Özgün Metin

Vezin: Mefâʿîlün mefâʿîlün mefâʿîlün mefâʿîlün (vezin tespiti bizimdir)

İlâhî sen ḫalâṣ eyle bizi bu şehr-i bâṭıldan
Kişi anı ne seyr itsün geçilmez âb ile gilden

Günümüz Türkçesiyle

1. Allah'ım, bizi bu boş, değersiz şehirden kurtar; insan orayı nasıl gezsin, sudan ve çamurdan geçilmiyor.

Edebî ve Tarihî Yorum

Edirne Çamuru

Beyit, Refîkî'nin Edirne'deki Darülhadis'e mütevelli olduğu yıllardan kalmış bir şikâyettir. Âşık Çelebi'ye göre şair şehrin balçığından bıkıp bir hiciv söylemiş, bu beyit de o hicvin "bend"i, yani manzumenin bölümlerini bağlayan tekrar beytidir. Âlî'nin Künhü'l-ahbâr'ı aynı beyti ilk mısraı "İlâhî lutf idüp kurtar" diye verir ve onun irticalen, o anda söylendiğini ekler. Mısraın sonundaki "âb u gil", su ve çamur, yağmurlu Edirne sokaklarının gerçek hâlini anlatır.

Sâgarî'nin Cevabı

Edirne şairleri bu hicve gücenmiş ve birer cevap yazmışlardır. İki tezkireci de en beğenilen cevabın Edirneli Sâgarî'nin şu beyti olduğunu söyler: "Şu kim şeyṭân-ṣıfat eyler şikâyet âb ile gilden / Üfür yüzine anuñ aṣlı oddur ḥaẓẓ ider yilden." Cevabın inceliği "âb u gil" sözündedir. Bu terkip su ve çamur demek olduğu kadar, insanın yaratıldığı balçığı da anlatır. Rivayete göre şeytan, ateşten yaratıldığı için çamurdan yaratılan Âdem'e secde etmemiştir. Sâgarî, sudan ve çamurdan şikâyet eden Refîkî'yi bu yüzden şeytana benzetir: aslı ateş olan, yelden hoşlanır, onun yüzüne üflemek yeter. Hiciv ile cevabı arasındaki bu karşılaşma, Kemalpaşazâde'nin dostu olan Amasyalı kâtibin Edirne'de bir yabancı gibi görüldüğünü de gösterir. Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'ndeki madde, Refîkî'yi Edirneli sayan kaydın bu beyit karşısında zayıf kaldığını belirtir. Kemalpaşazâde ile dostluğu ve Edirne yılları Refîkî Ali Çelebi (İbrîzâde) yazısında anlatılır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Kitaplar

Çevrimiçi kaynaklar