İstanbul'da "Koç Rif'at Efendi" lakabıyla tanınan Rif'at Ahmed Efendi, maliye kalemlerinde yetişip kereste gümrüğü nazırlığına kadar yükselen Amasyalı bir kâtip ve şairdir. Babası, Sadrazam Râgıb Mehmed Paşa'nın kahvecibaşılığından Amasya mukataa eminliğine geçen ve şehrin varlıklıları arasında sayılan Hindî Hasan Ağa'ydı. Rif'at 1218 (1803-04) yılında görevdeyken öldü ve babası gibi Üsküdar'a gömüldü. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar onun için yalnız "kâtib, şâir idi" der; şiirlerinden bir örnek bilinmiyor.

Hayatı

Rif'at'ın kendisi için elimizdeki ana kayıt, onuncu cildin Rıfat Ahmed Efendi-Hindîzâde maddesidir:

Amasyalıdır. Meşâhîr-i ağniyâ ve erbâb-ı yesârdan Amasyalı Hindî Hasan Ağa bin Hüseyin Ağa'nın oğludur. İstanbul'da mektûbî-i mâliye kaleminde tahsîl ü terbiyye görüp "Koç Rıfat Efendi" demekle meşhûr oldu. Ba'dehû hulefâdan olup sonra muhâsebe kâtibi ve buradan kereste gümrüğü nâzırı olduğu hâlde 1218'de vefât etdi. Üsküdâr'da medfûndur. Kâtib, şâir idi.

Günümüz Türkçesiyle: Amasyalıdır. Tanınmış zenginlerden, varlıklı kişilerden Amasyalı Hindî Hasan Ağa'nın (babası Hüseyin Ağa) oğludur. İstanbul'da maliyenin mektupçu kaleminde yetişti ve "Koç Rif'at Efendi" adıyla tanındı. Sonra kalemin kıdemli kâtipleri (halifeler) arasına girdi, ardından muhasebe kâtibi oldu ve oradan kereste gümrüğü nazırlığına geçti; bu görevdeyken 1218'de öldü. Üsküdar'da gömülüdür. Kâtip ve şairdi.

Maddedeki unvanlar Rif'at'ın kariyerini basamak basamak gösterir: mektubî kalemi Defterdarlık'ın yazışmalarını yürüten daireydi, "halife" bu dairelerdeki kıdemli kâtiplere verilen addı, kereste gümrüğü de kereste ticaretinden alınan resmi toplayan birimdi. Rif'at'ın doğum yılı, hangi muhasebenin kâtibi olduğu ve nazırlığa ne zaman getirildiği yazılmamıştır. "Koç" lakabının neden verildiği de açıklanmaz; kelime erkek koyunu, mecazen de gürbüz, yiğit kişiyi anlatır.

Babası Hindî Hasan Ağa

Ailenin İstanbul ile bağını kuran babadır. Sekizinci ciltteki Hasan Ağa-Hindî el-Hâc maddesine göre Hasan Ağa gençliğinde silahdarlar arasına girmiş, sonra Râgıb Mehmed Paşa'nın dairesine katılmıştı. Paşanın vezirliğinde ağalarından, sadaretinde kahvecibaşısı oldu. Râgıb Paşa 1176 Ramazanında (Nisan 1763) ölünce Amasya mukataa emini olarak memleketine döndü; 1180'de bu görevden alınıp İstanbul'a gitti ve emekli maaşı bağlananlar arasına girdi. Hüsameddin bu dönemi maliye defterlerinden izlemiştir: 1181 tarihli defterde "Hasan Hüseyin Amasya an-silahdârân", 1186 tarihli defterde "Hasan Hüseyin Amasya kahveci-i Râgıb Paşa" diye geçer. 1188'de Amasya mukataalarının mültezimi oldu, 1191'de (1777) öldü ve Üsküdar'da Seyyid Ahmed Deresi'ne gömüldü.

Aynı madde lakabın kaynağını da verir: yüzü kızıl olduğu için Râgıb Paşa ona "Hindî Ağa" demiş, oğullarına da bu yüzden "Hindîzâdeler" denmiştir. Hasan Ağa'nın oğulları Ahmed Rif'at ve Hüseyin Tâlib Efendiler ile Mehmed ve Mustafa Ağalar'dır. Babanın İstanbul'daki yıllarıyla oğullarının maliye kalemlerine girmesi arasında bir bağ olması akla yakındır; Hüsameddin bunu ayrıca belirtmez.

Kardeşi Tâlib Hüseyin Efendi

Rif'at'ın kardeşi Hüseyin Efendi, maddesinin başlığında "Tâlib" adıyla anılır ve kardeşiyle aynı yolu izlemiştir. On birinci ciltteki Tâlib Hüseyin Efendi-Hindîzâde maddesine göre İstanbul'da yetişip maliye mektubî kalemine girmiş, Amasyalızâde Hacı İbrâhim Efendi defterdarken onun baş halifesi olmuş, sonra Divan-ı Hümayun hâcegânı arasına girmiş ve 1222'den (1807-08) sonra ölmüştür. Bu maddede baba "dergâh-ı âlî kapıcıbaşılarından ve Amasya a'yânından Hindî Hasan Ağa" diye tanıtılır; sekizinci ciltteki madde ise onu silahdar ve kahvecibaşı olarak anlatır. İki unvan aynı adamın farklı dönemlerine ait olabilir. Hüsameddin Tâlib'i şairler arasında saymaz, onu "erbâb-ı kalemden", yani kalem erbabından biri diye kaydeder.

Hüsameddin'in kitabında "Hindîzâde" adını taşıyan başka bir aile daha vardır: Hindî Ahmed Paşa'nın soyundan gelen ve XIX. yüzyılda şair Zühdî Abdülmecîd Efendi'yi yetiştiren Küpceğiz Mahallesi ailesi. Hindî Hasan Ağa'nın soyu ile bu ev arasında bir akrabalık kurulmaz; lakap Hasan Ağa'ya Râgıb Paşa tarafından verildiğine göre adların ortaklığı büyük ihtimalle bir rastlantıdır.

Amasya ile Bağı

Rif'at'ın hayatının bilinen bütün basamakları İstanbul'da geçmiştir. Amasya ile bağı ailesidir: Hüsameddin hem onu hem babasını açıkça "Amasyalı" diye kaydeder ve babasının Amasya mukataalarını yönettiği, şehrin varlıklıları arasında sayıldığı yıllar Rif'at'ın gençliğine denk gelir. Rif'at'ın Amasya'da doğup doğmadığı ise yazılmamıştır.

Şiiri

Hüsameddin'in "kâtib, şâir idi" sözünü destekleyecek tek bir beyit bugün elde değildir; Rif'at Ahmed Efendi'nin şiirlerine ulaşılamamıştır. Ne bir divanı ne de bir mecmuada onun adını taşıyan bir manzume bilinmektedir. Aynı ciltte, hemen ardından gelen Rif'at Mehmed Efendi (Gürcüzâde) ise aynı mahlası kullanan ve bir gazeli bir mecmuada korunmuş başka bir Amasyalıdır; iki şair çağdaştır, ama aralarında bir akrabalık kaydedilmemiştir. "Rif'at" yücelik demektir ve XVIII. yüzyıl kâtip şairleri arasında sık görülen bir mahlastır.

Kronoloji

1176 Ramazan (Nisan 1763): Babası Hindî Hasan Ağa, Râgıb Paşa'nın ölümü üzerine Amasya mukataa emini olur.

1188 (1774-75): Babası Amasya mukataalarının mültezimi olur; 1191'de (1777) ölür.

1218 (1803-04): Rif'at Ahmed Efendi kereste gümrüğü nazırıyken ölür; Üsküdar'a gömülür.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar