Özgün Metin

Vezin: Fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün

Rind-i peymāne-keşe derd ile ṣahbā birdür
‘Ārif-i ser olana lafẓ ile ma‘nā birdür
Rütbe-i ‘aşḳda şāh ile gedā farḳ olmaz
Cümleye mertebe-i seng-i muṣallā birdür
Vaṣlı da firḳati de āteş-i ‘aşḳuñ muḥrik
Teb-zede olana germā ile sermā birdür
Müteferriḳse de fevvāre-i ḫūn-ı her dāġ
Cümlenüñ menba‘ı dildür ser ü pā birdür
Cismümi āteş-i dildür hep iden ḫākister
Ḥāl-i rūḥ ile te’es̱s̱ürde çün ‘ażā birdür
Vaṣf-ı la‘lüñ yazanuñ ḫāmesi nīşger olur
Bunda ḫāṣṣıyyet-i ismiyle müsemmā birdür
Kimi ḫançer didi ebrūsına yārüñ kimi tīġ
İsm ma‘dūd velī beyt-i mu‘ammā birdür
‘Āşıḳa olmaġ ile māye-i sevdā kākül birdür
Anuñ içün ‘aded-i kākül ü sevdā birdür
Ṣuretā olduġı miḥnetle muḥabbet maḫlūṭ
Ṣāḥibā añlama bī-hude ki imlā birdür

Günümüz Türkçesiyle

1. Kadeh çeken rinde dert ile şarap birdir; sırrı bilen arife söz ile anlam birdir.

2. Aşk rütbesinde şah ile dilenci arasında fark olmaz; herkes için musalla taşının mertebesi birdir.

3. Aşk ateşinin vuslatı da ayrılığı da yakıcıdır; sıtmaya tutulana sıcak ile soğuk birdir.

4. Her yaranın kan fıskiyesi ayrı ayrı olsa da hepsinin kaynağı gönüldür; baş ile ayak birdir.

5. Bedenimi hep kül eden gönül ateşidir; çünkü etkilenmekte organlar ile ruhun hâli birdir.

6. Dudağının lalini anlatanın kalemi şeker kamışı olur; burada adın özelliği ile adlandırılan şey birdir.

7. Sevgilinin kaşına kimi hançer dedi, kimi kılıç; adlar sayılıdır, ama muamma beyti birdir.

8. Âşık için sevdanın mayası kâkül olduğundan, kâkül ile sevdanın sayısı birdir.

9. Görünüşte muhabbet mihnetle karışıktır; ey Sâhib, boşuna anlama, çünkü imlâları birdir.

Edebî ve Tarihî Yorum

Redif "birdür" (birdir) her beyitte iki ayrı şeyi birleştirir ve gazelin en ustalıklı iki beyti bu birliği Arap harfli yazının kendisinde bulur. Sekizinci beyitte kâkül ile sevdanın "sayısı" birdir: Arap harfleriyle yazıldığında "kākül" (کاکل) ile "sevdā" (سودا) kelimelerinin ebced değerleri toplandığında ikisi de 71 eder. Son beyitte ise "miḥnet" (محنت) ile "muḥabbet" (محبت) kelimelerinin "imlâsı birdir": iki kelime noktasız yazıldığında aynı görünür, aralarındaki fark yalnız bir harfin noktasıdır. Böylece şair, aşkın sıkıntıyla karışık olduğunu bir yazı gerçeğine dayandırır. Bu iki hesap ve karşılaştırma bizimdir; Topal beyitleri açıklamaz.

İlk beyitler birliği tasavvufî bir düşünceye bağlar: kadeh içen rinde dert ile şarap, sırrı bilen arife söz ile anlam birdir. İkinci beyitte aşk rütbesinde şah ile dilenci arasında fark yoktur, çünkü hepsini bekleyen mertebe aynıdır: cenazenin konduğu musalla taşı. Üçüncü beyitte vuslat ile ayrılık, sıtma nöbetindeki sıcak ile soğuk gibidir; ikisi de yakar. Altıncı beyit ad ile adlandırılanın birliğini yazı aracı üzerinden anlatır: sevgilinin tatlı dudağını yazan kalem, tıpkı şeker kamışı gibi tatlanır. Bu benzetme Hasan Paşa'ya yazılan tarihte de vardı.

Yedinci beyit muammaya, yani harf ve sayılarla gizlenmiş bir adı buldurmaya dayanan şiir türüne gönderme yapar: kaş için söylenen adlar çoktur, hançer ya da kılıç, ama bütün bu adlar tek bir muamma beytinin çözümüne çıkar. Dokuz beyitle divanın uzun gazellerindendir.

Kaynakça

  • Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 111-112, gazel 17 (Millet Ktp. Ali Emîrî Manzum 243, vr. 16a; İÜ Ktp. T. 1710/6, vr. 5a; İÜ Ktp. T. 738, vr. 10b). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014

Çevrimiçi kaynaklar