Özgün Metin

Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün

Varup ol şâhun der-i ikbâl ü ‘izzet-bahşına
Cân u dilden bende olup ideyin ben de karâr
Hak virürse feth olısardur senün devrüñde hep
Şark u garb u Hind ü Sind ile Habeş hem Zengibâr
İ’tibâr iy şeh bana ‘âlî-cenâbuñda bu kim
Âsitânun kullarından olınam bende şumâr

Günümüz Türkçesiyle

1. O şahın ikbal ve izzet bağışlayan kapısına varıp canla gönülle kul olarak ben de orada karar kılayım.

2. Hak (saltanatı sana) verirse senin devrinde doğu ve batı, Hint ve Sind, Habeşistan ve Zengibar hep fethedilecektir.

3. Ey şah, yüce katında bana itibar şu olsun ki eşiğinin kullarından biri olarak sayılayım.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Bu üç beyit, Edirneli Nazmî'nin Şehzade Mustafa'yı övmek için yazdığı iki kasideden birincisine aittir. Recep Hasar beyitleri tezinde Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın yayımladığı divan neşrinin 93, 96 ve 100. sayfalarından aktarır; burada divandaki sayfa sırasına göre dizilmişlerdir. Kasidenin tamamına ulaşamadık; beyitlerin kaside içindeki yeri bu sayfa numaralarından çıkarılmıştır. Vezin "fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilün" kalıbıdır ve kafiye "-âr" sesiyle kurulur (karâr, Zengibâr, şumâr).

Anlam ve Söz Sanatları

Hasar'a göre şair kasidede önce kendi dertlerini ve feleğin haksızlığını anlatır, ardından şehzadenin himayesini ister. Birinci ve üçüncü beyitler bu isteğin sözleridir: şair şehzadenin "ikbal ve izzet bağışlayan" kapısına varıp orada kul olarak karar kılmak ve eşiğinin kullarından sayılmak ister. İkinci beyit ise kasidenin dua ve övgü bölümüne aittir. Şair, Hak saltanatı şehzadeye verirse onun devrinde doğudan batıya, Hindistan'dan Zengibar'a bütün ülkelerin fethedileceğini söyler. Ülke adlarının sıralanması, divan şiirinde hükümdarın cihan hâkimiyetini anlatan bir mübalağa geleneğidir.

Tarihî Bağlam

Hasar, ikinci beyti şairin şehzadenin padişah olacağı beklentisini dile getirmesinin örneği olarak aktarır. Bu beklenti, şehzadenin 1553'teki ölümünden önce ordu ve halk arasında yaygın olan, Mustafa'nın Kanuni'nin halefi olacağı düşüncesiyle örtüşür. Ziya Avşar'a göre Nazmî'nin şehzadeyle ilişkisi büyük ihtimalle Manisa sancağında kurulmuştur; şehzade 1541'de Manisa'dan Amasya'ya geçmiştir. Kasidenin tam metni ve yazılış tarihi bilinmediği için şiirin Manisa döneminde mi, Amasya döneminde mi yazıldığı belirlenememektedir. Nazmî'nin Şehzade Mustafa için yazdığı mersiye bu kategoride ayrı bir yazıdır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Edirneli Nazmî, Dîvân, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı (e-kitap), s. 93, 96, 100 (Hasar'daki aktarımla; e-kitaba ulaşamadık).

Akademik çalışmalar

  • Recep Hasar, Türk Edebiyatı'nda Padişah ve Şehzade Mersiyeleri, Yüksek Lisans Tezi, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2018, s. 118-119. https://hdl.handle.net/11352/2746
  • Ziya Avşar, 16. yy Divan Edebiyatında Edirneli Nazmî ve Türkî-i Basit, Doktora Tezi, Gazi Üniversitesi, Ankara, 1998, s. 21 (Hasar'daki aktarımla).

Çevrimiçi kaynaklar