Özgün Metin
Vezin: Fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün
Ġonca-i āl-i ruḫuñ kim açılur ḫarem olur
Gül-i ḫūrşīd ḥicābından erir şeb-nem olur
Hāleveş görmedigüm dem o mehi ‘aynī ile
Gözlerüm ḥalḳa-i der dā’ire-i mātem olur
O bütüñ Ka‘beye teşbīh olunursa rūyı
Reşḥ-i la‘l ile zeneḫdānı çeh-i zemzem olur
Ḫun-ı ṣad-pāre-i dil naḳd-i sirişk ile dü-çeşm
Beñzer ol kīse-i a‘yāna ki pür-dirhem olur
Ḳahramān-ı nigehüñ ḫāṭıra itdikçe ḫuṭūr
Ḫaste-dil şevḳuñ ile Zāl ise de Rüstem olur
Nām-dār-ı reh-i ṣaḥrā-yı muḥabbet olalı
Başdıġum ḫākde naḳş-ı ḳademüm ḫātem olur
Başlarsam nāṭıḳa-pīrā-yı la‘lüñ vaṣfa
Feyż-i ilhāŋ ile Ṣāḥib gibi dil mülhem olur
Günümüz Türkçesiyle
1. Kırmızı yanağının goncası açılınca (bir) harem olur; güneşin gülü utancından erir, çiy tanesine döner. (İlk mısraın son kelimesinin anlamı kesin değildir.)
2. O ayı kendi gözümle ayla gibi (yanı başımda) görmediğim zaman, gözlerim yas dairesinde bir kapı halkası olur.
3. O putun yüzü Kâbe'ye benzetilirse, lal dudağından sızan damlalarla çenesinin çukuru zemzem kuyusu olur.
4. Yüz parça gönlün kanı ve gözyaşı akçesiyle iki göz, içi dirhemle dolu olan ileri gelenlerin kesesine benzer.
5. Bakışının kahramanı akla geldikçe, gönlü hasta olan, senin aşkınla Zâl bile olsa Rüstem olur.
6. Muhabbet çölünün yolunda ün salalı beri bastığım toprakta ayak izim bir mühür olur.
7. Lal dudağının konuşmayı süsleyen vasfını anlatmaya başlarsam, ilham feyziyle gönül Sâhib gibi ilham alır.
Edebî ve Tarihî Yorum
Altıncı beyitte ün ile mühür arasında bir bağ kurulur. "Nām-dār" ünlü, adı tanınmış demektir; mühür de üzerine ad kazınmış bir yüzük taşıdır. Âşık aşk çölünde ün kazandığı için bastığı yerde ayak izi bir mühür gibi adını toprağa basar. Beytin hoşluğu, ayak izinin bırakılış biçimi ile mührün kâğıda basılışı arasındaki benzerliktedir.
Gazelin öteki beyitleri tanıdık mazmunları beklenmedik bağlantılarla yeniler. İkinci beyitte ayın etrafındaki ayla (hâle) bir kapı halkasına dönüşür: sevgiliyi göremeyen âşığın gözleri, yas tutulan bir evin kapısında asılı halka gibidir. Üçüncü beyit, sevgilinin yüzünü Kâbe'ye benzetmenin sonuçlarını çıkarır: yüz Kâbe ise dudaktan sızan damlalarla dolan çene çukuru da Zemzem kuyusudur. Dördüncü beyitte kan ve gözyaşıyla dolu iki göz, eşrafın dirhemlerle dolu keselerine benzer; gözyaşı burada akçe olur. Beşinci beyitte Şehnâme'nin baba ile oğlu, Zâl ile Rüstem, aşkın yaşlıyı yiğide çeviren gücünü anlatmak için yan yana gelir.
İlk beytin ikinci mısraında güneşin gülü sevgilinin yanağı karşısında utancından erir ve çiye döner; güneş ile çiy arasındaki bu ilişki, Sâhib'in başka gazellerinde de karşımıza çıkar. İlk mısraın sonundaki "ḫarem" kelimesinin anlamı açık değildir. T. 1710/6 nüshasında ilk beytin ikinci mısraı farklıdır.
Kaynakça
- Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 115, gazel 19 (Millet Ktp. Ali Emîrî Manzum 243, vr. 17a; İÜ Ktp. T. 1710/6, vr. 5b; İÜ Ktp. T. 738, vr. 9a). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014
Çevrimiçi kaynaklar






