Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Hâfız Sâdık Mustafa Efendi'nin bilgisini sayarken mizacını da unutmaz: onu "zarîf, nüktedân, mizâha mâil", yani ince, nükteli ve şakaya yatkın biri olarak anar. Âlim ve şair olan Sâdık Efendi, XIX. yüzyılın ikinci yarısında Amasya'da kıraat okuttu, Akka'da naiplik yaptı, hukuk mahkemesi üyeliğinden sonra da Ya'kûb Paşa Medresesi'ne müderris oldu. 1263'te (1846-47) Gümüşlüzâde Mahallesi'nde doğdu, 1321'de (1903-04) öldü. Millî Mücadele yıllarının Amasya müftüsü Abdurrahman Kâmil Efendi'nin ağabeyidir; Kâmil Efendi ferâiz ve aruz bilgisini ondan öğrenmiştir. Şiirlerinden bir örnek bilinmiyor.

Hüsameddin'in Maddesi

Sâdık Efendi'nin hayatını, onu yakından tanımış olması muhtemel bir hemşehrisi yazmıştır. Sâdık Mustafa Efendi-Mecdîzâde Hâfız maddesi şöyledir:

Amasyalıdır. Meşâhîr-i nüvvâbdan Mecdî Mustafa Efendizâde Ahmed Rif'at Efendi'nin mahdûmudur. 1263'de Gümüşlüzâde Mahallesi'nde doğdu. Hıfz-ı Kur'ân etdikten sonra Câniklizâde Hâfız Mehmed Hilmi Efendi'den vücûh-i Kur'âniyye'yi öğrendi.
Ba'dehû İbikli Hacı Hasan Efendi'nin dersine devâm edib Sûfîzâde Mehmed Hulûsî Efendi'nin dersinden de istifâde ederek ikmâl-i tahsîl etdi. Ders-i âm olduğu esnâda ba'zı zevâtın yardımıyla Akka nâibi olup ikmâl-i müddet ederek avdetinde yine tedrîs-i ulûm ile meşgûl oldu.
Bu esnâda Hukûk mahkemesi a'zâsı olarak tevzî-i adalete me'mûr oldu. A'zâlıkdan infisâl etdikde 1315'de Ya'kûb Paşa müderrisi olup 1321'de vefât etdi. Kibâr-ı ulemâdan fâzıl, şâir, edebiyât-ı Arabiyye ve Farisiyye'ye vâkıf, zarîf, nüktedân, mizâha mâil bir zât-ı sütûde-simât idi. Mahdûmları Mehmed Cemîl, Ahmed Râif Efendilerdir. Her ikisi de bilâ-veled vefât etdi. Ahmed Râif Efendi ulemâdan olmuşdu. Hayfâ ki genç iken vefât etdi.

Bugünkü Türkçeyle: Amasyalıdır. Tanınmış naiplerden Mecdî Mustafa Efendi'nin oğlu Ahmed Rif'at Efendi'nin oğludur. 1263'te Gümüşlüzâde Mahallesi'nde doğdu. Kur'an'ı ezberledikten sonra Câniklizâde Hâfız Mehmed Hilmi Efendi'den Kur'an'ın farklı okuyuş biçimlerini öğrendi. Sonra İbikli Hacı Hasan Efendi'nin derslerine devam etti, Sûfîzâde Mehmed Hulûsî Efendi'nin derslerinden de yararlanarak öğrenimini tamamladı. Ders-i âm olduğu sırada bazı kişilerin yardımıyla Akka naibi oldu, süresini doldurup dönünce yine ders okutmaya başladı. Bu sırada hukuk mahkemesi üyesi olarak yargı işlerinde görev aldı. Üyelikten ayrılınca 1315'te Ya'kûb Paşa müderrisi oldu ve 1321'de öldü. Büyük âlimlerden, faziletli, şair, Arap ve Fars edebiyatını bilen, ince, nükteli, şakaya yatkın, övgüye değer biriydi. Oğulları Mehmed Cemîl ve Ahmed Râif efendilerdir; ikisi de çocuksuz öldü. Ahmed Râif Efendi âlim olmuştu; yazık ki genç yaşta öldü.

Hayatı

Mecdîzâde ailesi Hüsameddin'in Amasya'sında ilmiye mesleğinin içindedir. Abdurrahman Kâmil Efendi hakkındaki ansiklopedi maddesine göre ailenin ataları iki asır kadar önce Kırım'ın Bahçesaray şehrinden gelip Çorum'un Mecitözü yöresindeki Doğla köyüne yerleşmişti; aynı madde lakabı "Mecîdîzâde" biçiminde yazar ve Mecitözü'ne bağlar. Sâdık Efendi'nin babası Ahmed Rif'at Efendi, Hüsameddin'e göre İçerişehir'deki Osmâniyye (Tekke) Medresesi ile Mehmed Paşa Camii yanındaki Fatıma Hâtun Medresesi'nde müderrislik yapmış, sonra kazalarda naip olmuş ve 1281'de (1864-65) ölmüştü. Babasının maddesi oğullarını "fuzalâdan Sâdık Mustafa, Kâmil Abdurrahmân" diye anar. Sâdık'ın doğduğu Gümüşlüzâde Mahallesi, bugün Gümüşlü Mahallesi adıyla bilinen semttir. Ailenin sonraki kuşağı da burada doğacaktır.

Eğitimi Kur'an ile başladı. Hâfız olduktan sonra "vücûh-ı Kur'âniyye"yi, yani kıraat imamlarının farklı okuyuşlarını Câniklizâde Hâfız Mehmed Hilmi Efendi'den öğrendi. Medrese derslerini İbikli Hacı Hasan Efendi ile Sûfîzâde Mehmed Hulûsî Efendi'nin yanında sürdürüp ders-i âm rütbesine ulaştı. Bu sırada "ba'zı zevâtın yardımıyla", yani birilerinin aracılığıyla Akka naipliğine gönderildi. Bugün İsrail sınırları içinde kalan Akka, o yıllarda Doğu Akdeniz kıyısındaki Osmanlı şehirlerinden biriydi. Görev süresini tamamlayıp Amasya'ya dönünce yeniden ders okutmaya başladı.

Hayatının bundan sonraki kısmı Tanzimat'ın getirdiği yeni yargı düzeniyle ilgilidir. Sâdık Efendi bir süre nizamiye mahkemeleri düzeni içindeki hukuk mahkemesinin üyesi oldu. Bu görevden ayrıldıktan sonra 1315'te (1897-98) Ya'kûb Paşa Medresesi'ne müderris atandı ve 1321'de (1903-04) bu görevdeyken öldü. Hüsameddin onun karakterine maddede ayrı bir yer ayırır. "Zarîf, nüktedân, mizâha mâil" sözleri, bu âlimin sohbetinde şakaya ve hazırcevaplığa yer verdiğini gösterir.

Ailesi ve Öğrencisi Kardeşi

Sâdık Efendi'nin iki oğlu oldu. Mehmed Cemîl ile âlim olan Ahmed Râif, Hüsameddin'e göre çocuk bırakmadan öldüler; Ahmed Râif Efendi'nin ölümünü yazar "hayfâ ki genç iken" diye ayrıca kaydeder. Sâdık Efendi'nin soyu böylece kesilmiş, ailenin ilmî adını sürdürmek kardeşinin oğullarına kalmıştır.

Bu kardeş, 1850'de doğan Abdurrahman Kâmil Efendi'dir. Kâmil Efendi 1900'de Amasya müftüsü olmuş, Mustafa Kemal Paşa 12 Haziran 1919'da Amasya'ya geldiğinde onu ilk karşılayanlar arasında yer almıştır. Kâmil Şahin'in ansiklopedi maddesi, Kâmil Efendi'nin ferâiz ve aruz ilmini kardeşi Sâdık Efendi'den öğrendiğini yazar. Ferâiz, miras paylarının hesaplanması ilmidir; aruz ise divan şiirinin vezin sistemidir. Ağabeyinden aruz öğrenen Kâmil Efendi de şiir yazmış, Arapça ve Farsça şiirlerini de içeren divanını 1884'te tamamlamıştır. Kâmil Efendi'nin oğlu, 1942-1962 yıllarının Amasya müftüsü Sabrî Mehmed Efendi de şiir yazan bir âlimdi.

Şiiri

Hüsameddin, Sâdık Efendi'yi "şâir" ve "edebiyât-ı Arabiyye ve Farisiyye'ye vâkıf" diye anar, ama ne bir beytini aktarır ne de bir divandan ya da mecmuadan söz eder. Şiirlerine ulaşılamamıştır. Kardeşine aruz öğretmiş olması, şairliğinin bir hevesten öte, vezin tekniğini bilen birinin işi olduğunu düşündürür.

Kronoloji

1263 (1846-47): Amasya'da Gümüşlüzâde Mahallesi'nde doğar.

1266 (1850): Kardeşi Abdurrahman Kâmil Efendi doğar.

1281 (1864-65): Babası Ahmed Rif'at Efendi ölür.

1315 (1897-98): Ya'kûb Paşa Medresesi müderrisi olur.

1321 (1903-04): Ölür.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Çevrimiçi kaynaklar