Özgün Metin

‘Aşkda bî-meselem vâhid-i bî-tâyem men
Bana mânend bulunmaz kime hem-tâyem men
Vahdete sıgmaz ene'l-Hak sözini söylemezem
Rabbi ernî dimezem matlab-ı Mûsâyam men

Günümüz Türkçesiyle

1. Aşkta benzersizim, eşi olmayan bir tekim ben; bana benzer bulunmaz, ben kime denk olayım?

2. Ene'l-Hak sözü vahdete sığmaz, onu söylemem; "Rabbi erinî" (Rabbim, bana kendini göster) demem, Musa'nın aradığı maksat benim.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Hüsameddin'in "şu beyitler" diye aktardığı iki beyittir. İlk beytin iki mısraı da "-âyem men" sesiyle biter: "bî-tâyem men / hem-tâyem men"; ikinci beyit de "Mûsâyam men" ile aynı kafiyeye bağlanır. Buna göre parça bir gazelin matlaı ile bir beytidir; redif "men" (ben), kafiye "-âyem / -âyam" sesidir. "Men" ve "dimezem, söylemezem" gibi biçimler Azerbaycan Türkçesine özgüdür. Gazelin geri kalanı bilinmiyor; Hüsameddin vezni göstermez.

Anlam ve Söz Sanatları

Beyitler, tasavvufta "şath" denen, vecd hâlinde söylenmiş ve dışarıdan bakana ölçüsüz görünen sözlerin örneğidir. İlk beyitte şair aşkta emsalsiz olduğunu söyler; "bî-misl", "vâhid", "bî-tâ" kelimeleri aynı anlam etrafında toplanarak bu iddiayı katlar. İkinci beyit iki büyük örneğe yapılmış telmihlere dayanır. "Ene'l-Hak" (Ben Hakk'ım) sözü, bu sözü yüzünden idam edilen Hallâc-ı Mansûr'a aittir ve tasavvuf şiirinde vahdet tecrübesinin en bilinen ifadesidir. "Rabbi erinî" ise Kur'an'da Musa'nın Allah'a "Rabbim, bana kendini göster de seni göreyim" diye yalvarışıdır (A'râf 7:143). Şair ikisini de reddeder: vahdet "Ene'l-Hak" sözüne bile sığmaz, kendisi de görmeyi istemez, çünkü Musa'nın aradığı maksat kendisidir.

Bu söyleyişte "söylemezem" ile "dimezem" tekrarıyla kurulan bir reddiye dizisi, "vahdet" ile "vâhid" arasında iştikak, Hallâc ile Musa arasında bir telmih zinciri vardır. Beytin anlamı ilk okuyuşta şairin kendini bütün sufilerin üstünde gördüğü yönündedir; tasavvufî bir okumayla ise "ben" sözü, vahdet tecrübesinde kişinin kendi benliğinin değil, onda tecelli eden hakikatin sesi sayılabilir. Bu ikinci okuma bizimdir.

Tarihî Bağlam

Hüsameddin, Nigârî'yi tasavvuf ilminde "yegâne-i asr", yani çağının tek kişisi sayar, ama onun "şatahât-ı sûfiyye"si de bulunduğunu söyler ve sufiyane övünmelerini bu beyitlerle örnekler. TDV İslâm Ansiklopedisi de Nigârî'nin kutbiyet makamında olduğunu iddia ettiğini, aşkta emsalsiz olduğunu söylediğini yazar. Beyitler, Nigârî'nin Amasya ulemasıyla yaşadığı tartışmaların bir başka boyutunu, kendini konumlandırış biçimini gösterir. Şairin edebî kişiliği için Nigârî: Şair ve Eserleri yazısına bakılabilir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar