Özgün Metin
Vezin: Fâilâtün Fâilâtün Fâilün
Var fesâd ġāyet ḳatî bu beldede
Sürḫ(i)-serlik böyle yoḳ bir yerde de
Ṭa‘n eder görse seni seccâdede
Cümleten düşmândır ehl-i mescide
Var ṣalât ehli içinde bî-edeb
İbn Süfyân’â eder la‘net çü kelb
Tâ Muḥarremde ṭutup mâtem be-heb
Ehl-i sünnet-len mu‘ârıż rûz u şeb
Bażı nâḳıṣdan bu ifsâdât yaḳīn
Eyledi bu beldeyi ber-bâd hemîn
Hep bu ḥâl üzre mürîd-i ṭâlibîn
Erşada’llâhu ‘aleyhim ecma‘în
Var bu ân müfsid ḥased ehl-i fesâd
Za‘fiyetden setr olupdur izdihâd
Yoḳ muṣâḥib ehl-i Ḥaḳḳ’a ‘itimâd
Hep yemek içmek cidâl dünyâ murâd
Üstüne farżdır umûr-ı ḫânesi
Biñ yalan çârşû bâzâr ser-mâyesi
Bir ta‘ayyüş bulsa ger beytiyyesi
Ol zamân dervîş olur bu ḥîlesi
Râżı olmazsa kişi faḳriyyete
Vâṣıl olmaz muṭlaḳā faḫriyyete
Bil nedir lâzım gözüm ‘abdiyyete
Teslîm olmaḳ ṭoġrı vaḥdâniyyete
Günümüz Türkçesiyle
1. Bu beldede pek katı bir fesat var; sürh-serlik (kızılbaşlık) başka hiçbir yerde böyle yok.
2. Seni seccadede görse kınar; mescit ehlinin hepsine düşmandır.
3. Namaz ehli içinde edepsiz olanlar var; köpek gibi İbn Süfyân'a (Muâviye'ye) lanet eder.
4. Muharremde (bile) boş yere matem tutarak gece gündüz Ehl-i sünnetle çekişir.
5. Bu fesatlar kesin olarak bazı nâkıslardandır; bu beldeyi hep berbat etti.
6. Mürîdler ve talipler hep bu hâl üzeredir; Allah hepsini doğru yola iletsin.
7. Bu anda fesat ehli, hasetçi bozguncular var; zayıflık yüzünden kalabalıkları örtülü kalmıştır.
8. Hak ehline yoldaş olacak güven yok; hep yemek içmek, kavga, dünya muradı.
9. Evinin işleri üzerine farzdır; sermayesi çarşıda pazarda bin yalan.
10. Evinin geçimi için bir yol bulsa, o zaman derviş olur; bu onun hilesidir.
11. Kişi fakirliğe razı olmazsa mutlaka (fakrın) övüncüne erişemez.
12. Gözüm, kulluk için ne gerektiğini bil: doğru birliğe teslim olmak.
Edebî ve Tarihî Yorum
Amasya Bâbı
Başlığında bir şehrin adı geçen tek bâb budur: “Bu bâb Amâsya'da şeyḫ ve dervişânıñ sürḫ-serlikleriyle fesâdâtları beyânındadır”, Amasya'daki şeyh ve dervişlerin sürh-serlikleri ve fesatları hakkında. Neşirde 499-511 numaralı beyitleri kapsar. Kitabın Amasya için yazıldığını söyleyen sebeb-i te'lif bölümüyle birlikte okunduğunda, eserin yazılış sebeplerinden birinin bu yerel durum olduğu anlaşılır.
Şairin şikâyetleri dört beyitte toplanır: bu beldede sürh-serlik başka hiçbir yerde olmadığı kadar yaygındır; namazda seccadede görüleni kınayan, mescit ehline düşman olan, İbn Süfyân'a, yani Hz. Muâviye'ye lanet okuyan ve Muharrem'de matem tutup Ehl-i sünnetle çekişen bir çevre vardır. Bu tablo, Hüsameddin'in Süleyman Efendi hakkında yazdıklarıyla örtüşür: Hüsameddin, Mîr Hamza Nigârî'nin Amasya'da sahabeye yönelik bir “ta'n ü la'net” tavrı başlattığını ve Süleyman Efendi'nin buna karşı çıkarak halkın gönlünü kazandığını kaydeder. Şiirde Nigârî'nin adı geçmez; “sürh-ser” kelimesinin hem Kızılbaş-Alevî çevreleri hem de bu tavrı benimseyen tarikat mensuplarını kapsayıp kapsamadığı metinden kesin olarak anlaşılmaz. Beşinci beyit fesadın “ba‘żı nâḳıṣ”, bazı eksik şeyhlerden geldiğini söyleyerek eleştiriyi tarikat içine yöneltir.
Bölümün ikinci yarısı geçimini dervişliğe bağlayanları anlatır: evinin işleri için çarşıda bin yalan söyleyen, geçimini bulunca derviş olan kişi. Son söz fakra razı olmayana ayrılmıştır: o, fakrın övüncüne eremez. Bugünün okuru için bu beyitler, XIX. yüzyıl sonunda Amasya'da mezhepler ve tarikatlar arası gerginliğin bir tarafın kaleminden yazılmış tanıklığıdır.
Kaynakça
- Abdurrahman Şensöz, 19.yy. Nakşî Halidî Şeyhi Süleyman Amasî ve Manzûm Ahlâk Kitâbı, Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 2017, s. 183-184 (Âdâbü'l-müeddeb çeviriyazısı, beyit 499-511; yazma: Amasya Beyazıt Yazma Eser Kütüphanesi 05 Ba 1286, vr. 26a). https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5C/408DCD06-CF9A-5D4D-832B-41B0A7DCB7D3.pdf
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 10, s. 410-414 (Süleyman Efendi-eş-Şeyh, Mir'ât-nümâ maddesi; e-kitap s. 312-313). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page312.html
Çevrimiçi kaynaklar






