Kemalpaşazâde Şemseddin Ahmed, İbn Kemal adıyla da tanınan, XVI. yüzyılın ilk yarısının en büyük Osmanlı âlimlerinden biridir. Kanuni devrinde sekiz yıl şeyhülislamlık yapmış, tefsirden fıkha, kelamdan tarihe kadar pek çok alanda yüzlerce eser vermiş, bunların yanında Türkçe bir divan, Yûsuf u Zelîhâ mesnevisi ve Farsça Nigâristân gibi edebî eserler de yazmıştır. Doğum yeri ise Osmanlı biyografi geleneğinin en uzun süren tartışmalarından biridir. TDV İslâm Ansiklopedisi bazı kaynaklarda Tokat'ta, bazılarında Edirne'de doğduğunun kaydedildiğini, Amasyalı olduğunun da ileri sürüldüğünü yazar. Bu son görüşün sahibi Hüseyin Hüsameddin Yasar'dır. Tarihçi, Amasya Tarihi'nde Kemalpaşazâde'ye ayırdığı uzun maddede onun 873 yılında Amasya'nın Süveyda (Sevâdiye) Mahallesi'nde doğduğunu ispatlamaya çalışır. Bu sayfada iki görüş ve dayandıkları deliller ayrı ayrı gösterilmiştir. Hüsameddin'in maddesi sitedeki Hüsameddin ansiklopedisinde birinci ve ikinci bölüm olarak okunabilir; Amasya'nın edebî çevresi için Amasya Divan Şairleri ve Edebî Muhiti yazısına bakılabilir.
Hüsameddin'in Maddesi
Hüsameddin maddesine kesin bir hükümle başlar ve uzun bir tartışmanın sonunda aynı hükme döner. Maddenin ilk satırları şöyledir:
Amasyalıdır. Kuyûd-ı resmiyyeden anlaşıldığı üzere Tokat Sancağı Beyi Şucâeddîn Süleyman Bey bin Vezîr Kemâleddîn Ahmed Paşa bin el-Hâc Tâceddîn İbrâhim Çelebi bin Hayreddîn Halîl Çelebi bin el-Hâc İbrâhim Bey bin Hâce Alâeddîn Ali Şâh bin el-Hâc Nûreddîn Kutlu Bey bin Cemâleddîn Fîrûz Bey bin Şemseddîn Mahmûd et-Tuğrâî bin Baba İlyâs Horasânî mahdûmudur. Buna Ahmed Şâh Çelebi denirdi.
Günümüz Türkçesiyle: Amasyalıdır. Resmî kayıtlardan anlaşıldığına göre Tokat sancakbeyi Şucâeddin Süleyman Bey'in oğludur; Süleyman Bey, Vezir Kemâleddin Ahmed Paşa'nın oğludur ve soy, Hacı Tâceddin İbrâhim Çelebi, Hayreddin Halil Çelebi, Hacı İbrâhim Bey, Hâce Alâeddin Ali Şah, Hacı Nûreddin Kutlu Bey, Cemâleddin Fîruz Bey ve Şemseddin Mahmud et-Tuğrâî üzerinden Baba İlyâs-ı Horasânî'ye ulaşır. Kendisine Ahmed Şah Çelebi denirdi.
Tartışmanın sonunda Hüsameddin vardığı sonucu şu sözlerle bağlar:
Binâenaleyh: Kemâl Paşazâde Mevlânâ Şemseddîn Ahmed Çelebi, mevliden ve neslen ba'de'n-neslin, fer'an neseb-i aslin Amasyalı'dır. Pederi, Latîfî Efendi'nin dediği gibi "Tokat'da zeâmete mutasarrıf" bir zaîm parçası değil, belki Tokat Sancağına mutasarrıf bir mîr-livâdır. Ceddî Kemâl Paşazâde Amasya'da medfûn bir vezîrdir. 873 senesi zilka'desinin beşinci günü Amasya'nın (Süveydâ, Sevâdiye) Mahallesi'nde doğdu.
Günümüz Türkçesiyle: Bu sebeple Kemalpaşazâde Mevlânâ Şemseddin Ahmed Çelebi, doğum bakımından da, nesilden nesile gelen soy bakımından da kökten Amasyalıdır. Babası, Latîfî Efendi'nin dediği gibi "Tokat'ta zeamet sahibi" sıradan bir zaim değil, Tokat sancağını yöneten bir sancakbeyidir. Dedesi Amasya'da gömülü bir vezirdir. 873 yılı Zilkadesinin beşinci günü (17 Mayıs 1469) Amasya'nın Süveyda (Sevâdiye) Mahallesi'nde doğdu. Metinde dede için "Kemâl Paşazâde" denmesi bir dalgınlıktır; bağlamdan Kemal Paşa'nın kastedildiği açıktır.
Hayatı
TDV maddesine göre Kemalpaşazâde 3 Zilkade 873'te (15 Mayıs 1469) doğmuştur; Hüsameddin'in babasının el yazısından aktarıldığını söylediği kayıt ise iki gün sonrasını, 5 Zilkade'yi verir. Lakabını, Şehzade Bayezid'e (II. Bayezid) lalalık yapan dedesi Kemal Paşa'dan alır. Kur'an'ı ezberledikten sonra Arap dili, mantık ve Farsçayı Amasya âlimlerinden okumuştur; bu bilgi hem TDV'de hem Hüsameddin'de vardır. Hüsameddin hocalarını adlarıyla sayar: Şeyhîzâde Abdî, İbrîzâde Abdurrahman ve Ya'kûbzâde Bahşî efendiler. Genç Ahmed önce askerlik yoluna girmiş, II. Bayezid'in seferlerine katılmıştır. Taşköprizâde'nin onun kendi ağzından aktardığı bir rivayete göre, Sadrazam Çandarlı İbrâhim Paşa'nın meclisinde otuz akçelik bir müderris olan Molla Lütfî'nin ünlü akıncı beyi Evrenosoğlu Ahmed Bey'in üst tarafına oturduğunu görünce ilmiye yoluna geçmeye karar vermiştir. Hüsameddin, Cenâbî Mustafa Efendi'yi izleyerek bu hikâyeyi uydurma sayar.
Kestelli Muslihuddin, Hatibzâde Muhyiddin, Muarrifzâde Sinâneddin ve Amasyalı Müeyyedzâde Abdurrahman gibi âlimlerden okuyan Kemalpaşazâde, Müeyyedzâde'nin desteğiyle Edirne'deki Ali Bey (Taşlık) Medresesi'ne müderris olmuş ve bu sırada kendisine Türkçe bir Osmanlı tarihi yazma görevi verilmiştir. Üsküp, Edirne ve İstanbul medreselerinden sonra 921'de (1515) Edirne kadısı, 922'de (1516) Anadolu kazaskeri olmuş, Yavuz Sultan Selim'in Mısır seferine katılmıştır. Bir süre azledildikten sonra 926'da (1520) Edirne Dârülhadisi'ne müderris tayin edilmiş, 932'de (1526) Amasyalı Zenbilli Ali Efendi'nin yerine şeyhülislam olmuştur. 2 Şevval 940'ta (16 Nisan 1534) bu makamda iken ölmüş ve İstanbul'da Edirnekapı dışındaki Mahmud Çelebi Zaviyesi'nin hazîresine gömülmüştür. Hüsameddin bu zaviyenin şeyhi Mahmud Çelebi'nin de Amasyalı olduğunu ve iki âlimin yan yana yattığını özellikle belirtir. TDV maddesi, 1971'de Haliç çevre yolu yapılırken bu parselin ortadan kaldırıldığını ve kabrin başka bir yere taşındığını kaydeder.
Hüsameddin'in verdiği tarihlerle bugünkü kaynakların tarihleri birkaç yerde ayrılır. Tarihçi Edirne kadılığını 918'e, Anadolu kazaskerliğini 921'e koyar; TDV bu tayinleri 921 ve 922 yıllarına verir. Ölüm yılında ise Hüsameddin, Âşık Çelebi'nin 941 kaydını reddeden Gelibolulu Âlî'yi izleyerek 940'ı savunur ve mezar kitabesini de bu tarihe tanık gösterir; bugün genel kabul gören tarih de budur.
Amasya ile Bağı ve Doğum Yeri Tartışması
Kemalpaşazâde'nin doğum yeri hakkında birbirinden farklı üç görüş vardır. Edirne görüşü, Şakâyık'ı Türkçeye çeviren Edirneli Mecdî Mehmed Efendi'nin onu "Edirne'ye mensup" saymasına ve bunu izleyen Mehmed Süreyya'nın Sicill-i Osmânî'sine dayanır. Kemalpaşazâde'nin tarihinin VII. defterini yayımlayan Şerafettin Turan da onun Edirne'de doğduğunu kabul eder. Tokat görüşü, Latîfî'nin tezkiresindeki "Tokat'ta doğmuş, Edirne'de yetişmiştir" kaydına ve onu izleyen yazarlara dayanır. İsmet Parmaksızoğlu bu görüşü, anne tarafından dedesi Küpelioğlu Muhyiddin Mehmed'in İran'dan gelip Tokat'a yerleşmiş olmasıyla destekler; Fuad Köprülü de Kemalpaşazâde'yi Tokatlı sayanlardandır. Amasya görüşü ise Hüsameddin'e aittir ve bugünkü ansiklopedi maddesinde doğrudan onun eserine dayandırılır.
Hüsameddin'in delilleri şunlardır. Kemalpaşazâde'nin öğrencisi Amasyalı Muhaşşî Sinan Efendi'nin biyografisini yazan Halepli tarihçi Muhammed bin İbrâhim el-Halebî, 965'te (1557-58) tamamladığı Dürrü'l-habeb'de Kemalpaşazâde'yi "el-Amâsî" diye anar. Hüsameddin'in Bâbıâli evrak mahzeninde bulduğunu söylediği 875 ve 878 tarihli iki Amasya mahkemesi hücceti, babası Süleyman Bey'i Şehzade Bayezid'in Amasya'daki maiyetinde gösterir. Dedesi Kemal Paşa'nın Bayezid'in lalası iken 874 sonlarında Amasya'da ölüp Yakub Paşa Camii'nin batısındaki türbesine gömüldüğü de Amasya mahkemesi sicillerine dayandırılır. Bunlara, Yerebatan Kütüphanesi'ndeki bir mecmuada gördüğünü söylediği ve babasının el yazısından aktarılmış doğum notu eklenir: "hâmis-i zilka'de sene selâsîn ve seb'în ve semânimi'e fî Süveydâ-i Amasya", yani 873 Zilkadesinin beşi, Amasya'nın Süveyda'sında. Son olarak Kemalpaşazâde'nin Osmanlı tarihinde Amasya'yı Farsça ve Türkçe şiirlerle övmesi ve özellikle Sevâdiye semtini anması gösterilir.
Bu delillerin her birinin ağırlığı farklıdır. Şerafettin Turan, Hüsameddin'in görüşünü esaslı bir delile dayanmıyor diye reddeder; ona göre bir kimsenin bir şehri övmesi oralı olduğunu ispat etmez, nitekim İbn Kemal Edirne'yi ve hiçbir aile bağı bulunmayan Sinop'u da övmüştür. Fatih Erkoçoğlu ise 2017'de Amasya'da sunduğu bildiride, eleştirmenlerin yalnızca bu övgü meselesi üzerinde durduğunu, Hüsameddin'in altıncı ciltteki ayrıntılı metnini ve orada sıraladığı belgeleri görmediklerini belirtir. Hüsameddin'in en güçlü delili olan doğum notu ise kendi itirafına göre artık doğrulanamaz: tarihçi, mecmuanın numarasını kaydettiği notlarının Taşmusluk yangınında yandığını ve mecmuayı bir daha bulamadığını yazar. Kısacası Kemalpaşazâde'nin Amasya'da doğduğu yalnız Hüsameddin'in ileri sürdüğü ve bugün elde bulunan bir belgeyle doğrudan ispat edilemeyen bir görüştür.
Ailenin Amasya ile bağı ise daha sağlam bir zemindedir. TDV maddesi babası Süleyman Çelebi'nin 879'da (1474) Amasya muhafızlığına tayin edildiğini ve Şehzade Bayezid'in maiyetinde bulunduğunu, 883'te (1478) Tokat sancakbeyliğine geçtiğini yazar. Dedenin Amasya'daki türbesi konusunda ise kaynaklar ayrılır: TDV, Süleyman Çelebi'nin İstanbul'da ölüp babası Kemal Paşa'nın Eski Odalar civarındaki türbesine gömüldüğünü söyler; Hüsameddin ise İstanbul'daki türbenin başka bir vezire ait olduğunu, Kemal Paşa'nın Amasya'da yattığını savunur. Hüsameddin, Kemalpaşazâde'nin gençliğinde Amasyalı âlimlerden ders aldığını, Amasyalı Müeyyedzâde'nin himayesinde yükseldiğini ve Kanuni'nin sırkâtibi Amasyalı Refîkî ile Edirne'de "iki hemşehri" olarak şiir meclislerinde buluştuğunu da anlatır. Bu bağların hiçbiri doğum yerini kesinleştirmez, ama Kemalpaşazâde'nin hayatının Amasya ile iç içe geçtiğini gösterir.
Şiiri ve Eserleri
Kemalpaşazâde'ye 179 ile 226 arasında değişen sayıda eser nisbet edilir. Edebî eserlerinin başında on defterlik Tevârîh-i Âl-i Osmân gelir; TDV'ye göre bu eserin defterleri Şerafettin Turan, Ahmet Uğur, Koji Imazawa ve Şefaettin Severcan tarafından ayrı ayrı yayımlanmıştır. Divanı münâcât, na'tlar, iki kaside, mesnevi tarzında manzumeler, 400'den fazla gazel ve çok sayıda kıt'a ile müfredden oluşur; 1313'te (1895-96) İstanbul'da eksik ve başkalarına ait şiirler karışmış olarak basılmış, tenkitli neşri Mustafa Demirel tarafından yapılmış (İstanbul 1996), M. A. Yekta Saraç tarafından da yeniden hazırlanmıştır. Saraç'ın Şeyhülislam Kemal Paşazade: Hayatı, Şahsiyeti, Eserleri ve Bazı Şiirleri (İstanbul 1995) adlı kitabı da şiirlerinden seçmeler içerir. 7777 beyitlik Yûsuf u Zelîhâ mesnevisi üzerine Mustafa Demirel bir doktora tezi (İstanbul Üniversitesi, 1979), Farsça Nigâristân üzerine Mustafa Çiçekler bir doktora tezi (İstanbul Üniversitesi, 1994) hazırlamıştır.
TDV maddesinde edebî kişiliğini yazan M. A. Yekta Saraç'a göre tezkireciler onun nesrini nazmından üstün tutar; şiirinde derin hayallerden çok hikmetli söze, akla ve somut olana yönelir, dili sade, ifadesi sağlamdır. Atasözlerini ve cinası başarıyla kullanır. Saraç'a göre Arap edebiyatına yakınlığı yüzünden şiirlerinde mahlas kullanmamıştır. Hüsameddin de onun şiirlerinin "pek çok ve gayet güzel" olduğunu söyler, bir kısmını aktarmak istediğini ama biyografi çok uzadığı için vazgeçtiğini ekler.
Kemalpaşazâde'nin bütün şiirleri burada yayımlanmamıştır. Bu kategoride yalnız Hüsameddin'in Amasya Tarihi'nde aktardığı yedi parça ayrı sayfalarda, özgün metni, günümüz Türkçesi ve yorumuyla verilmiştir: Osmanlı tarihinden alınan, Amasya'yı öven Farsça mesnevi parçası ve Türkçe manzume; Göde Ahmed Bey'in ölümü üzerine Çandarlı İbrâhim Paşa'ya söylenmiş matla; hocası Molla Lütfî'nin idamına düşürülen Farsça tarih kıt'ası; Nigâristân'ın önsözündeki Farsça kıt'a; "Telef kılma be-gâyet sakla malı" kıt'ası ve "Ma'rifet gerçi ki beyzâdelere lâyıkdır" diye başlayan iki beyit. Öteki şiirleri için yukarıda anılan Demirel ve Saraç neşirlerine başvurulabilir.
Kronoloji
873 (1469): Doğar; TDV'ye göre 3 Zilkade, Hüsameddin'e göre 5 Zilkade, Amasya'nın Süveyda Mahallesi'nde.
879 (1474): Babası Süleyman Çelebi Amasya muhafızı olur ve Şehzade Bayezid'in maiyetinde bulunur.
883 (1478): Babası Tokat sancakbeyi olur.
900 (1495): Hocası Molla Lütfî idam edilir; Kemalpaşazâde ölümüne Farsça bir tarih düşürür.
921 (1515): TDV'ye göre Edirne kadısı olur; ertesi yıl Anadolu kazaskeri.
932 (1526): Zenbilli Ali Efendi'nin yerine şeyhülislam olur.
940 (1534): 2 Şevval'de (16 Nisan) İstanbul'da ölür; Edirnekapı dışında Mahmud Çelebi Zaviyesi hazîresine gömülür.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 6, Amasya: Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, s. 130-142 ("Ahmed Şemseddîn Efendi-Kemâl Paşazâde" maddesi; e-kitap s. 131-143). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page131.html
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 3, s. 476 (e-kitap s. 477); c. 11, s. 405 ("Şemseddîn Ahmed Efendi-Kemâl Paşazâde" maddesi; e-kitap s. 406). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page477.html
- İbn Kemâl, Tevârih-i Âl-i Osman VII. Defter, haz. Şerafettin Turan, Ankara: Türk Tarih Kurumu (Erkoçoğlu 2017 aktarımıyla).
- Mustafa Demirel (haz.), Kemalpaşazâde divanının tenkitli neşri, İstanbul 1996 (TDV maddesindeki bilgiyle).
Akademik çalışmalar
- Şerafettin Turan, Şükrü Özen, İlyas Çelebi, M. A. Yekta Saraç, "Kemalpaşazâde", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 25, Ankara 2022, s. 238-247. https://islamansiklopedisi.org.tr/kemalpasazade
- Fatih Erkoçoğlu, "Hüseyin Hüsameddin'in Kemalpaşazâde'nin Amasyalı Olduğu İddiasını İspat Çabasına Tarihçilik Açısından Bakış", Uluslararası Amasya Âlimleri Sempozyumu Bildiriler Kitabı, II, Amasya 2017, s. 413-423. https://isamveri.org/pdfdrg/G00226/2017/2017_ERKOCOGLUF.pdf
Kitaplar
- İsmet Parmaksızoğlu, "Kemal Paşa-zâde", İslâm Ansiklopedisi, c. 6, İstanbul 1977, s. 561 (Erkoçoğlu 2017 aktarımıyla).
- M. A. Yekta Saraç, Şeyhülislam Kemal Paşazade: Hayatı, Şahsiyeti, Eserleri ve Bazı Şiirleri, İstanbul 1995 (TDV maddesindeki künyeyle).
Çevrimiçi kaynaklar






