Meclislerde kalem şairleriyle, yani aruzla yazan divan şairleriyle yarışan Sâbâyî Ahmed Çelebi, Hüsameddin'in Amasya şairleri arasında "saz şâiri" diye nitelediği az sayıdaki kişiden biridir. Hayatı ise sazdan uzak işlerde geçti: sipahilikten vergi kalemlerine, oradan voyvodalığa uzanan bir devlet görevlisiydi ve nükteci, sohbeti tatlı biri olarak hatırlandı. 1068 (1657-58) dolaylarında öldü. Şehirde "Yakası Yelli" lakabıyla anılan bir ailedendi.

Hayatı

Bütün bu hayat, Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın Amasya Tarihi'nde birkaç satıra sığar:

Sadr-ı esbak Nasûh Paşa Ağalarından ve dergâh-ı âlî kapıcıbaşılarından "Yakası Yelli" demekle meşhûr Amasyalı Ali Ağa'nın oğludur. İlim ve edeb, hat ve kitâbet öğrendi. İbtidâ sipâhi olup muhârebâta iştirâk etdi. Sonra Amasya sancağı cizyedârı, Sivas eyâleti cizye kâtibi, Tokat voyvadası ve Amasya beytü'l-mâl emîni olup 1068 sâline doğru vefât etdi. Buna Sabâyî Ahmed Ağa denirdi. Oğulları Ali, Mustafa ağalara "Kafası Tellioğulları" da dendi. Kalem şâirleriyle yarışırdı. Saz şâiri, nekre-gû, hoş sohbet idi. Kurşunlu Mahallesi eşrâfındandı.

Sadeleştirilmiş biçimiyle: Eski sadrazam Nasuh Paşa'nın ağalarından ve saray kapıcıbaşılarından olan, "Yakası Yelli" diye tanınan Amasyalı Ali Ağa'nın oğludur. İlim ve edep, hat ve kâtiplik öğrendi. Önce sipahi olup savaşlara katıldı. Sonra Amasya sancağının cizye tahsildarı, Sivas eyaletinin cizye kâtibi, Tokat voyvodası ve Amasya beytülmal emini oldu ve 1068 yılına doğru vefat etti. Kendisine Sabâyî Ahmed Ağa denirdi. Oğulları Ali ve Mustafa ağalara "Kafası Tellioğulları" da denirdi. Kalem şairleriyle yarışırdı. Saz şairi, nükteci ve hoş sohbet biriydi. Kurşunlu Mahallesi'nin ileri gelenlerindendi.

Maddede adı iki biçimde geçer: başlıkta "Sâbâyî", metinde "Sabâyî". Mahlasın kökü büyük ihtimalle "sabâ", yani divan şiirinde sevgiliden haber getiren sabah yelidir. Babasına takılan "Yakası Yelli" lakabının da aynı "yel" sözcüğünü taşıması, mahlasın aile lakabına bir gönderme olarak seçildiğini düşündürür; bu yalnız bir tahmindir, kaynakta böyle bir açıklama yoktur.

Görevleri

Sâbâyî'nin meslek hayatı, XVII. yüzyıl Osmanlı taşrasında bir sipahinin maliye kalemlerine geçişini adım adım gösterir. Cizyedar, gayrimüslimlerden alınan baş vergisi cizyeyi toplayan görevliydi; Sivas eyaletinin cizye kâtipliği aynı işin defter tarafıydı. Tokat voyvodalığı, o devirde şehrin vergi gelirlerini ve asayişini yöneten bir memuriyetti. Beytülmal emini ise mirasçısız ölenlerin malına ve devletin bu tür alacaklarına bakardı. Bu görevlerin hepsi okuma yazma, hesap ve kâtiplik bilgisi isterdi; maddenin başta "hat ve kitâbet öğrendi" diye vurgulaması bu yüzdendir.

Babası Ali Ağa'nın bağlı olduğu "sadr-ı esbak Nasûh Paşa", Osmanlı sadrazamları arasında bu adı taşıyan ve 1611-1614 yıllarında görevde kalan Nasuh Paşa olmalıdır. Hüsameddin paşanın kim olduğunu açıklamaz; tarihler, yani Ali Ağa'nın oğlunun 1657-58 dolaylarında ölmesi, bu eşleştirmeyle uyuşur.

Yakasıtelli Ailesi

Hüsameddin, aynı ailenin sonraki kuşaklarından birini de altıncı ciltte anlatır. Amasya ayanından Yakasıtellizâde Hacı Ahmed Ağa, "el-Hâc Mustafa Ağa bin Ahmed Ağa bin Yakasıtelli Ali Ağa"nın oğlu olarak tanıtılır; büyük dedesi, Nasuh Paşa'nın ağalarından ve saray kapıcıbaşılarından Ali Ağa'dır ve ona "kafası telli" ve "yakası yelli" denirdi. Bu soy kütüğünde Ali Ağa'nın oğlu Ahmed ile Sâbâyî Ahmed Çelebi, Ahmed'in oğlu Mustafa ile de Sâbâyî'nin oğlu Mustafa Ağa aynı kişiler olmalıdır. Öyleyse 1153'te (1740-41) ölen, Üçler Mahallesi'nde oturan, iltizam işleriyle zenginleşip defalarca şehir kethüdası olan Hacı Ahmed Ağa, Sâbâyî'nin torunudur.

İki madde lakabı farklı yazar: Sâbâyî'nin maddesinde baba "Yakası Yelli", oğullar "Kafası Tellioğulları"dır; altıncı ciltte ise aile adı "Yakasıtelli" olur ve iki söz birlikte anılır. Halkın ağzındaki "kafası telli, yakası yelli" sözünün neye dayandığı bilinmiyor. Hacı Ahmed Ağa'nın kendisine "Yeşilli", oğullarına "Yeşillizâdeler" denmesi, ailenin her kuşakta yeni bir lakap edindiğini gösterir.

Şiiri

Saz şairinin sözü çoğunlukla meclisin içinde, ağızdan ağıza yaşardı; bir cönke ya da mecmuaya yazılmadıkça kaybolurdu. Sâbâyî'nin şiirlerine ulaşılamamıştır: Hüsameddin onun nükteler söylediğini ve kalem şairleriyle yarıştığını yazar, ama tek dörtlük ya da beyit aktarmaz. Metin Hakverdioğlu da Amasya Tarihi'ndeki şairler arasında onu ayrıca "saz şairi" diye işaretler.

Bir maliye memurunun hem sazla hem kalemle şiir söylemesi, onun meclislerde iki geleneğe de hâkim olmaya çalıştığını gösteriyor. Sâbâyî'nin adı böylece Amasya'daki âşıklık geleneğinin XVII. yüzyılın ortasında bir devlet memurunun meclis hayatına da girebildiğini haber verir.

Kronoloji

1611-1614: Babası Ali Ağa'nın ağası olduğu Nasuh Paşa'nın sadrazamlık yılları (eşleştirme tahminidir).

1068 (1657-58) dolayları: Sâbâyî Ahmed Çelebi ölür.

1153 (1740-41): Torunu olduğu anlaşılan Yakasıtellizâde Hacı Ahmed Ağa ölür.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar