Hatîbzâde Hacı Rıfkı Osman Efendi, III. Selim'in Nizâm-ı Cedîd ordusuna asker yazımı Amasya'da başladığında, 1208 (1793) yılında şehrin kadısı olarak halka yeni ocağı anlatıp gençleri yazılmaya özendiren âlim ve şairdir. Saraçhane Camii hatibinin oğluydu ve babasının hatipliğini de üstlenmişti. İstanbul'da bir vezirin imamlığından Ayıntâb mollalığına kadar yükselmiş, ömrünün son on yılını Amasya mahkemesinde kadı, naip ve başkâtip olarak geçirmiş, 1211 (1797) yılında ölmüştür. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın gözünde "âlim, kâmil, şâir" bir adamdı; talik yazıda da usta bir hattattı.

Hayatı

Onuncu ciltteki Rıfkı Osmân Efendi-Hatîbzâde el-Hâc maddesi, hayatını medreseden mahkemeye adım adım izler:

Amasyalıdır. Sarâchâne Câmii hatîbi el-Hâc Ömer Efendi'nin mahdûmudur. Fâzıl-ı meşhûr Seküköylüzâde el-Hâc Kâşif Mehmed Efendi'den ikmâl-i tahsîl edib ders-i âm ve ba'dehû İstanbul'a gidip vüzerâdan Çelik Mehmed Paşa'ya imâm oldu. Bu esnâda müderris ve 1179'da paşa-yı müşârün-ileyhin irtihâlinde Amasya'ya gelip sânîyen ders-i âm ve bir müddet Yörgüç Paşa müderrisi ve 1198'de mahkeme baş-kâtibi ve 1200'de Ayıntâb mollası oldu. 1206'da Amasya nâibi olup mahkeme kitâbetinde kaldı. Bir yıl sonra niyâbeti hitâm bulup 1210 vak'asında kadının İstanbul'a azîmetinde sânîyen Amasya nâibi olup 1211 senesi recebinde vefât etdi. Âlim, kâmil, şâir, Sarâchâne hatîbi, ta'lîkte mâhir, hattât idi.

Günümüz Türkçesiyle: Amasyalıdır. Saraçhane Camii hatibi Hacı Ömer Efendi'nin oğludur. Tanınmış âlim Seküköylüzâde Hacı Kâşif Mehmed Efendi'den öğrenimini tamamlayıp ders-i âm oldu, sonra İstanbul'a giderek vezirlerden Çelik Mehmed Paşa'nın imamı oldu. Bu sırada müderrislik pâyesi aldı; 1179'da paşa ölünce Amasya'ya dönüp yeniden ders vermeye başladı, bir süre Yörgüç Paşa Medresesi'nde müderrislik yaptı, 1198'de mahkeme başkâtibi ve 1200'de Ayıntâb (Antep) mollası oldu. 1206'da Amasya naibi oldu ve mahkeme kâtipliğini de sürdürdü. Bir yıl sonra naipliği sona erdi; 1210 yılında kadı İstanbul'a gidince ikinci kez Amasya naibi oldu ve 1211 yılı Receb ayında öldü. Âlim, olgun, şair, Saraçhane hatibi, talik yazıda usta bir hattattı.

Rıfkı'nın ne zaman doğduğu bilinmiyor. Hüsameddin'in ifadesindeki sıra, Rıfkı'nın gençliğini İstanbul'da bir vezir dairesinde geçirdiğini, 1179'da (1765-66) paşanın ölümüyle memleketine döndüğünü ve bundan sonraki otuz yılı Amasya'da medrese ile mahkeme arasında yaşadığını gösterir. Ayıntâb mollalığı, mevleviyet derecesinde bir kadılıktır; Rıfkı bu rütbeyle Amasya'ya dönüp şehrin mahkemesinde görev almayı sürdürmüştür. Babasının unvanı olan Saraçhane hatipliği de ona geçmiş, "Hatîbzâde" lakabı bu görevden gelmiştir. Hüsameddin'in andığı cami, Amasya'daki Saraçhane (Şadgeldi Paşa) Camii'dir.

Amasya Mahkemesinde ve Nizâm-ı Cedîd

Dördüncü cildin yıl yıl ilerleyen olaylar kısmı, Rıfkı'nın son yıllarını onuncu ciltteki maddeden daha ayrıntılı izler ve birkaç noktada ondan ayrılır. Buna göre 1207 Cemâziyelevvelinin başında (Aralık 1792) "mevâlîden mahkeme kâtibi Hacı Osmân Rıfkı Efendi" Amasya kadısı olmuştur. Madde ise aynı dönem için 1206'da naiplikten söz eder. İki ifade, Rıfkı'nın mahkeme kâtipliğini sürdürürken kadı vekili ve kadı olarak çalıştığı yıllara farklı adlar vermiş olabilir.

Ertesi yıl Amasya, III. Selim'in kurduğu Nizâm-ı Cedîd ordusuna asker yazımına sahne oldu. 1208 Saferinin başında (Eylül 1793) İstanbul'dan gelen iki görevli, Amasyalı Uzun Hâfız Mehmed Efendi ile Mahmud Efendi, görünüşte erzak ve levazım almaya, gerçekte yeni ordunun ne olduğunu halka anlatmaya ve ulema ile yeniçerilerin tavrını yoklamaya gönderilmişti. Hüsameddin'e göre bu iki görevliyle birlikte "Amasya kadısı Hacı Rıfkî Efendi yer yer îzâhât verdiler", halkı yeni ocağa yazılmaya teşvik ettiler ve iyi bir etki bıraktılar. Mahkemede açılan deftere pek çok genç ve yeniçeri yazıldı.

Ortam kısa sürede değişti. Cemâziyelevvelin başında Amasya'ya yeni kadı geldi; ocak ağalarından gelen gizli mektuplarla kışkırtılan bir kalabalık Cemâziyelâhirin başında (Ocak 1794) mahkemeyi bastı, yazılanların künyelerini taşıyan defteri yırttı ve kimi mahkeme görevlilerini hırpaladı. Uzun bir soruşturmadan sonra kışkırtıcılar sürgüne gönderildi; aralarında mahkeme kâtibi Ahmed Efendi de vardı. Hüsameddin'in kaydına göre bunların yerine "sâbık kadı ve nâ'ib Hacı Rıfkî Osmân Efendi" mahkeme kâtibi oldu. Defter yeniden düzeltilerek İstanbul'a gönderildi. Nizâm-ı Cedîd'i halka anlatanlardan biri olan Rıfkı'nın, kargaşanın ardından mahkemeye yeniden getirilmesi, yeni düzenin yanında duran ulemadan sayıldığını düşündürür; bu bir yorumdur.

1210 Rebîülevvelinde (Eylül-Ekim 1795) kadı İstanbul'a gidince "kâtib Hacı Rıfkî Osmân Efendi" yeniden Amasya naibi oldu. Ölüm tarihi iki kayıtta farklıdır: onuncu cilt 1211 Recebini (Ocak 1797) verir; dördüncü cilt ise "Amasya nâ'ibi ve mahkeme kâtibi Hatîbzâde Hacı Rıfkı Osmân Efendi"nin 1211 Zilkadesinin sonlarında (Mayıs 1797) öldüğünü, yerine Fazlıoğlu Feyzullah Efendi'nin naip olduğunu yazar. Hangisinin doğru olduğunu gösterecek başka bir belge bulunamadı.

Ailesi ve Hocası

Rıfkı'nın babası Saraçhane Camii hatibi Hacı Ömer Efendi'dir. Oğlu Hamdullah Efendi-Hatîbzâde de Amasya'da okuyup kasabalarda kadılık etmiş ve 1235'ten (1819-20) sonra ölmüştür; Hüsameddin onu tanıtırken babasını "kudât ve mevâlîden Amasya mahkemesi kâtibi ve nâibi Osmân Rıfkı Efendi" diye anar. Hocası Seküköylüzâde Hacı Kâşif Mehmed Efendi ise maddede "fâzıl-ı meşhûr", yani tanınmış bir âlim sıfatıyla geçer. Aynı ciltte Rıfkı'nın hemen ardından gelen Rıfkı Ali Efendi-Molla ise 1108'de Amasya naibi olarak görülen başka bir kişidir; yayına hazırlayanların notuna göre müellif onun hakkında başka bilgi vermemiştir.

Şiiri

Talik yazısındaki ustalığı övülen Rıfkı Osman Efendi'nin şiirlerine ulaşılamamıştır. Hüsameddin'in "şâir" sıfatı bir örnekle desteklenmez ve müellif bu bilgiyi nereden edindiğini de açıklamaz. "Rıfkı" mahlası "yumuşaklık, nezaket" anlamındaki rıfk kelimesinden gelir.

Kronoloji

1179 (1765-66): Çelik Mehmed Paşa'nın ölümü üzerine Amasya'ya döner, yeniden ders vermeye başlar.

1198 (1783-84): Amasya mahkemesinin başkâtibi olur.

1200 (1785-86): Ayıntâb mollası olur.

1206-1207 (1791-1793): Amasya naibi, ardından 1207 Cemâziyelevvelinde (Aralık 1792) Amasya kadısı olur.

1208 Safer (Eylül 1793): Nizâm-ı Cedîd için asker yazımında halka açıklamalar yapar.

1208 Cemâziyelâhir (Ocak 1794): Mahkeme basıldıktan sonra mahkeme kâtibi olur.

1210 Rebîülevvel (Eylül-Ekim 1795): İkinci kez Amasya naibi olur.

1211 Receb ya da Zilkade (Ocak ya da Mayıs 1797): Amasya naibi ve mahkeme kâtibiyken ölür.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar