Özgün Metin
Vezin: Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün
Benim bu ser-bülend olmaklığım ol hâk-i pâdandır
Gedânı ser-firâz eyler kerem kim pâdişâdandır
Dem-â-dem pertev-i ruhsâr-ı mâhım artar eksilmez
Ki noksân olmaz ol hûrşîd kim ‘ayn-ı zıyâdandır
Der-i agyâra varmam tâ ki varam kim bu istiğnâ
Mücerred sâye-i lutf-ı Hudâ-yı zi'l-‘atâdandır
Sürûr-ı hâtırım şâm u seher keyfiyyet-i cânım
Mezâk-ender-mezâkım devlet-i âl-i ‘abâdandır
Açılmışdır sinem meşrûhdur gönlüm bi-hamdi'llâh
Güşâyışlık derûnumda belî Hayber-güşâdandır
‘Alem kaldırdığım ‘âlemde at oynatdığım beydâk
Sürüp mât itdigim akrânı imdâd-ı Bahâdandır
Safâ-ender-safâ bahş eyler eş‘âr-ı sûzum zîrâ
Şarâb-ı vâridâtım himmet-i ehl-i safâdandır
Dilâ güftârına mağrûr olma kim lezzet-efzâ
Mezâk-ı güft ü gûyun şehd-i la‘l-i dil-rübâdandır
Degül bî-câ Nigârî [ger] ser-efrâz olsa Dîvânın
Ki ol hâk-i pey-i feyz-i Habîb-i Kibriyâdandır
Günümüz Türkçesiyle
1. Benim bu baş yüceliğim o ayağının toprağındandır; dilenciyi yücelten, padişahtan gelen keremdir.
2. Ayımın yanağının ışığı her an artar, eksilmez; çünkü ışığın ta kendisi olan o güneş noksan olmaz.
3. Yaşadıkça başkalarının kapısına varmam; bu gönül tokluğu yalnızca bağış sahibi Allah'ın lütfunun gölgesindendir.
4. Sabah akşam gönlümün sevinci, canımın hâli, tat üstüne tadım Âl-i Abâ'nın (Ehl-i Beyt'in) devletindendir.
5. Göğsüm açılmıştır, gönlüm ferahlamıştır, Allah'a hamd olsun; evet, içimdeki bu açıklık Hayber'i açandandır (Hz. Ali'dendir).
6. Dünyada kaldırdığım sancak, at oynattığım piyade, sürüp mat ettiğim akranlarım Bahâ'nın yardımındandır.
7. Yanık şiirlerim safa üstüne safa bağışlar; çünkü gönlüme doğan ilhamların şarabı safa ehlinin himmetindendir.
8. Ey gönül, sözüne mağrur olma; çünkü sohbetinin lezzet artıran tadı, gönül çelenin lal dudağının balındandır.
9. Nigârî, Divanın baş yüceltse yersiz değildir; çünkü o, Allah'ın Sevgilisi'nin feyzli ayağının toprağındandır.
Edebî ve Tarihî Yorum
Gazel, şairin gönlündeki her güzelliği bir kaynağa bağlar ve bu kaynaklar Nigârî'nin manevî soy kütüğünü baştan sona sayar. Dördüncü beyitte gönlün sevinci Âl-i Abâ'nın devletindendir; Âl-i Abâ, abâ altında toplandığı rivayet edilen Hz. Peygamber, Hz. Ali, Hz. Fâtıma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'dir. Beşinci beyitte göğsün açılması "Hayber-güşâ", Hayber'i açan, yani Hz. Ali'dendir. Altıncı beyitte yardım "Bahâ"dan gelir. Nakşibendî tarikatı adını 14. yüzyılda Buhara'da yaşamış Bahâeddîn-i Nakşibend'den alır ve tarikat mensupları onu kısaca "Şâh-ı Nakşibend" ya da "Bahâeddîn" diye anar; bir Nakşibendî şeyhinin gazelinde "Bahâ" adının ona işaret etmesi büyük ihtimaldir. Son beyitte de divanın yüceliği "Habîb-i Kibriyâ", Allah'ın Sevgilisi, yani Hz. Peygamber'in ayağının toprağına bağlanır.
Beşinci beyitteki "açılmışdır sînem meşrûhdur gönlüm" sözü, İnşirâh suresinin "Senin göğsünü açmadık mı?" diye başlayan ilk ayetini hatırlatır. Göğsün açılması Kur'an'da Peygamber'e verilen bir nimettir; Nigârî bu açılmayı, Hayber'in kapısını açan Ali'ye bağlayarak "açmak" fiilinin iki anlamını birleştirir. Bir kaleyi açmak ile bir göğsü açmak aynı kelimeyle söylenir.
Altıncı beyit satranç diliyle kurulmuştur. "Beydak" satrançta piyade, "at oynatmak" atı sürmek, "mât itmek" ise oyunu bitirmek demektir. Şair dünyada kaldırdığı sancağı, oynattığı piyadeyi ve mat ettiği akranlarını sayar; hepsi Bahâ'nın yardımıyladır. Mürşidin himmeti, bir satranç oyununda kazanılan zafere benzetilir. Üçüncü beyitteki "istiğnâ", kimseye muhtaç olmamak, tasavvufun övdüğü bir haldir: şair başkalarının kapısına gitmez, çünkü Allah'ın lütfunun gölgesi ona yeter.
Kaynakça
- Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 204, s. 130-131. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
Çevrimiçi kaynaklar






