Özgün Metin

Vezin: Mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün

Her şūḫa mihrbān ki dirüz bī-vefā çıḳar
Maḥż-ı ṣavāb didigümüz hep ḫaṭā çıḳar
Ruḫsār-ı yāre dīde-güşā-yı niyāz olup
Her toḫm-ı eşk kim ṣaçaruz lubya çıḳar
Olmaz şikeste-ḫāṭırımuz senden ey perī
Kesr itseñ üstüḫānımuzı mūmyā çıḳar
Zerdī-i za‘f-ı hicrüñ ile baḥr-ı dīdeden
Ey yār şimdi dürr yerine güher çıḳar
Sevdā-yı kākülüñle resen-bāz-ı āh-ı dil
Peyveste ḳulle-i felege beste-pā çıḳar
Ol çeşm-i sürme-dāra olaldan ta‘alluḳum
Dilden dehāna nālelerüm bī-ṣadā çıḳar
Te’s̱īr-i yümn-i maḳdem-i yār ile ḫānemüz
Tā-ḥaşr kāviş olsa hemān tūtiyā çıḳar

Gazelin geri kalanı (mahlas beyti dahil) tezin açık erişimdeki dijital kopyasında bulunmayan s. 114'tedir ve okunamadı.

Günümüz Türkçesiyle

1. Her nazlı güzele "merhametli" deriz, vefasız çıkar; "tam doğru" dediğimiz hep yanlış çıkar.

2. Sevgilinin yanağına yalvarışla gözümüzü açıp saçtığımız her gözyaşı tohumundan fasulye çıkar. (Mısraın son kelimesi nüshalarda farklıdır; anlam tahminîdir.)

3. Ey peri, senin yüzünden gönlümüz kırık olmaz; kemiklerimizi kırsan içinden mumya (kırık ilacı) çıkar.

4. Ey sevgili, ayrılığının verdiği zayıflığın sarılığıyla, göz denizinden şimdi inci yerine (sarı) cevher çıkar.

5. Kâkülünün sevdasıyla gönlün âhı ip cambazı olur, ayağı bağlı hâlde durmadan feleğin kulesine çıkar.

6. O sürmeli göze bağlandığımdan beri iniltilerim gönülden ağza sessiz çıkar.

7. Sevgilinin gelişinin uğuru öyle etki etti ki, evimizi mahşere kadar kazsalar hep tutya (göz ilacı) çıkar.

Edebî ve Tarihî Yorum

"Çıḳar" redifli gazelin beyitleri, bir şeyin içinden beklenmedik başka bir şeyin çıkmasını anlatır ve bu çıkışların çoğu eski eczacılığın ve halk hekimliğinin malzemesiyle kurulur. Üçüncü beyitte âşık, sevgili yüzünden kalbinin kırılmayacağını söyler, çünkü kemiklerini kırsa içinden "mūmyā" çıkacaktır; mumya, eski tıpta kırıkları sardığına inanılan bir ilaçtı. "Şikeste" (kırık), "kesr" (kırmak) ve "üstüḫān" (kemik) kelimeleri bu ilaçla birlikte bir tenasüp kurar. Son okunabilen beyitte sevgilinin uğurlu ayağının bastığı evin toprağından, kazıldıkça, göz ilacı olarak kullanılan "tūtiyā" çıkar.

Altıncı beyit sürme ile ilgili eski bir inanca dayanır: sürme yiyenin sesinin kısılacağı düşünülürdü. Âşık sürmeli bir göze bağlandığından beri iniltileri ağzından sessiz çıkar. Beşinci beyitte âşığın âhı bir ip cambazına dönüşür; sevgilinin kâkülünü ip edinip ayakları bağlı olarak göğün kulesine tırmanır. Dördüncü beyitte ayrılığın zayıflattığı âşığın benzi sararmıştır, gözyaşı denizinden de artık beyaz inci yerine sarı bir cevher çıkar.

Gazelin okunabilen kısmı yedi beyittir. Yedinci beyitten sonrası, Sâhib'in mahlasının geçtiği son beyit dahil, okunamadı; tezin 114. sayfası açık erişime konan taramada eksiktir. İkinci beytin son kelimesini Topal "lubya" (fasulye) diye vermiştir, İstanbul Üniversitesi T. 1710/6 nüshasında ise "bu riyā" okunur; iki okuma beytin anlamını büyük ölçüde değiştirir.

Kaynakça

  • Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 113-114, gazel 18 (Millet Ktp. Ali Emîrî Manzum 243, vr. 17a; İÜ Ktp. T. 1710/6, vr. 4b; İÜ Ktp. T. 738, vr. 9b). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014

Çevrimiçi kaynaklar