1942'den 1962'ye kadar yirmi yıl Amasya müftülüğü yapan Mecdîzâde Mehmed Sabri Efendi, soyadı kanunundan sonraki adıyla Mehmet Sabri Yetkin, 1884'te Amasya'da doğmuş bir âlim, müderris ve şairdir. Millî Mücadele yıllarının Amasya müftüsü Abdurrahman Kâmil Efendi'nin büyük oğludur. Şiirlerinde "Sabrî" mahlasını kullanmıştır. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar onu şahsen tanımış, Amasya Tarihi'ne yazdığı maddede kendisine verdiği bir gazeli de kaydetmiştir. Hayatının ayrıntıları ise Recep Orhan Özel'in, Diyanet İşleri Başkanlığı'ndaki özlük dosyasına ve şairin Millî Kütüphane'deki yazma defterlerine dayanan çalışmasıyla bilinmektedir. 1963'te ölmüştür. Hüsameddin'in onun için yazdığı madde, Sabrî Mehmed Efendi-Mecdîzâde başlığıyla ayrıca yayımlanmıştır.

Hüsameddin'in Kaydı

Hüsameddin'in maddesi, yazarın Sabri Efendi ile aynı şehirde yaşadığı, onun meslek hayatının ortasında yazılmıştır:

Amasya müftüsü Hâfız Abdurrahman Kâmil Efendi bin Ahmed Rif'at Efendi bin Mecdî Mustafa Efendi'nin mahdûmudur. 1303 senesinde Gümüşlüzâde Mahallesi'nde doğdu. İbtidâî ve İdâdî mekteblerde okuyup şehâdetnâmeler aldıkdan sonra Bekir Paşa müderrisi olan pederinden ikmâl-i tahsîl edib 1326 rebîülevvelinde icâzetnâme aldı. Bu esnâda Köprülü Fâzıl Arif ve Kapancızâde Hâfız Şerîf Mehmed Efendilerden de istifâde etdi. 1327'de bi'l-imtihân ders-i âmlık ehliyetnâmesi alıp tedrîs-i ulûma başladı. "Akaid-i Nesefîyye Şerhi"ni tedrîs ederken Tevhîd-i Tedrîsât Kanûnu ile medrese tahsîli hitâma erdiğinden 1331'de Amasya Lisesi'nde Arabî muallimi, 1336'da dârü'l-hilâfe müderrisi, 1338'de İmâm ve Hatîb Mektebi Edebiyât muallimi ve bunun ilgâsında Bâyezîd Medresesi'nde tevhîd edilen kütübhâneler me'mûru oldu. Ulûm-ı Arabiyye ve Edebiyye'de mâhir, âlim, pederi gibi kâmil, usûl ve fürûa vâkıf, gâyet zekî, târih ve muhâzarâta âşinâ, tab'an edîb, şâir olup kitâplar mütâlaasından lezzet almış çalışkan bir zâtdır. Şu gazelini bana lutfetmişdir.

Günümüz Türkçesiyle: Amasya müftüsü Hâfız Abdurrahman Kâmil Efendi'nin oğludur; Kâmil Efendi, Ahmed Rif'at Efendi'nin, o da Mecdî Mustafa Efendi'nin oğludur. 1303'te Gümüşlüzâde Mahallesi'nde doğdu. İbtidai ve idadi mekteplerinde okuyup diplomalarını aldıktan sonra Bekir Paşa Medresesi müderrisi olan babasının yanında öğrenimini tamamladı ve 1326 Rebiülevvel'inde icazetname aldı. Bu sırada Köprülü Fâzıl Ârif Efendi ile Kapancızâde Hâfız Şerîf Mehmed Efendi'den de yararlandı. 1327'de sınavla ders-i âmlık ehliyetnamesi alıp ders okutmaya başladı. Nesefî akaidinin şerhini okuturken Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile medrese eğitimi sona erdiği için 1331'de Amasya Lisesi'nde Arapça öğretmeni, 1336'da Dârü'l-hilâfe Medresesi müderrisi, 1338'de İmam-Hatip Mektebi'nde edebiyat öğretmeni oldu; bu okul kapatılınca Bayezid Medresesi'nde birleştirilen kütüphanelerin memuru oldu. Arap dili ve edebiyatında usta, âlim, babası gibi olgun, fıkıh usulüne ve furuuna vâkıf, çok zeki, tarihe ve sohbete aşina, yaradılıştan edip, şair, kitap okumaktan zevk alan çalışkan bir kişidir. Şu gazelini bana armağan etmiştir.

Maddenin tarihleri birbirini tam tutmaz. Hüsameddin öğretmenliklere geçişi Tevhid-i Tedrisat Kanunu'na (1924) bağlar, ama andığı ilk görevin tarihi 1331'dir (1915). Özel'in özlük dosyasından çıkardığı görev listesi bu yılları ayrıntılı ve tutarlı biçimde verdiği için aşağıdaki hayat hikâyesinde o esas alınmıştır.

Hayatı

Özel'e göre Mehmet Sabri, 1302'de (1884) Amasya'da doğdu; Hüsameddin bir yıl sonrasını verir. 1904 tarihli Osmanlı nüfus tezkeresi onu ela gözlü, buğday tenli bir genç olarak tarif eder ve Gümüşlü Mahallesi'nde oturduğunu gösterir. Darüşşifa önündeki Çöplüce İbtidai Mektebi'ni 1897'de, Amasya İdadisi'ni 1902'de bitirdi. Okul yıllarında babasından sarf ve nahiv, tatillerde aruz ve kafiye bilgisi, Sa'dî'nin Bostan ve Gülistan'ı ile Câmî'nin Bahâristan'ını okudu. Hâfız'ın divanını Şeyh Emîn Medînelî'den, miras hukukunu (feraiz) ve yıldızların yüksekliğini ölçme bilgisini muvakkit Kapancızâde Hâfız Şerîf Efendi'den öğrendi. 1908'de Bekir Paşa Medresesi'nden icazet, 1911'de sınavla ders-i âm ehliyetnamesi aldı.

Memuriyet hayatı, kendi deyişiyle yarım asrı aştı. 1909'da Amasya müftülüğünde müsevvit olarak başladı; medrese öğrencilerine hat, Amasya Sultanisi'nde din bilgisi ve Arapça, Dârü'l-hilâfe Medresesi'nde fıkıh, tarih ve coğrafya, İmam-Hatip Mektebi'nde edebiyat, hitabet ve inşa dersleri verdi. Okullar kapanınca 1926'da kısa bir süre muhasebe kâtipliği yaptı, aynı yılın sonbaharında Amasya kütüphane memuru oldu ve on bir yıl bu görevde kaldı. Bu geçişin geçim sıkıntısı getirdiğini kendi notlarında yazmıştır. 1939'dan sonra Bayezid Kitaplığı'nda çalıştı. Ocak 1942'de ders-i âmlar, vaizler, imamlar ve belediye meclisi üyelerinden oluşan bir heyet gizli oyla onu müftülüğe seçti; aynı listede kardeşi Ahmet Emrî Yetkin de vardı, ama adaylıktan çekildi. Mart 1942'de Amasya müftüsü olan Sabri Yetkin, 1955'te fetvahanede bir kalp krizi geçirdi, 1962'de dinlenmeye muhtaç olduğunu yazdığı bir dilekçeden sonra görevden ayrıldı ve 1963'te öldü.

Ardında hiçbiri basılmamış, çoğu Millî Kütüphane'de bulunan yazma eserler bıraktı. Bunlar arasında Câmî'nin Farsça Lüccetü'l-esrâr'ının 1931'de kütüphane memuruyken yaptığı tercüme ve şerhi, Hz. Ali'ye nispet edilen Zeynebiyye kasidesinin şerhi, Kâ'b b. Züheyr'in Kasîde-i Bürde'si ile Büstî'nin Nûniyye kasidesinin şerhleri, Yâsîn ve İnsan surelerinin tefsirleri, vaaz notları ve Kefe-i Sabrî adını verdiği hatıra defteri vardır. Bu son defter, kendi hatıraları ve düşünceleriyle birlikte yakın dostlarının bazı şiir ve mektuplarını da içerir.

Ailesi

Mecdîzâdeler, Kırım'dan Amasya'ya göç edip birkaç kuşak boyunca âlim yetiştirmiş bir ailedir. Babası Abdurrahman Kâmil Efendi, Bekir Paşa Medresesi'nin müderrisi ve Millî Mücadele yıllarının müftüsüdür; kendisi de şairdir ve şiirlerini Abdurrahman Kâmil Efendi: Şair ve Eserleri yazısı inceler. Sabri'nin iki kardeşi Ahmet Emrî Yetkin (1886-1974) ile Mustafa Niyazi Yetkin (ö. 1959) de din bilgini olarak yetişmiştir; Emrî ayrıca şairdir; Hüsameddin'in ona ayırdığı madde sitede Emrî Ahmed Efendi-Mecdîzâde başlığıyla yer alır. Fatma Zehra adlı kız kardeşleri küçük yaşta ölmüştür. Amasya hatıralarını yazan Osman Fevzi Olcay, Sabri ve Emrî kardeşlerle Saraydüzü'ndeki idadide birlikte okuduğunu anlatır.

Şiiri

Telif notu: Mehmet Sabri Yetkin 1963'te öldüğü için şiirleri, ölümünden sonraki 70 yıl boyunca, yani 2033 yılının sonuna kadar telif koruması altındadır. Bu nedenle şiirleri sitemizde ayrı sayfalar hâlinde yayımlanamamakta; aşağıda yalnız kısa alıntılar verilmektedir. Koruma süresi dolduğunda şiirleri de öteki şairlerde olduğu gibi her biri ayrı sayfada yayımlanacaktır.

Sabri Efendi bir divan bırakmamıştır; şiirleri defterlerine dağılmış durumdadır ve bugüne kadar topluca yayımlanmamıştır. Basılı kaynaklarda iki gazeli bilinir. Birincisi Hüsameddin'in maddesindeki beş beyitlik gazeldir. Kitapla kurulan dostluğu, tenha bir köşede okumanın zevkini Süleyman'ın tahtına, cennet bahçesine, gül bahçesinde gezintiye değişmeyeceğini söyleyen bu gazel şöyle açılır:

Zevk-i dilimi cilve-i hûbâna değişmem
Gönlüm gülünü gonce-i handâna değişmem

(Gönlümün zevkini güzellerin cilvesine değişmem; gönlümün gülünü gülümseyen goncaya değişmem.) Gazelin "değişmem" redifi, Sabri Efendi'nin kütüphane memurluğu yıllarına da uyan bir ses taşır; makta da şairin, ayna gibi duru saydığı şiirini dostların renkli mecmualarına değişmeyeceğini söyleyerek biter.

İkinci gazeli Özel, şairin Kefe-i Sabrî defterinden yayımlamıştır. Sabri Efendi, Bayezid Kütüphanesi memuru iken Yumuk Osmanzâde Hâfız Tevfik Efendi'nin oğlu Ahmet Efendi ona, okuduğu Türkçe divanlarda "geldin" redifli bir şiire rastlamadığını söylemiş; o da bunun üzerine beş beyitlik bir gazel yazmıştır. Gazel, insanın dünyaya ağlayarak gelip ağlayarak gitmesi üzerine kurulur ve şöyle başlar:

Ne güldün gül gibi bir dem, ne kalbin eyledin hurrem
Dilâ sen bu harâb içre hemân feryâda mı geldin

(Ey gönül, ne bir an gül gibi güldün ne kalbini sevindirdin; sen bu harabeye yalnız feryat etmeye mi geldin?) Dördüncü beyitte şair yazılış sebebini de şiire katar: muhatabına, bu şiiri yazmayı "üstada" teklif ederek dünyaya yeni icat bir şiir yaptırmak için mi geldiğini sorar. Yazılma hikâyesiyle birlikte korunmuş bu gazel, Osmanlı medrese kültürüyle yetişmiş bir Cumhuriyet dönemi müftüsünün, eski şiirin redif ve kafiye oyunlarını bir sohbet konusu olarak sürdürdüğünü gösterir.

Kronoloji

1302 (1884): Amasya'da doğar (Hüsameddin'e göre 1303).

1902: Amasya İdadisi'ni bitirir.

1908: Bekir Paşa Medresesi'nden icazet alır.

1911: Sınavla ders-i âm ehliyetnamesi alır.

1926-1937: Amasya kütüphane memuru.

21 Mart 1942: Amasya müftüsü olur.

1962: Müftülükten ayrılır.

1963: Ölür.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar