Özgün Metin

Vezin: Mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün

Meclisde boş bulunma pür eyle sebūları
Ṣun ehl-i ‘aşḳa ‘aşḳla sāḳī ṭoluları
Ḥaṣr itme bir civāna dili tāze tāze ṣu
Olur cedīd gözelerüñ ṭatlu ṣuları
Ḳānūn-ı sāzı bozmamaḳ içün kemānçenüñ
Ṭutmuş biri birine ḳulaḳ cümle mūları
Yazdıḳda vaṣfuñ itdigi sehvüñ sücūdıdur
Pīş-i varaḳdaki ḳalemüñ ser-fürūları
Bī-ḫande oldı ḫaṭṭ gelicek la‘l-i dil-rübā
‘Ādet budur ki şebde ḳaparlar ḳapuları
Bir rū-siyāhlıḳla olur ‘āḳıbet şehīr
Kāġıd-miṡāl ḫalḳ-ı zamānuñ dü-rūları
Sevdā-yı būs-ı la‘lini Ṣāḥib alup sere
Ṣahbā-yı ġamla eyleyelüm pür-kedūları

Günümüz Türkçesiyle

1. Mecliste gafil bulunma, testileri doldur; ey sâki, aşk ehline dolu kadehleri aşkla sun.

2. Gönlünü tek bir gence bağlama; taze taze su (iç), yeni pınarların (gözelerin) suları tatlı olur.

3. Kemançenin bütün kılları, sazın kanununu bozmamak için birbirine kulak tutmuş.

4. Seni övgüyle yazarken kalemin kâğıdın önünde başını eğip kaldırması, yanılma için yapılan sehiv secdeleridir.

5. Ayva tüyü gelince gönül çelen lal dudak gülmez oldu; âdet budur, gece olunca kapıları kapatırlar.

6. Zamanın iki yüzlü insanları, kâğıt gibi, sonunda bir yüz karalığıyla ün kazanır.

7. Ey Sâhib, onun lal dudağını öpme sevdasını başımıza alıp, kabak testileri gam şarabıyla dolduralım. ("Kedû", kabak, başın da benzetildiği bir kaptır.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Üçüncü beyit bir saz takımını tek bir mısrada toplar ve neredeyse her kelimesi iki anlamlıdır. "Kânûn" hem bir çalgının, kanunun adı hem de kural, nizam demektir; "kulak" hem insan kulağı hem de telli sazların akordunu sağlayan burgulardır; "mû" (kıl), kemançe yayının atkılından yapılmış kıllarıdır. Kemançenin kılları, sazın düzenini bozmamak için "birbirine kulak tutmuştur": hem birbirini dinler hem de burgularla akortlanmıştır. Bir mecliste çalgıların uyumunu bu kadar yakından gözleyen beyit, Sâhib'in musikiye de yabancı olmadığını düşündürür.

Dördüncü beyit fıkıhtan bir terimi yazı işine taşır. "Sehiv secdesi", namazda yapılan bir yanılmayı telafi etmek için namazın sonunda yapılan iki secdedir. Kalem yazarken kâğıdın üstüne eğilip kalkar; şair bu hareketi, sevgilinin övgüsünü yazarken yapılan kusurlar için kılınan sehiv secdelerine benzetir. Övgünün eksik kalacağını baştan kabul eden bu beyit, bir şairin kendi kalemine yönelttiği alçakgönüllü bir şakadır.

Altıncı beyitte kâğıt, iki yüzü olduğu için iki yüzlülüğün simgesidir; üstüne yazı yazıldıkça yüzü kararır. İki yüzlü insanlar da sonunda bir yüz karasıyla ün salar. Beşinci beyitte ayva tüyü yine geceye benzer: gece olunca kapılar kapanır, tüy gelince dudak da gülmez olur. İkinci beyit ise sevgide çeşitliliği öğütleyen, rint havalı bir beyittir: tatlı su yeni pınarlardadır.

Kaynakça

  • Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 215, gazel 113 (Millet Ktp. Ali Emîrî Manzum 243, vr. 35b; İÜ Ktp. T. 1710/6, vr. 18a; İÜ Ktp. T. 738, vr. 25a). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014

Çevrimiçi kaynaklar