Özgün Metin

Vezin: Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

‘Aşkdandur cümle eşyâ innemâ
‘Aşkdandur asl u fer‘-i küllemâ
‘Aşkdandır nûr-ı hûrşîd nûr-ı meh
‘Aşkdandır cümle pertev ve'z-zıyâ
‘Aşkdandır devr-i tayr u es-semek
‘Aşkdandır seyr ü kevkeb ve's-semâ
‘Aşkdandır gerdiş-i hûrşîd ü meh
‘Aşkdandır Kãf-ı sâkin ve's-serâ
‘Aşkdandır gör tecellî yâ nasîb
‘Aşkdandır cûş-ı tâlib ve's-senâ
‘Aşkdandır ey Nigârî her ne var
‘Aşkdandır cümle eşyâ intihâ

Günümüz Türkçesiyle

1. Bütün eşya ancak aşktandır; her şeyin aslı da dalı da aşktandır.

2. Güneşin nuru, ayın nuru aşktandır; bütün parıltı ve aydınlık aşktandır.

3. Kuşların ve balıkların dönüp dolaşması aşktandır; yıldızların ve göğün yürüyüşü aşktandır.

4. Güneşin ve ayın dönüşü aşktandır; Kaf dağının yerinde durması da toprak da aşktandır.

5. Ey nasibi olan, tecellîyi gör, aşktandır; arayanın coşkusu ve övgü aşktandır. (Mısranın ilk yarısı başka türlü de okunabilir; "yâ nasîb" bir ünlem, "ne talih" anlamında da anlaşılabilir.)

6. Ey Nigârî, ne varsa aşktandır; bütün eşyanın varacağı son da aşktandır.

Edebî ve Tarihî Yorum

On iki mısranın on ikisi de aynı kelimeyle başlar: "‘Aşkdandır". Bu kadar ısrarlı bir başa tekrar (tekrir) divan gazelinde sık görülmez; şiir bir öğreti cümlesini her defasında yeni bir varlığa uygulayan bir saymaca gibi ilerler. Söylenen şey tek bir fikirdir: varlığın sebebi de sonu da aşktır. Gazelin değeri bu fikri kanıtlamasında değil, kâinatı baştan sona dolaşarak her köşesine aynı damgayı vurmasındadır.

Sayılan varlıklar çiftler hâlinde gelir ve çiftler bilinçli seçilmiş görünür. Güneş ile ay ışığı verir; kuş ile balık havayı ve suyu, yıldız ile gök yukarıyı temsil eder. Dördüncü beyitte hareketle durgunluk karşılaşır: güneşin ve ayın dönüşü aşktandır, ama dünyayı çevirdiğine inanılan Kaf dağının yerinde durması da aşktandır. Böylece aşk yalnız devinimin değil, sükûnun da sebebi olur. Tasavvufta âlemin yaratılışı, "gizli bir hazine idim, bilinmeyi sevdim" sözüyle anılan rivayete bağlanarak çoğu zaman bir sevgi hareketi olarak anlatılır. Nigârî bu rivayeti anmaz; ama ilk ve son beyitleri bu düşüncenin iki ucunu tutar: her şeyin aslı aşktır, her şeyin sonu da.

Dil bakımından gazel, Türkçe bir iskelete Arapça parçalar takar. "İnnemâ" (ancak, gerçekten), "küllemâ" (her ne ki), "es-semek" (balık), "ve's-semâ" (ve gök), "ve's-serâ" (ve toprak), "ve's-senâ" (ve övgü) gibi Arapça kelime ve bağlaçlar kafiye yerinde durur; Türkçe "‘Aşkdandır" ile açılan beyitlerin ikinci mısraları hep Arapça bir kelimeyle kapanır. Bu kelimelerin ortak uzun "â"sı, şiiri divanın elif harfiyle biten gazelleri arasına yerleştirir. Mısralar remelin kısa kalıbıyla, "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" ile ölçülür; neşir de vezni böyle gösterir.

Mahlas beyti ilk beyti neredeyse kelimesi kelimesine tekrarlar: "cümle eşyâ" ilk mısrada "innemâ" ile, son mısrada "intihâ" ile biter. Başlangıç ile son arasında kurulan bu çerçeve, şiirin söylediği şeyi biçimiyle de söyler.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar