Özgün Metin
Vezin: Fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilün (remel-i mahbûn)
Saña kıblem n’ola secde‿itse[ler] inkâr ehli
Bu cihândur bulınur bir nice ikrâr ehli
Hey imânsuz nice mezhebde yürürsin ki saña
Bir nazar görse tapa hırka vü zünnâr ehli
Su gibi yüzüñe meyl itmese inanma zâhid
Bu işi şol kişi işler ki‿ola dîdâr ehli
Nakd-i cân virene vir vasl metâ‘ın rûhum
Ne bilür kadrin anuñ her satu bâzâr ehli
Rehne kor hırka-i nâmûsını mey-hâneciye
Çeşmüñ ü kaddüñ ü kaşuñ göre ger ‘âr ehli
Şöyle dikkât ideyüm vasf-ı dehânuñda ki tâ
Agzın açup kalalar sözüm küffâr ehli
Deheni yoklıgını sor yine kendüden anuñ
Çün bilürsin ki Refîkî her işüñ var ehli
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey kıblem, inkâr ehli bile sana secde etse (Pervâne’de: etmese) ne olur; burası dünyadır, ikrar ehli de bulunur.
2. Hey imansız, hangi mezhepte yürürsün ki hırka ehli de zünnar ehli de seni bir kez görse tapar.
3. Zahit senin yüzüne su gibi meyletmezse inanma; bu işi ancak dîdâr ehli olan kişi işler (beyit kapalıdır).
4. Ey ruhum, vuslat malını can akçesini verene ver; her pazar esnafı onun değerini ne bilir?
5. Namus ehli senin gözünü, boyunu ve kaşını görse namus hırkasını meyhaneciye rehin bırakır.
6. Senin ağzının vasfında öyle ince davranayım ki “küffâr ehli” (belki: söz ehli) sözüme ağızları açık kalsın.
7. Onun ağzının yokluğunu yine kendisinden sor; çünkü bilirsin, Refîkî, her işin bir ehli vardır.
Edebî ve Tarihî Yorum
Her İşin Ehli
Zemin şiirinden alınan bir söz bu gazelin son beytine yerleşir. Tâli‘î’nin matlaı “Ehli vardur her işüñ mâ-hasal ey yâr ehli” diye biter: her işin bir ehli vardır. Refîkî bu atasözü gibi ifadeyi mahlas beytine koyar ve onu sevgilinin ağzına bağlar: sevgilinin ağzı o kadar küçüktür ki yok sayılır; bu yokluğu en iyi bilen de sevgilinin kendisidir, çünkü her işin ehli vardır. “Ehli” redifi gazel boyunca bir topluluklar listesi kurar: inkâr ehli, ikrar ehli, hırka ehli, zünnar ehli, dîdâr ehli, pazar ehli, ar ehli.
İkinci beyit sevgiliyi dinler üstü bir tapınma nesnesi yapar: hem derviş hırkası giyenler hem zünnar kuşanan Hristiyanlar onu görse tapar; “imansız” hitabı da bu tapınmanın sorumlusunu sevgiliye yükler. Beşinci beyitte namus sahibi kişi, sevgilinin gözü, boyu ve kaşı karşısında namus hırkasını meyhaneciye rehin bırakır. Altıncı beyit ağzın küçüklüğüyle oynar: şair ağzı öyle ince anlatacaktır ki dinleyenlerin ağzı açık kalacaktır. Neşirdeki “küffâr ehli” (kâfirler) ifadesi burada beklenmedik durur; Arap harflerinde benzer yazılan “güftâr ehli” (söz ehli) okuması anlama daha uygun olabilir. Üçüncü beyit kapalıdır ve iki nüshadan yalnız Mecma‘da bulunur.
Yeniçeri Kâtibi Tâli‘î
İki mecmuada da zemin, Tâli‘î’nin ilk mısraı “‘Işk yolında yaraşmaz sanemâ ‘âr ehli” olan gazelidir. Pervâne Bey başlıkta Tâli‘î’yi “Sulṭān Selīm zamānında yeñiçeri kātibi” olarak tanıtır; Refîkî de Selim’in divan kâtiplerinden olduğuna göre iki şair aynı dönemin kalem ehlindendir. Matlada iki nüsha birbirinin tersini söyler: Mecma‘ “secde‿itse[ler]”, Pervâne “secde itmese” okur. Dîdâr ve ağız vasfı beyitlerine Pervâne’nin beş beyitlik metninde rastlanmaz.
Kaynakça
- Edirneli Nazmî, Mecma‘u’n-Nezâ’ir, haz. M. Fatih Köksal, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 1702-1703, şiir no. 5240. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-195954/mecmaun-nezair-edirneli-nazmi.html
- Pervâne b. Abdullah, Pervâne Bey Mecmuası, haz. Kamil Ali Gıynaş, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 2858, şiir no. 7950, vr. 626a [583a]. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194492/pervane-bey-mecmuasi.html
Çevrimiçi kaynaklar
![Gazel 56 — Saña kıblem n’ola secde‿itse[ler] inkâr ehli](https://amasya05.com/storage/gallery/4b72c3731324c09a525a3d8012c6268f.jpg)





