XIX. yüzyılın ilk çeyreğinde Amasya'nın en eski zaviyelerinden Ahî Darbhâneci Tekkesi'nin postu, vaazları ve halkı irşadıyla şehirde ad yapmış bir Nakşibendî şeyhindeydi: Hamza Ağa oğlu Râkım İsmâil Efendi. Maddesinin başlığındaki "es-Seyyid" unvanı onu Peygamber soyundan sayar. 1222'de (1807-08) şeyh olduğu tekkeyi ömrünün sonunda damadına bırakmış, insanlardan çekilmiş ve 1241'de (1825-26) ölmüştür. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar onu "âlim, kâmil, şâir, zâhid" sözleriyle anar; şairliğini belgeleyecek bir dize ise bugüne kalmamıştır.
Amasya Tarihi'ndeki Maddesi
Onuncu ciltteki kayıt birkaç cümleden ibarettir; başlığı "Râkım İsmâ'îl Efendi-Hamza Beyzâde es-Seyyid eş-Şeyh" şeklindedir:
Amasyalıdır. Hamza Ağa'nın mahdûmu olup ulemâdan tahsîl-i ulûm ve meşâyih-i Nakşîbendiyyeden Turhalî es-Şeyh Mustafa Efendi'den tekmîl-i sülûk ederek her iki taraftan me'zûn oldu. Evâ'il-i hâlinde ders-i âm olup sonra kürsî şeyhi ve vâ'iz oldu. 1222'de Ahî Darb-hâneci şeyhi olup tezkîr ve irşâd-ı halka muvâzabet ederek iştihâr etdi. Ba'dehû meşîhatı dâmâdı Sa'deddinzâde es-Seyyid Sa'deddîn Efendi'ye kasr-ı yed ü ferâgat ederek halktan münkatı' olduğu hâlde 1241'de vefât etdi. Âlim, kâmil, şâir, zâhid bir şeyh idi.
Bugünkü dille: Amasyalıdır. Hamza Ağa'nın oğludur. İlimleri âlimlerden okudu, Nakşibendî şeyhlerinden Turhallı Şeyh Mustafa Efendi'nin yanında tarikat yolunu tamamladı ve iki yönden, hem medreseden hem tarikattan icazet aldı. Gençliğinde ders-i âm oldu, genel ders okutma izni aldı; sonra kürsü şeyhi ve vaiz oldu. 1222'de Ahî Darbhâneci Tekkesi'nin şeyhi oldu, halka öğüt vermeyi ve onları yola getirmeyi sürdürerek ün kazandı. Daha sonra şeyhliği damadı Sa'deddinzâde Seyyid Sa'deddîn Efendi'ye bırakıp halktan uzak yaşarken 1241'de öldü. Bilgin, olgun, şair ve dünyadan el etek çekmiş bir şeyhti.
Hayatı
Doğum yılı bilinmez. Babası Hamza Ağa hakkında maddede başka bilgi yoktur; "Hamza Beyzâde" lakabı ailenin daha önceki bir Hamza Bey'e bağlandığını düşündürür, ama Hüsameddin bu soyu açmaz. Râkım'ın bir mahlas mı, yoksa adının parçası mı olduğunu da kaynak ayırt etmez. Aynı adı taşıyan iki çağdaşı, kitapta onunla aynı sayfalarda durur: müneccimbaşılıktan Mekke mollalığına yükselip 1241'de ölen Çavuşzâde Râkım Mehmed Efendi ile Köprü'nün Zeytun nahiyesinden hattat Râkım Mustafa Efendi. Üçü de aynı kuşağa aittir, ama kitap aralarında bir akrabalık bağı kurmaz.
İsmâil Efendi'nin yetişmesi iki yoldan yürümüştür. Medresede icazet alıp ders-i âm olmuş; bir yandan da Turhallı Şeyh Mustafa Efendi'ye intisap ederek Nakşibendî yolunda hilafet almıştır. Maddedeki "her iki taraftan me'zûn" sözü bu çift icazeti anlatır. Kürsü şeyhliği, camilerde kürsüye çıkıp halka vaaz ve tefsir okuyan kişiye verilen bir görevdi; hangi camide bu görevi yaptığı kayıtlı değildir. Turhallı Mustafa Efendi'nin Amasya çevresindeki müritlerinden biri de Ziyâre'de tekke kuran Kırımlı şeyh Hicâbî Abdülbâkî Efendi'dir. İki şeyhin aynı mürşitten feyz alması, XIX. yüzyıl başında Amasya ile Ziyâre arasında uzanan bir Nakşibendî halkasının varlığına işaret eder.
Ahî Darbhâneci Tekkesi'nde
1222'de şeyhi olduğu tekke, Pervâne Bey Mahallesi'nde, Bâlî Bey Camii'nin doğusunda bulunuyordu. Amasya darphanesinin emini olduğu için "Ahî Darbhâneci" diye anılan kurucu, zaviyeyi 836'da (1432-33) yaptırıp vakfiyesini düzenlemişti. Kurucunun adı kitabın birinci cildinde Şemseddîn Ahmed Çelebi, yedinci cildindeki maddesinde ise Bedreddîn Mahmûd Çelebi olarak geçer. Hüsameddin'in zamanında tekkenin yerini iki ev kaplamış, yalnız harap mescidi ayakta kalmıştı.
Postun İsmâil Efendi'den önceki sahipleri arasında tanıdık adlar vardır. Amasya şairlerinin tezkiresini yazan Abdî Efendi'nin oğlu Seyyid Ali Efendi burada şeyhlik etmiş, onun 1127'de ölümü üzerine posta oğlu, tezkireye zeyil yazan Rüşdü Ahmed Efendi geçmiştir. Râkım İsmâil Efendi bu postu, şair bir aileden yaklaşık yarım yüzyıl sonra devralmıştır. Maddeye göre şeyhliği vaaz ve irşatla geçmiş, "tezkîr" denen öğüt meclisleriyle şehirde adını duyurmuştur.
Ölümünden bir süre önce postu damadı Seyyid Sa'deddîn Efendi'ye bırakmıştır. Hüsameddin'in kullandığı "kasr-ı yed ü ferâgat", bir görevden kendi isteğiyle elini çekip onu başkasına devretmek anlamına gelir. Sa'deddinzâde adı, kitabın aynı cildinde 1193'te ölen Şeyhzâde Seyyid Sa'deddîn Mehmed Efendi'nin soyuna verilen addır; damadın bu ailenin hangi kuşağına mensup olduğu ise açık bırakılmıştır. Son yıllarını halktan uzak, inzivada geçiren şeyh 1241'de ölmüştür. Mezarının yeri kaydedilmemiştir.
Şiiri
İsmâil Efendi'nin şiirlerine ulaşılamamıştır. Şairliğinin tek tanığı, Hüsameddin'in sıfatları arasına koyduğu "şâir" sözüdür; kitapta ona ait bir beyit, bir ilahi ya da eser adı geçmez. Nakşibendî şeyhlerinin çoğu gibi tasavvufi manzumeler yazmış olması akla yakın gelir, fakat kaynak bu konuda somut bir iz bırakmadığından bu bir tahmin olarak kalmalıdır.
Kronoloji
1222 (1807-08): Ahî Darbhâneci Tekkesi'nin şeyhi olur.
1241 (1825-26): Postu damadı Seyyid Sa'deddîn Efendi'ye bıraktıktan sonra, inzivada iken ölür.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 10, s. 23 (Râkım İsmâ'îl Efendi-Hamza Beyzâde maddesi; e-kitap s. 199). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page199.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 10, s. 232 (Sa'deddîn Mehmed Efendi-Şeyhzâde maddesi; e-kitap s. 260). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page260.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 1, s. 238-239 (Darbhâneci Tekkesi; e-kitap s. 154). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page154.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 7, s. 8-9 (Ahî Darbhâneci-Bedreddîn Mahmûd Çelebi maddesi; e-kitap s. 267). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page267.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 10, s. 67 (Rüşdü Ahmed Efendi-Şeyh Alizâde maddesi; e-kitap s. 212). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page212.html
Çevrimiçi kaynaklar
