Sesinin güzelliğiyle anılan Hâfız Ahmed Efendi, Amasya'da yarım asırdan fazla bir süre şer'iye mahkemesinin ve Abdullah Paşa Camii'nin imamlığını yapmış, Sâmî mahlasıyla şiir yazmış bir âlimdir. Ailesi, Amasya şairlerinin kayıp tezkiresini yazan Abdî Efendi'ye dayanır: Sâmî, tezkire yazarının torununun torunudur. 1234'te (1818-19) ölümüyle imamlık oğluna geçti; şiirlerinden ise elde bir satır kalmadı.
Hüsameddin'in Kaydı
Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın Amasya Tarihi'nde mahlasdaşı Arpaeminizâde Sâmi Mustafa Bey'i hemen izleyen kayıt, Sâmî Ahmed Efendi'yi "Mahkeme İmâmı" lakabıyla tanıtır:
Şeyh Alizâde es-Seyyid Abdurrahmân Efendi bin es-Seyyid Rüşdü Ahmed Efendi bin es-Seyyid eş-Şeyh Ali Efendi mahdûmudur. Hıfz-ı Kur'ân ve tahsîl-i ilm ü irfân etdikten sonra 1179 muharreminde mahkeme imâmı ve 1189'da pederinin vefâtıyla Abdullah Paşa Câmii imâmı olduğu hâlde 1234'de vefât etdi. Hıfz u sadâsı güzel, sâhib-i irfân, şâir, latîf idi. Mahdûmu Hâfız Mehmed Efendi imâm oldu.
Günümüz Türkçesiyle: Şeyh Alizâde Seyyid Abdurrahman Efendi'nin oğludur; Abdurrahman Efendi, Seyyid Rüşdü Ahmed Efendi'nin, o da Seyyid Şeyh Ali Efendi'nin oğluydu. Kur'an'ı ezberleyip ilim ve irfan tahsil ettikten sonra 1179 Muharrem'inde (Haziran-Temmuz 1765) mahkeme imamı, 1189'da babasının ölümüyle Abdullah Paşa Camii imamı oldu ve bu görevdeyken 1234'te (1818-19) öldü. Kur'an'ı iyi bilen ve sesi güzel, irfan sahibi, şair, nazik bir insandı. Oğlu Hâfız Mehmed Efendi de imam oldu.
Maddede adı yalnız "Sâmî Ahmed Efendi" olarak geçer; onu kaydın başındaki baba adından ayırmak için Hüsameddin'in koyduğu "Mahkeme İmâmı" lakabı, kişinin hayatını tek kelimeye sığdırır.
Abdî Efendi'nin Soyu
Sâmî'nin dedesi Rüşdü Ahmed Efendi, Amasya'nın edebiyat tarihinde ayrı bir yeri olan kişidir. Babası Şeyh Ali Efendi, Amasya şairleri tezkiresinin yazarı Müderris Abdî Efendi'nin oğluydu. Rüşdü Ahmed Efendi dedesinin tezkiresine bir zeyl yazmış, kendi çağının şairlerini ve olaylarını toplamış, 1159'da (1746) ölmüştü. Bu zeyl, Hüsameddin'in elindeki kitaplarla birlikte sonradan yanmıştır.
Rüşdü Ahmed Efendi'nin maddesi Sâmî'nin babasını da tanıtır: Hâfız Seyyid Abdurrahman Efendi, Abdullah Paşa Camii imamıydı; yerine oğlu Hâfız Seyyid Ahmed Efendi imam oldu ve 1234'te öldü, onun oğlu Hâfız Seyyid Mehmed Efendi de imamlığı sürdürdü. Ölüm yılı ve oğlunun adı Sâmî'nin maddesindekilerle aynı olduğu için bu Ahmed Efendi'nin Sâmî olduğu açıktır. Aile ile cami arasındaki bağ daha eskiye de uzanır: Rüşdü Ahmed Efendi 1112'de (1700-01) babasının feragatiyle aynı caminin cüzhanı olmuştu. Böylece dört kuşak boyunca Abdullah Paşa Camii'nde bir Şeyh Alizâde'nin sesi duyulmuştur.
Abdullah Paşa Camii, bugün Sofular Camii diye bilinen, II. Bayezid devri beylerbeyilerinden Hacısinanbeyzâde Abdullah Paşa'nın yaptırdığı cami ve dârülhadistir. Hıfzıyla ve sesiyle anılan bir imamın görev yeri olarak, ibadetle hadis öğretiminin aynı çatı altında yürüdüğü bu yapı, ailenin ilmî geleneğiyle de uyuşur.
Kaynaklar Arasındaki Ayrılık
Torunla dedenin maddeleri tek bir tarihte ayrılır. Sâmî'nin kendi maddesine göre babası 1189'da (1775-76) ölmüş ve imamlık o yıl ona geçmiştir. Rüşdü Ahmed Efendi'nin maddesinde ise Abdurrahman Efendi'nin ölümü 1197'ye (1782-83) konur. Hüsameddin iki bilgiyi birbirine uydurmaz. Rakamların okunuşunda ya da dizgide bir hata olabileceği gibi, yazarın iki ayrı belgeden yararlanmış olması da mümkündür; hangisinin doğru olduğu bilinmemektedir.
Ad benzerliği de bir karışıklığa yol açabilir. Kitapta Sâmî Ahmed Efendi'nin hemen ardından Benderli Nakşibendî şeyhi Sâmî Mehmed Efendi gelir. 1201'de (1786-87) ölen bu şeyh başka bir kişidir ve Hüsameddin onu şair olarak anmaz. Onun babasının adını ve köyünü yazar, "Şeyh Alizâde es-Seyyid el-Hâc Ahmed Rüşdü Efendi'nin kaydından" öğrendiğini söyler. Aynı unvanları taşıyan iki kişi vardır: Sâmî'nin dedesi ile amcası Abdullah Abdî Efendi'nin oğlu Ahmed Rüşdü. Dede 1159'da öldüğüne, Sâmî Mehmed Efendi ise Amasya'daki şeyhliğine 1169'da başladığına göre bu kaydın sahibi büyük ihtimalle Sâmî'nin amcazadesidir. Öyleyse kayıt tutma alışkanlığı ailede bir kuşak daha sürmüştür.
Şiiri
Sâmî Ahmed Efendi'nin şiirlerine ulaşılamamıştır. Hüsameddin'in kullandığı "şâir" sıfatı maddede tek başına kalır; arkasından bir beyit gelmez. Dedesinin zeyli ve ailenin öbür kayıtları elde olsaydı belki aynı ailenin bu imam şairine de bir yer açılmış olurdu; ikisinin de bugün bulunmaması, Sâmî'nin şiirini de büyük ihtimalle onlarla birlikte götürmüştür. Mahlası, "yüce" anlamındaki Arapça kelimeden gelir ve Osmanlı şairleri arasında yaygın bir mahlastır; bu yüzden mecmualarda "Sâmî" imzasıyla geçen bir şiirin ona ait olduğunu söylemek ek bir kanıt olmadan mümkün değildir.
Kronoloji
1112 (1700-01): Dedesi Rüşdü Ahmed Efendi, Abdullah Paşa Camii cüzhanı olur.
1159 (1746): Dedesi Rüşdü Ahmed Efendi ölür.
1179 Muharrem (Haziran-Temmuz 1765): Sâmî Ahmed Efendi Amasya mahkemesine imam olur.
1189 (1775-76) ya da 1197 (1782-83): Babasının ölümüyle Abdullah Paşa Camii imamlığına geçer.
1234 (1818-19): Ölür; imamlık oğlu Hâfız Mehmed Efendi'ye geçer.
Kaynakça
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 10, s. 198 (Sâmî Ahmed Efendi-Mahkeme İmâmı ve Sâmî Mehmed Efendi-Şeyh-i Nakşibendî maddeleri; e-kitap s. 250). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page250.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 10, s. 67-68 (Rüşdü Ahmed Efendi-Şeyh Alizâde es-Seyyid el-Hâc maddeleri; e-kitap s. 212). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page212.html
Çevrimiçi kaynaklar
