Özgün Metin
Vezin: Mefāʿilün feʿilātün mefāʿilün feʿilün
Ġarīb! ḥālet-i bīdāri-i ḥayāt-ı ġarīb!
Ṭurur nigāh-ı ġarībimde kāʾināt-ı ġarīb
ʿAdīm iken baña reh-yāb-ı vücūd-ı ʿacīb!
Bu nīstīye o hestīden iltifāt-ı ġarīb
Hebā-yı münteşire intiẓām-ı cemʿiyyet
Bu intiẓāma teʿāḳub iden şetāt-ı ġarīb
Vücūd, ẓıll gibidir muttaṣıl zevāl-peẕīr
Zevāl içinde ʿayān müstemir ŝebāt-ı ġarīb
Temās-ı lemḥa-i vaḥdetle nā-mükedderdir
Miyān-ı rāʾī vü merʾīdeki ṣılāt-ı ġarīb
Degişdirir yerini muttaṣıl aḳar ḳaṭarāt
Bir istiṭālede ẓāhir hemān fürāt-ı ġarīb
Bir infirād-ı ġarīb üzredir ẓuhūr-ı vücūd
Vücūd-ı vāḥide bu muḫtelif-simāt-ı ġarīb
Lisān olaydı eger fikr ü fıṭrat-ı eşḫāṣ
Olurdı anda olan cümle-i lüġāt-ı ġarīb
Aḳar ḥayāt, tenāsül dinen ṭarīḳ üzre
Bu cery-i vāḥid içün "çifte ḫaṭ ḳanāt"-ı ġarīb
Ḥayāt, menbaʿ-ı eḥsās ü māye-i gül iken
Ṭurur meʿādin aña ecnebī, nebāt-ı ġarīb
ʿUmūma ʿāʾid olan niʿmet ü meṣāʾibde
Belā mürecciḥ iṣābet veyā necāt-ı ġarīb
Ṣıfāt, ẕāta meʾāŝir daḫı ṣıfāta delīl
Degil bu devr ü teselsülle keşf-i ẕāt-ı ġarīb
Baṣīret ehlini ḫulḳ-şinās ider Cūdī
Zebān-ı ḫāme-i muʿcizdeki nikāt-ı ġarīb
Günümüz Türkçesiyle
1. Garip! Garip hayatın bu uyanıklık hâli garip! Garipsenen bakışımda kâinat garip duruyor.
2. Ben yok iken o şaşılacak varlık bana yol buldu; o varlıktan bu yokluğa iltifat garip (beyit tam açık değildir).
3. Dağınık zerrelere toplanmanın düzeni; bu düzeni izleyen dağılış garip.
4. Varlık gölge gibidir, durmadan yok olmayı kabul eder; yok oluşun içinde görünen sürekli sebat garip.
5. Birlik bakışının dokunuşuyla bulanmamıştır, gören ile görülen arasındaki garip bağlar (beyit tam açık değildir).
6. Akan damlalar durmadan yerini değiştirir; bir uzanışta yalnızca garip bir Fırat görünür.
7. Varlığın görünüşü garip bir teklik üzerinedir; tek bir varlığa bu birbirinden farklı garip yüzler.
8. Kişilerin düşüncesi ve yaradılışı bir dil olsaydı, onda bulunan bütün kelimeler garip olurdu.
9. Hayat, üreme denen yol üzerinde akar; bu tek akış için garip bir "çift hatlı kanal".
10. Hayat duyguların kaynağı ve toprağın mayası iken, madenler ona yabancı, bitkiler garip durur.
11. Herkese dönen nimetlerde ve musibetlerde, belanın birine isabet edip ötekinin kurtulmasındaki tercih garip.
12. Sıfatlar zata, eserler de sıfatlara delildir; garip zat bu döngü ve zincirle keşfedilmez (mısra tam açık değildir).
13. Cûdî, mucize kalemin dilindeki garip nükteler, basiret ehlini yaradılışı tanıyan kişiler yapar.
Edebî ve Tarihî Yorum
Varlığı ilk kez görüyormuş gibi şaşıran bir bakış, "İstiğrâb", yani garipseme başlıklı gazelde dile gelir; her beyitte "-ât-ı garîb" redifi bu şaşkınlığı tekrarlar. İlk beyit bir uyanış sahnesidir: hayatın uyanıklık hâli de, garipseyen bakışın gördüğü kâinat da gariptir. Sonraki beyitler varlığın çelişkilerini sayar: dağınık zerreler bir düzende toplanır ve yine dağılır; varlık bir gölge gibi durmadan yok olur, ama bu yok oluşun içinde sürekli bir sebat görünür.
Altıncı beyit akarsuya dair eski bir felsefe imgesini hatırlatır: damlalar durmadan yer değiştirir, ama uzaktan yalnızca tek bir Fırat görünür; ırmak aynı kalırken suyu hep başkadır. Dokuzuncu beyit hayatın soydan soya geçişini "çift hatlı bir kanal"a benzetir; müstensihin notu bu iki hattın anne ve babalar olduğunu açıklar. Bu demiryolu ya da su kanalı benzetmesi, divanın şimendifer şiirlerindeki modern imge sevgisini hatırlatır. On birinci beyit belanın kime isabet edeceğinin tercihindeki sırra şaşar. On ikinci beyit kelâmın bilinen yöntemini anar: eserler sıfatlara, sıfatlar zata delildir; ama şaire göre zatın kendisi bu zincirle keşfedilemez. Makta beyti şaşkınlığı bir bilgiye çevirir: bu garip nükteler basiret ehlini yaradılışı tanıyan kişiler yapar.
Kaynakça
- Zeynep Adıyahşi, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [43b-87b], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 116-117 (şiir no. 271; yazma vr. 79b-80a). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116831.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






