Nisâyî, Şehzade Mustafa'nın 1553'te öldürülmesi üzerine iki mersiye yazmış, on altıncı yüzyılda yaşadığı anlaşılan bir şairdir. Tezkirelerde ve biyografik kaynaklarda hayatına dair hiçbir bilgi yoktur. Mahlası ve mersiyelerindeki duyuş, araştırmacıları onun bir kadın şair olduğu sonucuna götürmüştür; bu görüş yaygın kabul görse de bir çıkarımdır ve belgeyle doğrulanmamıştır. Şehzade Mustafa için birden fazla mersiye yazdığı bilinen üç şairden biridir; ötekiler iki mersiyesi bilinen Kara Fazlî ile üç mersiyesi olan Sirâcî'dir.
Nisâyî'nin Amasya ile bağı, mersiyelerinin konusu olan Şehzade Mustafa üzerinden kurulur. Şehzade 1541'den 1553'e kadar Amasya sancakbeyiydi ve öldürüldüğünde Amasya'dan çıkıp İran seferine katılmak üzere yoldaydı. Nisâyî'nin Amasya'da bulunduğuna dair bir bilgi yoktur. Mersiyelerinde şehzadenin annesinin acısına geniş yer vermesi, onun şehzadenin ya da annesinin çevresinden biri olabileceğini düşündürmüştür; bu ihtimal aşağıda kaynaklarıyla birlikte ele alınmıştır.
Hayatı ve Kimliği
Nisâyî'yi edebiyat tarihine tanıtan Mehmed Çavuşoğlu'dur. Çavuşoğlu 1978'de yayımladığı "16. Yüzyılda Yaşamış Bir Kadın Şair: Nisâyî" adlı makalesinde mahlası ve şiirlerindeki kadınca duyuştan hareketle onun bir kadın şair olduğunu ileri sürmüş, Şehzade Mustafa için yazdığı iki mersiyeyi de 1981-1982'de çıkan "Şehzade Mustafa Mersiyeleri" makalesinde yayımlamıştır. Çavuşoğlu, ikinci mersiyede Mahidevran Sultan'ın duygularının işlenmesinden ve padişahın gençlik günlerinin anılmasından hareketle şairin şehzadenin ya da annesinin çevresinden ve yaşlıca biri olabileceğini düşünür. Aynı araştırmacı, şiirlerdeki dil yanlışlarına dayanarak Nisâyî'nin tahsil görmemiş olduğu kanaatine varır.
Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'ndeki maddeye göre Nisâyî'nin adı, on altıncı yüzyılda derlenmiş Pervâne Bey Mecmuası'nda da geçer. Bu büyük nazire mecmuasında Nisâyî mahlaslı bir şairin Şeyhî'ye nazire olarak yazdığı "Dil gamuñdan gayrı cânâ dahi mihmân istemez" mısraıyla başlayan bir gazeli kayıtlıdır. Maddenin yazarı Yunus Kaplan, gazelin Şeyhî'ye nazire olmasından, mecmuanın on altıncı yüzyılda derlenmesinden ve aynı mahlaslı iki mersiyenin Şehzade Mustafa için söylenmiş olmasından hareketle Nisâyî'nin on beşinci ya da on altıncı yüzyıl şairi olduğunu belirtir. Gazelin mersiyelerin şairine ait olduğu ihtimal dahilindedir, fakat aynı mahlasın iki ayrı kişi tarafından kullanılmış olması da mümkündür. Nisâyî'nin doğum ve ölüm tarihleri, memleketi ve ailesi bilinmemektedir.
Kaynakların Durumu
Nisâyî hakkındaki bütün bilgiler iki mersiyeye ve bir gazele dayanır. Kadın şair olduğu görüşü, "kadınlara ait, kadınca" anlamı taşıyan mahlas ile şiirlerdeki duyuştan çıkarılmıştır; Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü bu görüşü benimser ve Nisâyî'yi on altıncı yüzyılın kadın şairleri arasında sayar. Recep Hasar da tezinde Nisâyî'yi kadın şair olarak anar. Bununla birlikte mahlas tek başına cinsiyetin kanıtı değildir ve şairi tanıtan hiçbir çağdaş kaynak bilinmemektedir. Şiirlerdeki konuşan ses de her yerde aynı değildir: birinci mersiyenin yedinci bendinde söz bir anda şehzadenin ağzına geçer. Çavuşoğlu'nun şairi Mahidevran Sultan'ın çevresine yerleştiren yorumu bu yüzden en makul açıklama olarak durur, fakat kesin değildir.
Şiiri
Nisâyî'nin iki mersiyesi de "fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilün" vezniyle yazılmış murabbalardır. Birincisi dokuz bentliktir ve her bendi "İy şeh-i bî-şefka n’itdi sana Sultân Mustafâ" (Ey şefkatsiz şah, Sultan Mustafa sana ne yaptı) nakaratıyla biter. İkincisi on bentliktir; nakaratı "Merhametsüz şâh-ı ‘âlem" ve "Bî-terahhum şâh-ı ‘âlem" söyleyişleri arasında gidip gelir. İki şiirin son bendi aynıdır: "Bu Nisâyî derdmend feryâd idüp kan ağladı". Hasar, padişah ve şehzade mersiyeleri arasında murabba biçiminde yazılmış olanların tamamının Şehzade Mustafa için yazıldığını belirtir.
Nisâyî'nin mersiyeleri, Şehzade Mustafa için yazılan şiirler arasında padişaha en açık sitem edenlerdendir. Çavuşoğlu, Sâmî ile Nisâyî'nin padişahı açıkça kınadığını belirtir. Birinci mersiyede padişaha "sende baba şefkati yok muydu" diye sorulur; ikincisinde Hürrem Sultan "Urus câdûsı" (Rus büyücüsü) diye anılır ve Hasar'ın Şerafettin Turan'a dayanarak Ebussuud Efendi olarak tanımladığı, fetvayı veren müftiye beddua edilir. İkinci mersiyenin son bentleri şehzadenin annesine ayrılmıştır: anne Hz. Yakub gibi ayrılığa yanar, Hz. Eyüp gibi sabreder. Bu söyleyişler, sitemi bir annenin ya da yakın bir kadının sesiyle dile getiren bir duyuş taşır.
Her iki mersiyenin özgün metni, günümüz Türkçesiyle aktarımı ve yorumu bu kategoride ayrı yazılar olarak yayımlanmıştır. Pervâne Bey Mecmuası'ndaki gazel, Amasya ve Şehzade Mustafa ile ilgisi bulunmadığından bu çalışmanın kapsamı dışında bırakılmıştır. Öteki mersiyeler Şehzade Mustafa Mersiyeleri yazımızda, şehzadenin hayatı Şehzade Mustafa biyografisinde anlatılmıştır.
Kaynakça
Akademik çalışmalar
- Mehmed Çavuşoğlu, "16. Yüzyılda Yaşamış Bir Kadın Şair: Nisâyî", İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Enstitüsü Dergisi, 9, 1978, s. 407-408 (Güler ve Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'ndeki aktarımla).
- Mehmed Çavuşoğlu, "Şehzade Mustafa Mersiyeleri", İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Enstitüsü Dergisi, 12, 1981-1982, s. 673-677 (Hasar'daki aktarımla).
- Recep Hasar, Türk Edebiyatı'nda Padişah ve Şehzade Mersiyeleri, Yüksek Lisans Tezi, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2018, s. 13, 93-94, 100-101, 117-118, 505-510. https://hdl.handle.net/11352/2746
- Semra Güler, Şehzade Mustafa'nın Hayatı (1515-1553) ve Türbesi, Yüksek Lisans Tezi, Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2011, s. 59-63. https://acikerisim.uludag.edu.tr/server/api/core/bitstreams/9a869e7a-300f-4995-9140-e0fdf233f8db/content
Kitaplar
- Yunus Kaplan, "Nisâyî", Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, 2015 (güncelleme 2020). https://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/nisayi
- Kâmil Ali Gıynaş (haz.), Pervâne Bey Mecmuası, c. 2, İstanbul: Akademik Kitaplar, 2014, s. 180 (Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'ndeki aktarımla).
Çevrimiçi kaynaklar


