Özgün Metin
Dime şâir sözüdür sanma yalan
Vâ‘ize yem gerek eşşege palân
Sûfiye lokma gerek zehr ide
Çerçiye pâra ılançıya ılan
Günümüz Türkçesiyle
1. "Şair sözüdür" deme, yalan sanma: vaize yem gerek, eşeğe semer.
2. Sofuya lokma gerek, zehir olsun (zehir etsin); çerçiye para, yılancıya yılan.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Hüsameddin'in "şu iki beyit" diye aktardığı dört mısralık bir hiciv parçasıdır. Birinci, ikinci ve dördüncü mısralar "yalan, palân, ılan" kelimeleriyle kafiyelenir, üçüncü mısra serbesttir; bu dizilişle parça bir kıt‘a ya da rubai görünümündedir. "Ilan" (yılan) ve "ılançı" (yılancı) kelimeleri Azerbaycan Türkçesine özgü biçimlerdir; Nigârî'nin şiirinde Azerbaycan ve Anadolu Türkçesinin birlikte kullanıldığı bilinir. Hüsameddin vezni göstermez.
Anlam ve Söz Sanatları
Parça, toplumun dört tipini birer ihtiyaçla eşleştiren bir sayıştırma üzerine kuruludur: vaiz ile yem, eşek ile semer, sofu ile lokma, çerçi ile para, yılancı ile yılan. Her tipe, kendi değerini ele veren bir şey yakıştırılır; vaizin yeme ihtiyacı onu hayvana yaklaştırır, sofunun lokması ise "zehir olsun" bedduasıyla anılır. Söyleyiş halk diline çok yakındır ve divan şiirinin süslü hicivlerinden çok halk tekerlemelerini hatırlatır. İlk mısra, okura bunun yalnızca bir "şair sözü" olmadığını, gerçeği anlattığını söyleyerek hicvi bir ithama çevirir.
Mısralar arasında bir leff ü neşr düzeni vardır: önce kişi, ardından onun ihtiyacı sayılır. "Yalan" ile "ılan" arasındaki ses benzerliği kafiyenin ötesinde bir söz oyunu kurar. Hüsameddin'in kişilere yönelik açıklamaları olmadan okunduğunda parça genel bir taşlama gibi görünür; Hüsameddin ise her tipin Amasya'da belli bir kişiyi hedef aldığını söyler.
Tarihî Bağlam
Hüsameddin'e göre Amasya ulemasının kürsülerden Ehl-i Sünnet mezhebini savunan vaazları Nigârî'ye çok ağır gelir, o da onları ağız dolusu hicvederek karşılık verirdi; bu iki beyit o hicivlerdendir. Hüsameddin hedefleri tek tek adlandırır: vaiz, Yörgüç Paşa Camii vaizi Hocazâde İbrâhim Efendi; eşek, zahitliğiyle tanınan Hacıoğlu Mahmûd Efendi; sofu, Amasya müftüsü Sofuzâde Mehmed Hulûsî Efendi; çerçi ve yılancı ise Ehl-i Sünnet'i savunan öteki ulemadır. Hüsameddin bu ulemanın en çok maaş alanının müftü olduğunu, onun da müftülük ve müderrislikten toplam iki yüz elli kuruş aldığını, öbürlerinin zekât ve fitreyle geçindiğini; onları para düşkünlüğüyle hicveden şeyhin ise ayda beş yüz kuruş maaşın yanında Şirvan'dan ve müritlerinden yüzlerce lira aldığını yazar. Parça, Nigârî'nin Amasya'daki tartışmalı yıllarının belgesidir. Şairin edebî kişiliği için Nigârî: Şair ve Eserleri yazısına bakılabilir.
Kaynakça
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 9, Amasya: Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, s. 293 (e-kitap s. 93; "Hamza Nigârî Efendi-eş-Şeyh el-Hâc Mîr" maddesi). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page93.html
Çevrimiçi kaynaklar






