Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın Amasya Tarihi'nde Rahmî Mehmed Efendi'nin başlığı onu bir akrabalığa bağlar: "Saçlı Yeğeni". Amcası, Amasya'nın XIX. yüzyıldaki nüfuzlu müftüsü Saçlı el-Hâc Mahmûd Efendi'dir. Mahkeme kâtipliğinden naipliğe yükselmiş, Köstence ve Maraş sancaklarında şer'î hâkimlik yapmış, 1296'nın başında (1878-79) İstanbul'da ölmüştür. Güzel ta'lik yazısıyla tanınan bu kâtibin şair olduğunu, kendi yetiştirdiği yeğeni Mirliva İsmâil Hakkı Paşa söylemiştir; tarihçi paşadan şiirlerini istediğinde kaybolduklarını öğrenmiştir.

Hüsameddin'in Kaydı

Onuncu ciltteki madde kısa olmasına karşın görev yerlerini ve dönüşlerini ay adlarıyla verir:

Amasyalıdır. Amasya Müftüsü Saçlı el-Hâc Mahmûd Efendi'nin birâderi Ahmed Efendi bin el-Hâc Kâsım mahdûmudur. Amasya ulemâsından Caniklizâde el-Hâc Mehmed Hilmî Efendi'den tahsîl-i ulûm edib mahkeme-i şer'iyye kâtibi ve bir müddet ders-i âm oldu. Ba'dehû Şirvânîzâde es-Seyyid Ahmed Hulûsî Efendi'ye intisâb ederek İstanbul'a gidip 1291'de Köstence sancâğı nâibi oldu. 1293 zilka'desinde Rusların istilâsında İstanbul'a geldi. 1293 zilhiccesinde Mar'aş sancâğı nâibi olup gitdi. 1295 zilhiccesinde müddet-i örfiyesini ikmâl ederek avdet edib 1296 senesi evâ'ilinde İstanbul'da vefât etdi. Âlim, kâtib lâtif-meşreb olup hattât Emrullâh Efendi'nin çırağı olduğu münâsebetle güzel ta'lîk yazardı. Yeğeni Mîrlîvâ İsmâ'îl Hakkı Paşa bunun şâir olduğunu da söylerdi. Eş'ârından bir parça istedim, zâyi' olduğunu söylemişdi.

Günümüz diliyle: Amasyalıdır. Amasya müftüsü Saçlı el-Hâc Mahmûd Efendi'nin kardeşi olan, el-Hâc Kâsım oğlu Ahmed Efendi'nin oğludur. Amasya âlimlerinden Caniklizâde el-Hâc Mehmed Hilmî Efendi'den ilim okudu; şer'iyye mahkemesinin kâtibi oldu, bir süre de ders-i âm sıfatıyla talebe okuttu. Sonra Şirvânîzâde Seyyid Ahmed Hulûsî Efendi'ye bağlanıp İstanbul'a gitti ve 1291'de Köstence sancağının naibi oldu. 1293 yılının zilkade ayında Rusların istilası üzerine İstanbul'a döndü. 1293 zilhiccesinde Maraş sancağına naip olarak gitti. 1295 zilhiccesinde alışılmış görev süresini doldurup döndü ve 1296 yılının başlarında İstanbul'da öldü. Bilgili, kâtip ve hoş mizaçlıydı; hattat Emrullah Efendi'nin çırağı olduğu için güzel ta'lik yazardı. Yeğeni Mirliva İsmâil Hakkı Paşa onun şair olduğunu da söylerdi. Şiirlerinden bir parça istedim; kaybolduklarını söylemişti.

Saçlı Ailesi

Ailenin adını veren Saçlı el-Hâc Mahmûd Efendi, XIX. yüzyılın ilk yarısında Amasya müftülüğünde bulunmuş, nüfuzlu bir âlimdi. Sultan Bayezid Camii avlusunun doğu kapısı karşısındaki evinin içinde kendisi için bir türbe yaptırmış, 1248'de (1832-33) bu türbenin üzerine bir kütüphane kurmuştu. Rahmî'nin babası Ahmed Efendi bu müftünün kardeşidir. Ailenin öteki dalları da Hüsameddin'in kitabında yer alır: müftünün oğlu Abdülhalîm Efendi babasının medresesine müderris olmuş, bir başka oğlu İbrâhim Efendi Amasya'nın son nakîbüleşraf kaymakamlarından biri olarak 1297'de ölmüştür.

Rahmî'nin kardeşi Osmân Efendi sandık emini idi ve halk arasında "Saçlının Osmân Efendi" diye anılırdı. Onun 1278'de (1861-62) ölümüyle sekiz yaşındaki oğlu İsmâil Hakkı yetim kaldı. Hüsameddin, paşanın maddesinde çocuğun o sırada şer'iyye mahkemesinin başkâtibi olan amcası Rahmî Mehmed Efendi'nin yanında büyüdüğünü yazar. Amasya Rüştiyesi'ni bitiren İsmâil Hakkı, yine Rahmî Efendi'nin gayretiyle Kuleli Askerî İdadisi'ne, oradan Harbiye'ye gönderildi. 1294'te (1877) teğmen olarak orduya katıldı, 1315'teki (1897) Osmanlı-Yunan Savaşı'nda ateşkes sırasında Larisa ve Tırhala sancaklarının mutasarrıfı ve askerî komutanı oldu; Hüsameddin'in Rahmî maddesinde andığı rütbesi mirlivalıktır. Hüsameddin'in Rahmî'nin şiirleri hakkındaki tek bilgisi bu paşadan gelir.

Paşanın maddesine düşülen iki not, ailenin kendi hatırasının ne kadar bulanıklaştığını gösterir. Babasını küçük yaşta kaybeden İsmâil Hakkı Paşa, kendisini müftü Saçlı Mahmûd Efendi'nin torunu sanırmış. Rahmî Efendi'ye de "dayım" dermiş. Aileyi şahsen tanıyan Helvacı Hacı Mustafa Ağa ise Hüsameddin'e Rahmî'nin paşanın babasının kardeşi, yani amcası olduğunu söylemiştir. Rahmî'nin kendi maddesindeki soy kaydı da bunu doğrular: Rahmî ile Osmân Efendi, Ahmed Efendi'nin oğullarıdır.

Kâtiplikten Naipliğe

Rahmî Efendi'nin hocası Caniklizâde el-Hâc Mehmed Hilmî Efendi, Amasya ulemâsındandır. Hayatının dönüm noktası, kazaskerliğe kadar yükselen Amasyalı Şirvânîzâde Ahmed Hulûsî Efendi'ye intisabıdır. Bu hemşehri âlimin himayesiyle İstanbul'a gitmiş, 1291'de (1874-75) Karadeniz kıyısındaki Köstence sancağına naip olarak atanmıştır. Naip, kadılık yetkisini bir sancakta vekâleten kullanan şer'î görevliydi.

Köstence'den ayrılışının tarihi bir soru doğurur. Hüsameddin, Rahmî Efendi'nin 1293 zilkadesinde "Rusların istilâsında" İstanbul'a döndüğünü yazar. Bu ay, Kasım-Aralık 1876'ya karşılık gelir. Oysa 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı Nisan 1877'de başlamış, Dobruca ancak o yılın yazında işgal edilmiştir. Ya tarih bir yıl kaymıştır ya da Rahmî Efendi savaşın yaklaştığı günlerde bölgeden ayrılmıştır; elimizdeki tek cümle ikisi arasında karar vermeye yetmez. Bir ay sonra Maraş'a naip olarak gitmiş, iki yıllık görev süresini 1295 zilhiccesinde (Kasım-Aralık 1878) doldurup İstanbul'a dönmüş ve birkaç hafta sonra, 1296'nın ilk aylarında orada ölmüştür.

Hattatlığı ve Şiiri

Ta'liki hattat Emrullah Efendi'nin yanında çıraklık ederek öğrenmiş, Hüsameddin'in deyişiyle "güzel ta'lîk" yazarmış. Hocası ise karanlıkta kalır; kitap bu Emrullah Efendi hakkında başka bilgi vermez.

Rahmî Mehmed Efendi'nin şiirlerine ulaşılamamıştır. Şairliğini Hüsameddin ancak yeğeninin anlattıklarından biliyordu; bir parça istediğinde aldığı cevap, şiirlerin "zâyi'" olduğuydu.

Kronoloji

1278 (1861-62): Kardeşi Osmân Efendi ölür; Rahmî Efendi yeğeni İsmâil Hakkı'yı yanına alır.

1291 (1874-75): Köstence sancağı naibi olur.

1293 zilkade (1876): Hüsameddin'e göre Rus istilası üzerine İstanbul'a döner.

1293 zilhicce (1876-77): Maraş sancağı naibi olur.

1295 zilhicce (1878): Görev süresini tamamlayıp İstanbul'a döner.

1296 başı (1878-79): İstanbul'da ölür.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar