelliğiyle karşılaşır. Son beyitteki "siyeh çâre" ifadesi, tezdeki okumayla tam kesin olmasa da siyah çarşafı düşündürür: çarşafa bürünmüş ince belli bir kadının yürüyüşü bile, akşamda bir sabahın dalgalanması gibidir. Yaşlı bir şairin hâlâ güzelliğe açık gözü, gazelin hem içten hem biraz da kendine gülen tonunu oluşturur.
Kaynakça
- Zeynep Adıyahşi, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [43b-87b], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 93 (şiir no. 244; yazma vr. 71b). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116831.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






