Şerîf Halil Paşa, Bayburtlu Kara İbrahim Paşa'nın hazine kâtibi Amasyalı Yûsuf Efendi'nin oğludur. Defterhanede çırak olarak başlayan meslek hayatı onu iki kez sadaret kethüdalığına, ardından vezirlikle Aydın, Trabzon, İnebahtı, Belgrad, Eğriboz ve Bosna valiliklerine götürmüş; 1165 rebiülevvelinde (Ocak-Şubat 1752) Bosna'da ansızın ölmüştür. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar onu "müdebbir, muktedir, şâir, gâyet edîb" diye niteler ve Damat İbrahim Paşa'ya kasideler ve tarih manzumeleri yazdığını, Arapça ve Farsçadan bazı kitaplar çevirdiğini söyler. Bu şiirlerden ve çevirilerden hiçbirine ulaşılamamıştır.
Hüsameddin'in Kaydı
Madde Amasya Tarihi'nin on birinci cildinde, adı "Şerîf" ile başlayan Amasyalılar arasındadır:
Şerîf Halil Paşa-Hazine Kâtibizâde. Sadr-ı esbak Bayburtluzâde Kara İbrâhim Paşa'nın hazine kâtibi Amasyalı Yûsuf Efendi bin Halil Ağa'nın mahdûmudur. Amcazâde Hüseyin Paşa'nın sadâretinde defterhâneye çırâg olup tedrîcen terakkî ederek ser-halife oldu. 1143 senesi rebîülevvelinde cülûs eden Sultân Mahmûd-ı Evvel'in lalası iken Rumeli pâyesiyle kapıcılar kethüdâsı olan Amasyalı Osmân Paşa'nın himmetiyle tezkîre-i sânî, 1145'de tezkîre-i evvel, 1148'de cizye muhâsebecisi, 1149'da kethüdâ-yı sadr-ı âlî olarak parladı. 1150 rebîülâhirinde Muhsinzâde Abdullah Paşa'nın sadâretinde Rumeli asâkiri sağ kol sürücüsü olarak taşra gönderildi. 1152 muharreminde rikâb-ı hümâyûn kâim makâmı olan Zanalızâde es-Seyyid el-Hac Ahmed Paşa'nın ricâsıyla avdet edib müteâkiben baş muhâsebeci, ba'dehû defter emîni ve 1156 saferinin yirmi yedisinde Sadr-ı a'zam olan İskeforlu es-Seyyid Hasan Paşa'nın arzıyla sânîyen kethüdâ-yı sadr-ı âlî oldu. 1158 cumâdelevvelinde vezâretle Aydın vâlisi oldu. Ba'dehû 1159 ramazanında Trabzon ve şevvâlinde İnebahtı, 1161 şevvâlinde Belgrad ba'dehû Eğriboz, 1164 saferinde Bosna vâlisi olup 1165 senesi rebîülevvelinde Bosna'da ansızın vefât etdi. Müdebbir, muktedir, şâir, gâyet edîb idi. Damat İbrâhim Paşa'ya kasideler ve târihler yapıp Arabî ve Farisî ba'zı kitâblar terceme etmiş âsârı beğenilmişdir.
Günümüz Türkçesiyle: Eski sadrazam Bayburtluzâde Kara İbrahim Paşa'nın hazine kâtibi Amasyalı Yûsuf Efendi bin Halil Ağa'nın oğludur. Amcazâde Hüseyin Paşa'nın sadaretinde defterhaneye çırak olarak girdi, yavaş yavaş yükselerek serhalife, yani kalemin baş kâtibi oldu. 1143 rebiülevvelinde tahta çıkan I. Mahmud'un lalası olan ve Rumeli payesiyle kapıcılar kethüdası bulunan Amasyalı Osman Paşa'nın desteğiyle tezkire-i sânî, 1145'te tezkire-i evvel, 1148'de cizye muhasebecisi oldu ve 1149'da sadaret kethüdası olarak parladı. 1150 rebiülahirinde Muhsinzâde Abdullah Paşa'nın sadaretinde Rumeli askerinin sağ kol sürücüsü olarak taşraya gönderildi. 1152 muharreminde, padişah yanında sadaret kaymakamı olan Zanalızâde Seyyid Hacı Ahmed Paşa'nın ricasıyla döndü; ardından başmuhasebeci, sonra defter emini oldu ve 27 Safer 1156'da sadrazam olan İskeforlu Seyyid Hasan Paşa'nın teklifiyle ikinci kez sadaret kethüdası oldu. 1158 cemaziyelevvelinde vezirlikle Aydın valisi oldu. Sonra 1159 ramazanında Trabzon, şevvalinde İnebahtı, 1161 şevvalinde Belgrad, ardından Eğriboz, 1164 saferinde Bosna valisi oldu ve 1165 rebiülevvelinde Bosna'da ansızın öldü. Tedbirli, iktidarlı, şair, çok edip biriydi. Damat İbrahim Paşa'ya kasideler ve tarih manzumeleri yazmış, Arapça ve Farsçadan bazı kitaplar çevirmiştir; eserleri beğenilmiştir.
Hayatı
Maddede "Amasyalı" sıfatı yalnız babası Yûsuf Efendi için kullanılır. Ailenin Amasya'dan geldiği açıktır; Halil'in nerede ve ne zaman doğduğu ise kayıtlı değildir. Babası, sadrazam Kara İbrahim Paşa'nın hazine kâtibiydi; Halil'in hazine kâtibinin oğlu anlamına gelen "Hazine Kâtibizâde" lakabı buradan gelir. Kendisi de devlet hizmetine aynı yoldan, defterhanenin çıraklığından girmiştir.
Yükselişi I. Mahmud'un 1143 rebiülevvelinde (Eylül-Ekim 1730) tahta çıkışından sonra hızlanır. Hüsameddin bu yükselişi iki Amasyalı hamiye bağlar: yeni padişahın lalası Osman Paşa onu divan kalemlerinin tezkirecilik basamaklarına çıkarmış, 1152 muharreminde (Nisan 1739) ise sadaret kaymakamı Zanalızâde Seyyid Hacı Ahmed Paşa taşradaki görevinden geri dönmesini sağlamıştır. Arada 1150 rebiülahirinde (Temmuz-Ağustos 1737) Rumeli ordusunun sağ kol sürücüsü olarak taşraya gönderilmesi, Muhsinzâde Abdullah Paşa'nın sadareti sırasında gözden uzaklaştırıldığını düşündürür; Hüsameddin bunun nedenini yazmaz. Sadaret kethüdalığına ikinci kez, 27 Safer 1156'da (22 Nisan 1743) sadrazam olan İskeforlu Seyyid Hasan Paşa'nın teklifiyle gelmiştir.
1158 cemaziyelevvelinde (Haziran 1745) vezirlik rütbesiyle Aydın valiliğine çıktı. Bundan sonraki yedi yılda sırayla Trabzon, İnebahtı, Belgrad, Eğriboz ve Bosna valiliklerine atanmış; Bosna'ya 1164 saferinde (Aralık 1750-Ocak 1751) gelmiş ve bir yıl kadar sonra, 1165 rebiülevvelinde (Ocak-Şubat 1752) orada ansızın ölmüştür. Hüsameddin ölüm nedenine dair bir şey söylemez.
Amasya ile Bağı
Babası Yûsuf Efendi Amasyalıdır; kariyerini yönlendiren iki büyük adam, Osman Paşa ile Zanalızâde Ahmed Paşa da öyle. Hüsameddin'in Halil Paşa'yı Amasyalılar arasında saymasının dayanağı, bu baba ile bu iki hamidir. Halil'in kendisini şehirde gösteren bir satır yoktur: Amasya'da oturduğu, orada görev yaptığı ya da bir vakıf bıraktığı bilinmez.
Şiiri
Hüsameddin'in andığı kasideler ve tarih manzumeleri Damat İbrahim Paşa için yazılmıştır, ama bunlardan bugün elde tek bir beyit yoktur; Şerîf Halil Paşa'nın şiirlerine ulaşılamamıştır. Hangi vesilelerle söylendikleri, bir mecmuada toplanıp toplanmadığı ve Arapça ile Farsçadan çevirdiği kitapların adları maddede yer almaz. Bir mahlas kullanıp kullanmadığı da bilinmez; adındaki "Şerîf" sözü maddede mahlas olarak gösterilmez.
E-kitabın metin sürümü burada okuru yanıltabilir. Maddenin bulunduğu sayfa iki sütunludur ve bu sürümde iki sütun satır satır iç içe geçer. Halil Paşa'nın maddesinin hemen öncesinde gelen "Şiirinde 'şerîf' tahallus etmişdir" cümlesi bu yüzden onun maddesine aitmiş gibi okunabilir. Cümle, yandaki sütunda yer alan ve 1131'de (1718-19) ölen Şerîf Hasan Efendi-Yeniçerizâde'nin maddesine aittir; Halil Paşa için böyle bir kayıt yoktur.
Kronoloji
Rebiülevvel 1143 (Eylül-Ekim 1730): I. Mahmud tahta çıkar; Halil, Osman Paşa'nın desteğiyle tezkire-i sânî olur.
1145 (1732-33): Tezkire-i evvel olur.
1148 (1735-36): Cizye muhasebecisi olur.
1149 (1736-37): Sadaret kethüdası olur.
Rebiülahir 1150 (Temmuz-Ağustos 1737): Rumeli askerinin sağ kol sürücüsü olarak taşraya gönderilir.
Muharrem 1152 (Nisan 1739): İstanbul'a döner; başmuhasebeci, sonra defter emini olur.
27 Safer 1156 (22 Nisan 1743): İkinci kez sadaret kethüdası olur.
Cemaziyelevvel 1158 (Haziran 1745): Vezirlikle Aydın valisi olur.
Ramazan 1159 (Eylül-Ekim 1746): Trabzon valisi, şevvalde İnebahtı valisi olur.
Şevval 1161 (Eylül-Ekim 1748): Belgrad valisi, ardından Eğriboz valisi olur.
Safer 1164 (Aralık 1750-Ocak 1751): Bosna valisi olur.
Rebiülevvel 1165 (Ocak-Şubat 1752): Bosna'da ansızın ölür.
Kaynakça
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 11, s. 98-100 (Şerîf Halil Paşa-Hazine Kâtibizâde maddesi; e-kitap s. 389). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page389.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 11, s. 98 (Şerîf Hasan Efendi-Yeniçerizâde maddesi; e-kitap s. 389). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page389.html
Çevrimiçi kaynaklar
