Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın Amasyalı kâtip Rüşdü Ahmed Efendi için seçtiği son sıfat "tâli'siz"dir: talihsiz. Hızır Paşa Camii imamının oğlu olarak Amasya'da yetişen bu şair, İstanbul'da sadaret kaleminde başladığı memuriyet hayatında iki kez efendisini kaybetmiş, bir keresinde efendisiyle birlikte hapse düşmüş ve her seferinde memleketine geri dönmek zorunda kalmıştır. 1131'de (1718-19) Amasya'da mukataa emini olmuş, 1142'de (1729-30) görevden alınmış olarak ölmüştür. Şair olduğu bilinir; şiirlerinden hiçbiri bugüne kalmamıştır.
Hüsameddin'in Kaydı
Maddenin başlığı "Rüşdü Ahmed Efendi-İmâmzâde es-Seyyid"dir; Hüsameddin kâtibin inişli çıkışlı memuriyet hayatını birkaç satıra sığdırır:
Amasyalıdır. 1112'de vefât eden Hızır Paşa imâmı Halîl Efendi'nin mahdûmudur. Hıfz-ı Kur'ân etdikten sonra tahsîl-i ilm ü hatt etdi. Evâ'il-i hâlinde câmi-i mezbûrda devr-hân olup sonra İstanbul'a gitdi. Kara İbrâhim Paşa'nın sadâretinde mektûbî-i sadâret kalemine girdi. 1098'de Bayburdluoğlu Yeğen Osmân Paşa'nın dîvân kâtibi olduğundan dolayı müşârûn-ileyhin i'dâmında habs u tevkîf edildi. Paşa'nın emvâl-i mektûmesini teslîm-i hazîne ederek afv ü ıtlâk edilip 1101'de Amasya'ya gönderildi. Tûl müddet Amasya'da kitâbetle iştigâl edib sonra Küçük Alizâde Hüseyin Paşa'nın hâzîne kâtibi oldu. Müşârün-ileyhin vefâtında Amasya'ya avdet edib 1131'de mukâta'a emîni oldu. 1142'de ma'zûlen vefât etdi. Kâtib, şâir, tâli'siz idi.
Anlamca aktarılırsa: Amasyalıdır. 1112'de ölen Hızır Paşa Camii imamı Halîl Efendi'nin oğludur. Kur'an'ı ezberledikten sonra ilim ve hat öğrendi. Gençliğinde adı geçen camide devirhan oldu, sonra İstanbul'a gitti. Kara İbrâhim Paşa'nın sadrazamlığı sırasında sadaretin mektubî kalemine girdi. 1098'de Bayburtluoğlu Yeğen Osmân Paşa'nın divan kâtibi olduğu için paşanın idamı sırasında tutuklanıp hapsedildi. Paşanın gizlenmiş mallarını hazineye teslim ederek affedilip serbest bırakıldı ve 1101'de Amasya'ya gönderildi. Uzun süre Amasya'da kâtiplikle uğraştı, sonra Küçük Alizâde Hüseyin Paşa'nın hazine kâtibi oldu. Paşa ölünce Amasya'ya döndü ve 1131'de mukataa emini oldu. 1142'de görevden alınmış olarak öldü. Kâtip, şair ve talihsiz biriydi.
Hızır Paşa Camii'nden Sadaret Kalemine
Ailenin "İmâmzâde" lakabı, babası Halîl Efendi'nin Hızır Paşa Camii'ndeki imamlığından gelir. Cami, XV. yüzyılda Amasya'yı yöneten Yörgüç Paşa'nın kardeşi Hayreddin Hızır Paşa'nın yaptırdığı yapılardandır. Ahmed Efendi'nin ilk görevi de bu camidedir: hafız olduktan sonra burada devirhanlık yapmıştır. Devirhan, camide sırayla Kur'an okuyan hafızlara verilen addı. Kur'an'ın yanında ilim ve hat öğrenmesi, ona İstanbul'da kalemiye kapısını açan donanım olmuştur.
İstanbul'da Kara İbrâhim Paşa'nın sadrazamlığı sırasında, sadrazamın yazışmalarını yürüten mektubî kalemine girmiştir. Burada ne kadar kaldığı belli değildir; maddedeki bir sonraki tarih 1098'dir (1686-87). O yıl Bayburtluoğlu Yeğen Osmân Paşa'nın divan kâtibi olmuştur. Bu bağlılık, paşanın idamıyla Ahmed Efendi'nin başına iş açmış, kâtip efendisinin akıbetine ortak sayılıp hapse atılmıştır. Kurtuluşu, paşanın gizlenmiş mallarını hazineye teslim etmesiyle gelmiştir. Bu teslimin nasıl gerçekleştiği anlatılmaz; maddeden öğrendiğimiz, Ahmed Efendi'nin bunun üzerine affedilip 1101'de (1689-90) Amasya'ya gönderildiğidir.
Amasya'ya Dönüşler
Memleketine dönen Ahmed Efendi uzun süre Amasya'da kâtiplikle geçinmiştir. Daha sonra Küçük Alizâde Hüseyin Paşa'nın hazine kâtibi olarak yeniden bir paşa kapısına girmiş, fakat bu efendisi de ölünce bir kez daha Amasya'ya dönmüştür. 1131'de (1718-19) mukataa emini olmuştur; mukataa, vergi gelirlerinin iltizam ya da emanet yoluyla toplandığı mali birimdir. Hüsameddin onun 1142'de "ma'zûlen", yani görevden alınmış olarak öldüğünü yazar. Kâtibin kaderini efendisinin talihine bağlayan kapı düzeni, onun hayatında iki kez aynı sonucu doğurmuştur; Hüsameddin'in "tâli'siz" sözü bu kırılmalara bakıyor olmalıdır.
Adaşları
Hüsameddin'in kitabında Rüşdü adını taşıyan Amasyalılar birbirinin ardından sıralanır ve kolayca karışır. Ahmed Efendi'den hemen önce, 1039'da ölen hattat ve şair Rüşdü İbrâhim Efendi gelir. Hemen ardından ise iki "Rüşdü Ahmed Efendi-Şeyh Alizâde" maddesi vardır: ilki, tezkireci Abdî Efendi'nin torunu, dedesinin şairler tezkiresine zeyil yazan ve 1159'da (1746) ölen Rüşdü Ahmed Efendi; ikincisi onun 1233'te ölen torunudur. Bu kalabalık içinde İmâmzâde'yi ayıran iki bilgi vardır: babası Hızır Paşa imamı Halîl Efendi'dir, kendisi de 1142'de ölmüştür. Maddenin ilk cümlesinde geçen 1112 ise babasının ölüm yılıdır.
Şiiri
Rüşdü Ahmed Efendi'nin şiirlerine ulaşılamamıştır. Ömrü, Abdî Efendi tezkiresine zeyil yazılan yıllarla kesişir; yine de maddesinde o zeyle ilişkin bir not bulunmaz. Hüsameddin'in "kâtib, şâir" nitelemesini destekleyen ne bir beyit vardır ne de şiirlerini barındıran bir mecmuanın adı. Rüşdü'yü mahlas olarak kullanıp kullanmadığını da bilemiyoruz.
Kronoloji
1098 (1686-87): Bayburtluoğlu Yeğen Osmân Paşa'nın divan kâtibi olur.
1101 (1689-90): Hapisten affedilerek Amasya'ya gönderilir.
1112 (1700-01): Babası, Hızır Paşa Camii imamı Halîl Efendi ölür.
1131 (1718-19): Amasya'da mukataa emini olur.
1142 (1729-30): Görevden alınmış olarak ölür.
Kaynakça
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 10, s. 66-67 (Rüşdü Ahmed Efendi-İmâmzâde maddesi; e-kitap s. 212). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page212.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 10, s. 65-69 (Rüşdü İbrâhim Efendi-Hattâtzâde ve iki Rüşdü Ahmed Efendi-Şeyh Alizâde maddeleri; e-kitap s. 212). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page212.html
Çevrimiçi kaynaklar
